EYÜPSPOR - KOCAELİSPOR MAÇI İLK KORNERDE CEZA SAHASINA BAKIN
Bugün Kocaelispor ilk kornerini kazandığında gözüm ceza sahasında olacak. Top henüz köşe gönderindeyken ön direğe kim koşacak, arka direkte kim markajdan sıyrılacak, ona bakacağım. Merakımın bir sebebi var. Kocaelispor bu sezon deplasmanda attığı beş golün ikisini kornerden buldu. Eyüpspor ise evinde dokuz gol yedi, birini bile kornerden yemedi. Bakarsınız maçın ilk güzel mücadelesi, topa kimse dokunmadan başlar.
7 Kasım Cumartesi günü saat 13.30’da Esenyurt Necmi Kadıoğlu Stadı’na çıktığımızda iki takım arasında on üç puan fark olacak. Kocaelispor on haftayı 16 puanla sekizinci sırada tamamladı. Eyüpspor’un hanesinde ise Alanyaspor’u yendiği gün aldığı üç puan var. O günden beri yedi maçtır kaybediyor. Son beş karşılaşmada bir gol atıp yirmi gol yemiş. İnsan bu rakamları görünce ister istemez rahat bir deplasman bekliyor. Gelgelelim o yirmi golün sekizini Fenerbahçe tek maçta attı. Kasımpaşa ise aynı Eyüpspor’u Esenyurt’ta ancak bir golle geçebildi. Ben yarınki maçı düşünürken biraz da o tek golün üzerinde duruyorum.
Çünkü ilk gol, Eyüpspor’un oyununu baştan aşağı değiştirebiliyor. Mustafa Dalcı, geçen hafta Diyarbakır’da 5-1 kaybettikleri Amedspor maçından sonra bunu açıkça anlattı. Planı, kendi yarı sahasında hatları birbirine yakın tutmak ve kazandığı toplarla çabuk çıkmaktı. On üçüncü dakikada savunmada bir oyuncu arkadaşının kademesine giremedi, ilk gol geldi. Dalcı’ya göre asıl kırılma ikinci golden sonraydı. Takımının direnci düşünce Amedspor oyunu istediği gibi yönlendirdi.
İşin Kocaelispor’u ilgilendiren tarafı şu: Dalcı yarın da benzer bir oyun düşünüyorsa beklediği fırsatı ona biz verebiliriz. Selçuk İnan, Rizespor beraberliğinin ardından en tehlikeli pozisyonları orta alanda kaptırdığımız toplardan sonra verdiğimizi söyledi. İki bekimiz birden ileri çıkmışken merkezde kısa düşen bir pası düşünün. Bir an önce Ayé’yi topla buluşturmaya çalışırken bir de bakmışsınız, iki stoperimiz yüzünü kendi kalesine dönmüş koşuyor. Ben Kocaelispor’un rakibini baskı altına almasını isterim. Ama bir bek bindirdiğinde ötekinin nerede durduğu da en az o bindirme kadar ilgilendirir beni.
Eyüpspor’un evinde yediği dokuz golün yedisi akan oyundan, ikisi penaltıdan geldi. Demek ki o savunmayı açmak için korneri beklemeye de gerek yok. Benim görmek istediğim hücum şöyle: Sousa içeri kat edip rakip beki peşinden sürüklesin, Uğur Kaan boşalan kanattan çizgiye insin. Ayé ön direğe koştuğunda Baku da arka direği tutsun. Böyle bir pozisyonda en sevdiğim pas, penaltı noktası civarına geriye çıkarılan toptur. Çünkü savunmacı kaleye doğru koşarken geriden gelen oyuncuyu görmekte zorlanır. Selçuk Hoca’nın Rize maçından sonra sözünü ettiği son pası bazen asıl güzelleştiren, o pası hiç almayacak olan santrforun koşusudur.
Bir farkla öne geçersek son çeyrek saatte özellikle orta sahamıza bakacağım. Eyüpspor bu sezon evindeki beş maçta çektiği 68 şutun 26’sını 75. dakikadan sonra çekmiş. Biz de beş deplasmanda aynı bölümde rakiplere 15 şut fırsatı vermiş, kalemizde gol görmemişiz. Stoper ilk ortayı karşılar, tribün alkışlar. Oysa dönen topu yine rakip alırsa birkaç saniye sonra aynı stoper bir ortayı daha karşılamak zorunda kalır. Öne geçtiğimiz bir maçta Serhat’ı rahatlatmanın en iyi yolu, o ikinci topu alıp oyunu rakip yarı sahaya taşımak.
Serhat demişken… Geçen hafta Rizespor karşısında kurtardığı topları tribünden alkışladım. Bugün Belçika ve Fransa maçları için açıklanan A Millî Takım aday kadrosunda “Serhat Öztaşdelen – Kocaelispor” satırını okuyunca 21 Nisan’da onun için yazdıklarım geldi aklıma. Bu davetin geleceğine o gün de inanıyordum. Yine de insan o listede kendi takımının adını görünce başka türlü seviniyor. Sanırım yarın Serhat’ın önünde oynayacak arkadaşlarının en iyi anlayacağı duygu da bu. Geçen hafta birlikte korudukları kaleden bir arkadaşları millî takıma çağrıldı. Millî ara öncesi bundan güzel moral olur mu?
Bugün için gönlümden geçen de şu: Maç bittiğinde Serhat’ı bu güzel davet için bir daha kutlayalım. Galibiyeti anlatırken de bu kez onun çıkardığı bir topu değil, bizim ilk kornerde arka direğe kimin, nasıl koştuğunu konuşalım.