30 AĞUSTOS’U KUTLAMAK 30 AĞUSTOS’U KUTLAMAK

30 Ağustos 2026 00:49
Kutlamalıyız, hem de büyük bir coşkuyla. Anadolu insanının kurtuluş için başlattığı önemli bir tarihtir çünkü ve insanlarımızın kendi ülkelerinde bağımsız yaşayabilmelerinin dönüm noktasıdır.

Bilirsiniz, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'den başlayan bir hareketin zaferle biten noktasıdır 30 Ağustos. Düşmanın İzmir’den denize döküldüğü 9 Eylül 1922 tarihine kadar süren 14 günlük bir zaman dilimidir.

Bu önemli günün kutlaması 1924 yılında Dumlupınar'da "Başkumandan Zaferi" adı ile yapılmış, 1926 yılında millî bayram ilan edilmiştir.

Kimler vardır bu büyük başarının komuta kademesinde?

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü.  

1922’den 2026’ya kadar geçen yıllara bakıyoruz; Anadolu insanı olayın ayrıntısını kavramış, 30 Ağustos’u kurtuluşa giden yolun kilometre taşlarının döşendiği tarih olarak, bayram tadında kutlamaya başlamıştır.  

Resmi bayramdır, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumlarınca resmen kutlanmalıdır.

Buraya kadar anlaşılmayan bir şey yok. Öyleyse şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi bir kurumu olan Diyanet İşleri’nin 28 Ağustos tarihli Cuma hutbesine bakalım. Diyor ki;

“Muhterem Müslümanlar!

Millet olarak, Malazgirt Zaferi’nin 955, Büyük Taarruz’un 104’üncü yıl dönümünü idrak ediyoruz. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a uzanan şanlı tarihimiz, yüce milletimizin vatanına, istiklal ve istikbaline olan bağlılığının en büyük nişanelerindendir. Aziz vatanımız; Malazgirt Destanıyla bizlere yurt olmuş, İstanbul’un fethiyle Anadolu’daki hâkimiyetimiz perçinlenmiş, Büyük Taarruz’la da düşmanlara geçit verilmeyeceği tüm dünyaya ilan edilmiştir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bir insan için, en kıymetli varlıklardan biri de üzerinde özgürce yaşadığı vatan toprağıdır. Vatanı korumak öyle kutsaldır ki onun uğruna canını verenler, şehadetle ödüllendirilmiştir. Çünkü vatanımız varsa devletimiz vardır, kimliğimiz vardır, onurumuz vardır. Vatanımız varsa yuvamız vardır, işimiz vardır, aşımız vardır. Vatanımız varsa huzurumuz vardır, güvenliğimiz vardır, geleceğimiz vardır.

Değerli Müslümanlar!

Vatan sevgisi medeniyetimizde imandan bir parça olarak görülmüştür. Vatan sevgisinden maksat ise; istiklalimizin sembolü bayrağımıza, kardeşliğimizin nişanesi ezanlarımıza, bizi millet kılan mukaddes değerlerimize sahip çıkmaktır. Vatanı sevmek; yeri geldiğinde “Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihad edin” nebevi emrine gönülden bağlanmaktır. Vatanı sevmek, işimizi en doğru ve en güzel şekilde yapmak; dürüstlüğün ve adaletin hâkim olduğu bir toplum inşa etmektir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri ne Atatürk’ün, ne Fevzi Çakmak’ın, ne İsmet İnönü’nün adını anma gereği duymamıştır ki bu ilk de değildir zaten.

Siz bilin, biz bilelim, tarih de notunu tutsun.

Bayramımız kutlu olsun…

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X