BEŞİKTAŞ - MARSİLYA MAÇI ÜÇ DAKİKADA KIRILAN MAÇ, AVRUPA’YA VERİLEN MESAJ
Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’nin ilk haftasında Marsilya’yı 4-1 mağlup ederken yalnızca farklı bir galibiyet almadı; ilk yarıda yaptığı hatayı gören, devre arasında oyununu düzelten ve rakibinin direncini üç dakika içinde kıran güçlü bir takım görüntüsü verdi. Tüpraş Stadyumu’ndaki gece, skorun ötesinde Beşiktaş’ın Avrupa yolculuğu için önemli işaretler taşıyordu.
Avrupa gecelerinin Beşiktaş tarihinde ayrı bir yeri vardır. Tribün erken dolar, ilk düdükten önce ses yükselir ve sahaya çıkan futbolcu daha topa dokunmadan gecenin sorumluluğunu omuzlarında hisseder. Marsilya karşısında da böyle bir atmosfer vardı. Siyah-beyazlı taraftar, takımını ilk dakikadan itibaren öne doğru itti; Beşiktaş da bu desteğe tempolu, istekli ve rakip kaleyi düşünen bir oyunla karşılık verdi.
Vincenzo Italiano takımını 4-1-4-1 düzeniyle sahaya çıkardı. Salih Özcan savunmanın önünde dengeyi sağlarken, Orkun Kökçü ve Junior Olaitan orta sahada oyunun yönünü belirlemeye çalıştı. İlhan Fakılı ile Vaclav Cerny kanatlardan içeri kat ederken, Dusan Vlahovic Marsilya stoperleriyle mücadele etti. Beşiktaş’ın amacı topu ağır ağır çevirmek değil, kazandığı anda öne oynayarak rakip savunmanın yerleşmesine izin vermemekti.
Bu anlayışın karşılığı 15. dakikada geldi. Sol taraftan hareketlenen İlhan, Olaitan ile yaptığı verkaçın ardından savunmanın arkasına sarktı ve topu yerden köşeye bıraktı. Golün içinde sürat, doğru koşu ve zamanında verilmiş bir pas vardı. İlhan’ın başladığı atağı yine kendisinin bitirmesi, Beşiktaş’ın maça ne kadar kararlı girdiğinin de göstergesiydi.
Fakat Marsilya, Beşiktaş’ın en küçük dengesizliğini cezalandırabilecek oyunculara sahipti. Siyah-beyazlılar hücuma kalabalık çıktığı bir anda topu kaybetti; geride geniş bir alan bırakıldı. Abdelli’nin savunma arkasına gönderdiği pasa hareketlenen Abdallah, 29. dakikada düzgün bir vuruşla beraberliği sağladı. Beşiktaş’ın yediği bu gol, Avrupa maçlarında topu kaybetmenin kendisinden çok, kaybedildiği anda takımın sahadaki yerleşiminin önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Beraberlik golü Tüpraş Stadyumu’ndaki coşkuyu kısa süreliğine düşürse de Beşiktaş’ın oyun isteğini ortadan kaldırmadı. İlk yarı 1-1 sona ererken sahada kötü oynayan bir takım değil, yaptığı tek ciddi yerleşim hatasının bedelini ödeyen bir Beşiktaş vardı. Devre arasında çözülmesi gereken mesele de belliydi: Hücuma çıkarken topun arkasında yeterli oyuncu bırakmak ve Marsilya’nın hızlı hücumlarına koşu alanı vermemek.
Italiano ikinci yarıya sarı kartı bulunan Agbadou’nun yerine Tiago Djalo’yu alarak başladı. Bu değişiklik savunmayı rahatlattı. Beşiktaş’ın hatları birbirine yaklaştı, Salih savunmanın önünü daha iyi kapattı, Orkun ile Olaitan da topu daha güvenli bölgelerde almaya başladı. Siyah-beyazlılar ilk yarıdaki telaşlı anların aksine, ikinci devrede hem daha sabırlı hem de daha doğrudan oynuyordu.
Maçın kaderi 56 ile 59. dakikalar arasındaki üç dakikada değişti. Orkun’un orta sahadan taşıdığı topu sağ tarafta alan Cerny, rakibini karşısına aldı, topu sol ayağına çekti ve uzak köşeye sert vurdu. Kalecinin uzanamayacağı yere giden top ağlarla buluşurken Tüpraş Stadyumu yeniden ayağa kalktı. Bu gol yalnızca Beşiktaş’ı öne geçirmedi; oyunun bütün havasını değiştirdi.
Marsilya ikinci golün şaşkınlığını üzerinden atamadan üçüncü gol geldi. Orkun’un sağ taraftan kullandığı kornerde iyi yükselen Amir Murillo, güçlü kafa vuruşuyla topu filelere gönderdi. Eski takımına karşı gol atan Murillo sevincini ölçülü yaşarken, tribünlerde artık galibiyete duyulan inanç hâkimdi. İki gol arasındaki üç dakika, Marsilya’nın direncini kırmış; maçın kontrolünü bütünüyle Beşiktaş’a vermişti.
Rakamlar da sahadaki bu üstünlüğü destekliyordu. Beşiktaş yüzde 54 topa sahip olurken, rakip kaleye 18 şut gönderdi ve bunların yedisinde isabet sağladı. Marsilya’nın 14 şutundan yalnızca üçü kaleyi buldu. Siyah-beyazlılar rakip ceza sahasında 31 kez topla buluşurken Marsilya 22’de kaldı. Beşiktaş topa rakibinden biraz daha fazla sahip oldu; fakat asıl farkı topu daha hızlı, daha kararlı ve kaleye daha yakın bölgelerde kullanarak yarattı.
Beklenen gol değerinin 2,29’a karşı 0,94 olması da iki takımın yakaladığı fırsatlar arasındaki kalite farkını gösterdi. Beşiktaş rakibine şut imkânı verdi ancak Marsilya’yı çoğunlukla uzaktan ve etkisiz vuruşlara zorladı. Buna karşılık siyah-beyazlılar yakaladığı açık alanları, duran topları ve ceza sahası çevresindeki fırsatları iyi değerlendirdi. Yedi isabetli şuttan dört gol çıkarılması, Beşiktaş’ın son vuruşlarda ne kadar etkili bir gece geçirdiğinin göstergesiydi.
Orkun Kökçü ile Junior Olaitan, galibiyetin oyun tarafındaki başrol oyuncularıydı. Orkun iki asist yaparken üç kez de arkadaşlarını gol pozisyonuna sokan paslar verdi. Oyunun temposunu ayarladı, gerektiğinde topu taşıdı ve duran toplarda sorumluluk aldı. Olaitan ise gücü, sürati ve topu ileri taşıma becerisiyle Marsilya orta sahasının dengesini bozdu. O da geceyi iki asistle tamamladı.
Bu iki oyuncunun rahat hareket edebilmesinde Salih Özcan’ın payı büyüktü. Salih, 49 pasın 48’inde isabet sağladı; üç pas arası ve sekiz top kazanımıyla orta sahadaki mücadeleyi Beşiktaş lehine çevirdi. Orkun ile Olaitan hücumu düşünürken arkalarında güvenebilecekleri bir oyuncu vardı. Salih gösterişten uzak oynadı ama takımın dengesini ayakta tuttu.
Savunmada Emirhan Topçu doğru yerde durarak ve ikinci topları toplayarak Marsilya’nın baskıyı devam ettirmesini engelledi. Vlahovic ise gol atamamasına rağmen stoperlerle sürekli boğuştu, arkadaşlarına alan açtı ve sırtı dönük aldığı toplarla hücumların devamını sağladı. Santrforların performansı bazen yalnızca attıkları gollerle ölçülür; oysa Vlahovic’in bu karşılaşmadaki katkısı, tabelada görünenden daha fazlaydı.
Italiano’nun 71. dakikada yaptığı değişiklikler de oyunun gidişine uygundu. Orkun’un yerine Wilfred Ndidi’nin girmesiyle orta saha daha dirençli hâle geldi. Kramp şikâyeti yaşayan Cerny’nin yerine oyuna giren Ernest Poku ise kendisine verilen şansı yalnızca on dakika sonra gole çevirerek değerlendirdi.
Dördüncü golde Olaitan kendi yarı alanından aldığı topu baskıya rağmen ileri taşıdı, Vlahovic ile paslaştı ve savunma arkasına koşu yapan Poku’yu gördü. Poku yakın köşeye yaptığı düzgün vuruşla skoru 4-1’e getirdi. Bu golde Olaitan’ın taşıdığı top, Vlahovic’in pas bağlantısı ve Poku’nun zamanında yaptığı koşu vardı. Beşiktaş’ın gecedeki takım oyunu, son golde bir kez daha ortaya çıktı.
Marsilya’nın kötü gidişini de göz ardı etmemek gerekiyor. Sezona Strasbourg karşısındaki 4-0’lık galibiyetle başlayan Fransız ekibi; Monaco, Paris FC ve Rennes yenilgilerinin ardından İstanbul’da üst üste dördüncü kez kaybetti. Bruno Genesio’nun yaklaşan PSG maçını düşünerek bazı önemli oyuncularını kulübede başlatması da takımın alışılmış düzenini etkiledi.
Ancak bu farklı sonucu yalnızca Marsilya’nın sorunlarıyla açıklamak, Beşiktaş’ın emeğine haksızlık olur. Rakibin eksikleri ve zaafları vardı; fakat bu zaafları değerlendirmek de güçlü bir oyun, doğru plan ve yüksek mücadele ister. Beşiktaş bunu yaptı. İlk yarıda yediği golün ardından paniğe kapılmadı, devre arasında oyununu düzeltti ve ikinci yarıda rakibine geri dönüş fırsatı vermedi.
Maçın ardından Salih Özcan’ın “Takımı ve maçı kontrol altında tuttuk” sözleri sahadaki görüntünün kısa bir özetiydi. Eski takımına gol atan Murillo galibiyetin hak edildiğini söylerken, Cerny de tribünlerin takımı nasıl ayağa kaldırdığını anlattı. Beşiktaş taraftarı o gece yalnızca galibiyeti kutlayan taraf değildi; takımın temposuna, cesaretine ve özgüvenine doğrudan katkı verdi.
Alınan 4-1’lik sonuç, Beşiktaş’ın Fransız takımlarına karşı Avrupa kupalarındaki en farklı galibiyeti olarak tarihe geçti. Italiano da Bernd Schuster’den sonra siyah-beyazlıların başında çıktığı ilk yedi Avrupa maçının altısını kazanan ikinci teknik direktör oldu. Bunlar gecenin değerini büyüten önemli notlardı.
Fakat asıl değerli olan, Beşiktaş’ın maç içinde gösterdiği değişimdi. İlk yarıda savunma arkasına koşu yiyen takım, ikinci yarıda mesafeleri daralttı. Beraberlik golünden sonra telaşa kapılmadı. Öne geçtikten sonra skoru korumakla yetinmedi ve rakibinin bıraktığı boşlukları değerlendirmeye devam etti.
Avrupa yolculuğu uzun; daha sert rakipler, daha zor deplasmanlar ve oyunun sınanacağı başka geceler olacak. Ancak Marsilya karşısında verilen ilk mesaj açıktı: Beşiktaş hata yapabilir, gol yiyebilir, oyunun bazı bölümlerinde zorlanabilir; fakat sahada kalmayı, hatasından dönmeyi ve yeniden ayağa kalkmayı biliyor.
Gecenin sonunda tabelada Beşiktaş 4, Marsilya 1 yazıyordu. Tribünler mutluydu, futbolcular kendinden emindi. Fakat bu galibiyetin en güçlü tarafı dört gol değil; Beşiktaş’ın beraberlikten sonra verdiği cevaptı. Çünkü Avrupa’da yol almak isteyen takımları yalnızca attıkları goller değil, sarsıldıkları anda gösterdikleri karakter büyütür.