Yaşanmış Kadın Hikayeleri 3 Buraya bir mutluluk bırakıyorum…
Ben de buna, yaşadığım hayatlara bakınca, ne yazık ki inanıyorum. Çünkü çoğu zaman hak ettikleri hayatı yaşayamazlar.
Bu haftaki yazımda yine gerçek bir hikâye anlatacağım.
Adının ne olduğu önemli değil… Ayşe olsa ne fark eder, Fatma olsa ne değişir?
Ben size yıkılmışlığı, fedakârlığı ve içe atılmış bir mutsuzluğu anlatacağım.
Canım kadınım…
O gün, günlerden adeta gözyaşıydı. Hayatımda hiç kimseye bu kadar “yeter, ağlama” dememiştim. Hiç bu kadar uzun, günlerce süren dertleşmelerim olmamıştı.
Annesi, babası ve iki çocuğuyla kapıdan içeri girdiklerinde; sessizliği, mahcubiyeti ve sırtındaki yükün ağırlığı gözlerinden okunuyordu.
Anne ve babası nur yüzlü, tertemiz insanlardı. İlk anda içime sinmişlerdi.
“Biz kızımıza iş istiyoruz,” dediler.
Hikâyeyi dinlemeye başladığımda, bu kadını hayatım boyunca unutmayacağımı bilmiyordum.
Sevilmediğini hissetmeye başlamış ama nedenini anlayamamış. Ve bir gün, ansızın… eşi tarafından terk edilmiş. Sebepsiz, habersiz, parasız, sahipsiz…
İçimden “Bir erkek böyle bir kadını nasıl terk eder?” dedim. Çünkü o; görgülü, zarif, güçlü bir kadındı. Pırlanta gibi evlatlar yetiştirmişti.
O an anladım:
Benim görevim, bir kadını daha ayağa kaldırmaktı.
Onu işe aldım. Öğrettim, destek oldum. Günlerce uğraştı. Çok azimliydi. Hiç vazgeçmedi. Ama o günler… hep gözyaşıyla geçti.
Çalışmak onun için sadece para kazanmak değildi; aynı zamanda iyileşmekti.
Ütü yaparken gizlice akıttığı gözyaşlarını hâlâ unutamıyorum…
Her şeyi öğrendi. Her adımı tekrar etti.
Ben ona hep şunu söyledim:
“Hayat bazen kötüler sayesinde mola verir. Sen fragmandasın… Asıl film daha yeni başlıyor.”
Okuması gerektiğini, daha da yükselmesi gerektiğini söyledim.
“Mücadele devam,” dedim.
Ve o… ayağa kalktı.
Kırıklarını topladı. Terk edilişini kabullenmeyi öğrendi. Düzenli çalıştıkça özgüveni büyüdü. İçindeki yetenek ortaya çıktı. El emeği, göz nuru işler yapmaya başladı.
En önemlisi de şunu öğrendi:
Bir kadın, kimseye ihtiyaç duymadan da ayakta durabilir.
Elbette zordu…
Çünkü güzel ve yalnız bir kadınsan, bazı erkeklerin tavırlarıyla da mücadele etmek zorunda kalırsın. Ama o, bununla da baş etmeyi öğrendi.
Gözlerindeki alev artık acı değil, umut taşıyordu.
Hayal kurmayı bırakıp, gerçeği yaşamaya başladı.
Çevresi genişledi. Yeni insanlar, yeni yollar açıldı.
Bizim ilişkimiz ise abla-kardeş gibiydi. Ona güç vermek benim görevimdi artık.
Ve sonra… hayat ona da gülmeye başladı.
Girdiği memurluk sınavını kazandı.
Bir kuruşu yokken başladığı o hayatta, artık kendi arabası olan, kendi evinin sahibi, dimdik bir kadın olmuştu.
Devlet memuru olduğu haberini aldığım gün… hayatımın en güzel haberlerinden biriydi.
Onunla gurur duydum.
Bir kadın olarak… bir kadının daha ayağa kalkışına tanıklık ettim.
Çalıştığı kurumun müdürüne beni anlatmış. Bunu duyduğumda kalbim doldu.
Ve bana dedi ki:
“Sen bana dokundun.”
İşte bu…
Bir kadının, çocuklarıyla birlikte hayata yeniden tutunması…
Ben buna başarı diyorum.
Ben buna kadın gücü diyorum.
Bizim farkımız kadın olmak…
Peki sizin farkınız ne?
- Toplam 3 yorum
Ruhan Odabas 17:38 - 15 Nisan 2026
Kalemine, emeğine sağlık kadriye kardeşim.
Zemine Kalkan Gençdemir 23:27 - 13 Nisan 2026
Allah’ım sizin gibilerin sayısını artırsın inşallah çok duygulandım iyi ki varsınız
Cevahir Emir 12:12 - 13 Nisan 2026
Çok duygulandım. Kadriye hanım cm yüreğine sağlık.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ben de bir zamanlar çocuktum… 21 Ağustos 2026 Cuma
- Ertelediğimiz Şey Hayat Değil, Kendimiz Yaşamak… 23 Haziran 2026 Salı
- Yaşamın içinde kadın hikayeleri 9 11 Haziran 2026 Perşembe
- Kıymet Neyle Ölçülür? 02 Haziran 2026 Salı
- Bayram Geliyor... 24 Mayıs 2026 Pazar
- Bazı insanlar dünyaya şanslı gelir… 19 Mayıs 2026 Salı
- Adı Sevda’ydı… 04 Mayıs 2026 Pazartesi
- Aceleyle başlıyoruz güne… 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Bazı kadınlar vardır… 20 Nisan 2026 Pazartesi
- Yaşamın İçinde Kadın Hikayeleri 2 05 Nisan 2026 Pazar