OYUNU BİTİRMEMEK OYUNU BİTİRMEMEK
25 Nisan 2026
07:57
“Bazen en doğru seçim, en büyük olanı değil… devam edeni seçmektir.” Bir bahar sabahıydı…Hani insanın içine işleyen, ama bir o kadar da hayatın devam ettiğini hatırlatan o serinlik vardı havada. Sanayi sitesinin içinden geçen dar sokaklarda, henüz gün tam uyanmamıştı.
Dükkan kepenkleri yarı aralıktı, çay bardaklarından yükselen buhar sabahın sessizliğine karışıyordu.
Bir köşede, mütevazı bir dükkânda, dostlarının “Motorun Profesörü” diye seslendiği Murat usta, tamirdeki aracın motorunun başında eğilmişti.
Onun için bu sadece bir araç değildi…
Her vida, her parça, her ses bir hikâye anlatıyordu.
Tam o sırada tamirhaneden
İçeri nefes nefese komşunun çırağı girdi.
“Usta!” dedi, çocukluğun en saf haliyle,
“Bugün siftah… benim bahşişim nerede?”
Usta başını kaldırdı, gözlerinde hafif bir tebessüm…
Cebine uzandı.
İki kâğıt para çıkardı.
Biri 200…
Diğeri 50…
O an zaman sanki yavaşladı.
Bir tercih, bir karakter, bir hayat dersi… hepsi o küçücük anın içine sıkıştı.
Çırak, paraya baktı.
Ne uzun uzun düşündü, ne hesap yaptı…
Elini uzattı ve 50 lirayı aldı.
Gülümsedi.
Ve geldiği gibi hızla çıktı gitti.
İçeride kalanlar için o an bitmedi.
Çünkü bazı anlar yaşanıp geçmez…
İnsanın içine düşer ve orada büyür.
Aracını bakıma getiren Serkan Bey, o sahnenin içinden çıkamadı.
Bir şey vardı orada…
Basit değildi.
İşi bittiğinde merakını susturamadı.
Çırağı buldu.
Sordu:
“Usta sana iki para uzattı… neden 200’ü almadın?”
Çocuk başını kaldırdı.
Öyle büyük bir cevap vermeye hazırlanıyormuş gibi değil…
Sanki çok basit bir şeyi hatırlatır gibi:
“200’ü alsaydım…” dedi,
“oyun biterdi.”
Serkan Bey arabasına döndüğünde artık aynı insan değildi.
Direksiyonu tuttu ama zihni hâlâ o cümledeydi.
“Oyun biterdi…”
Bir çocuğun ağzından çıkan bu söz, hayatın en ağır gerçeklerinden birine dokunuyordu.
Biz büyüdükçe neyi kaybediyoruz biliyor musun?
Sabretmeyi değil…
Yetinmeyi değil…
Devam edebilme aklını kaybediyoruz.
Her şeyi bir anda almak istiyoruz.
En büyüğü, en hızlıyı, en fazlasını…
Çünkü bize hep şöyle öğretildi:
“Büyük olan iyidir.”
Oysa kimse şunu söylemedi:
Büyük olan bazen sondur.
Hayat, çoğu zaman bize iki seçenek sunar.
Biri büyük, göz alıcı, hemen tatmin eden…
Diğeri küçük, sade ama sürdürülebilir…
Ve biz çoğu zaman gözümüzü kamaştıranı seçeriz.
Çünkü anlık zaferler, uzun yolculuklardan daha cazip gelir.
Ama sonra fark ederiz…
Bir anda kazandığımız şeyler,
bir anda tükenir.
O çırak ise başka bir şey biliyordu.
Belki kimse ona öğretmemişti, belki hayatın içinden öğrenmişti…
Ama şunu anlamıştı:
Devam eden küçük kazançlar,
bir kereye mahsus büyük kazançlardan daha değerlidir.
Çünkü hayat bir “tek hamlelik oyun” değildir.
Hayat…
Bir akıştır.
Bir ilişkide…
Bir dostlukta…
Bir işte…
Her şeyi bir anda almak, o hikâyeyi bitirir.
Ama birazını alıp, birazını yarına bırakmak…
İşte o, hayatı büyütür.
Belki de bu yüzden bazı insanlar çok kazanır ama yalnız kalır…
Bazıları zirveye çıkar ama orada tutunamaz…
Bazıları ise sessizce ilerler…
Büyük görünmez…
Ama hep yoldadır.
Sanayideki o küçük çırak, o sabah sadece 50 lira almadı.
Bir hayat prensibini seçti.
Ve belki de farkında olmadan, hepimize şu soruyu bıraktı:
Bir fırsat geldiğinde…
Sen her şeyi bir anda mı almak istiyorsun…
Yoksa hayatın sana tekrar tekrar gelmesine izin mi veriyorsun?
Hayat bazen cebine iki seçenek koyar…
Biri büyük… biri küçük…
Ama asıl mesele şudur:
Sen kazancı mı büyütmek istiyorsun…
Yoksa hayatı mı?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- BÜYÜCÜNÜN DEĞİŞTİREMEDİĞİ YÜREK 17 Eylül 2026 Perşembe
- BEKLEMEK Mİ, HAYATI ERTELEMEK Mİ? 16 Eylül 2026 Çarşamba
- BİR İLMEKLE GELECEĞİ DOKUMAK: HEREKE HALISI YENİDEN DOĞABİLİR Mİ? 15 Eylül 2026 Salı
- AYNI KULÜBEYE 15 Eylül 2026 Salı
- KARNEYE YAZILMAYAN DERSLER 14 Eylül 2026 Pazartesi
- İĞNEDEN KORKAN ALTIN KOLLU ADAM 13 Eylül 2026 Pazar
- İnsan sahip olduklarıyla değil, bağ kurabildikleriyle zenginleşir 12 Eylül 2026 Cumartesi
- İKİ AĞACIN GÖLGESİNDE 10 Eylül 2026 Perşembe
- PEKİ NEDEN EKSİKSİN? 10 Eylül 2026 Perşembe
- SURDAN METROPOLE 09 Eylül 2026 Çarşamba