KAF DAĞI’NIN ARDINDAKİ KUŞ KAF DAĞI’NIN ARDINDAKİ KUŞ
Her biri başka bir yerden gelmiş.
Uzun sohbetlerin ardından ortak bir dertleri olduğunu fark etmişler.
Başlarında bir hükümdar yokmuş.
Onlara yol gösterecek bir liderleri bulunmuyormuş.
Ne yapacaklarını düşünürlerken içlerinden en yaşlı ve en bilge kuş olan Hüdhüd söz almış.
“Aradığınız hükümdar var.” demiş.
“Onun adı Simurg.”
Kuşlar heyecanlanmış.
“Nerede yaşıyor?”
diye sormuşlar.
Hüdhüd uzaklara bakmış.
“Kaf Dağı’nın ardında…”
demiş.
İşte yolculuk böyle başlamış.
Fakat Kaf Dağı’na giden yol hiç kolay değilmiş.
Önlerinde aşmaları gereken vadiler varmış.
Korku Vadisi…
Yalnızlık Vadisi…
Şüphe Vadisi…
Sabır Vadisi…
Her vadi biraz daha zormuş.
Yola çıkan kuşların bir kısmı ilk vadide geri dönmüş.
Bazıları korkmuş.
Bazıları yorulmuş.
Bazıları ise zaten aradığı şeyi bulamayacağını düşünmüş.
Her geçen gün sürü küçülmüş.
Kartallardan bazıları:
“Ben zaten güçlü bir kuşum.”
deyip geri dönmüş.
Bülbüllerden bazıları:
“Ben gül bahçelerimi bırakamam.”
demiş.
Papağanlar:
“Öğrendiklerim bana yeter.”
diye düşünmüş.
Kimisi rahatını bırakmak istememiş.
Kimisi alışkanlıklarını.
Kimisi korkularını.
Aslında çıktıkları yolculuk Simurg’u aramak kadar, kendileriyle yüzleşmekmiş.
Ama bunu henüz bilmiyorlarmış.
⸻
Yıllar süren yolculuğun sonunda Kaf Dağı’nın zirvesine yalnızca otuz kuş ulaşabilmiş.
Yorgun…
Bitkin…
Ama umutlu…
Nihayet Simurg’u göreceklerini düşünüyorlarmış.
Dağın zirvesindeki parlak saraya girmişler.
Fakat içeride ne bir taht varmış.
Ne de bir hükümdar.
Şaşkınlık içinde etraflarına bakınmışlar.
Tam o sırada karşılarında büyük bir ayna belirmiş.
Ve aynada kendilerini görmüşler.
Otuz kuş…
Birbirlerine bakmışlar.
Sonra aynaya.
Sonra tekrar birbirlerine.
Ve o an gerçeği anlamışlar.
Çünkü Farsçada “Si Murg” yani Simurg, “Otuz Kuş” anlamına geliyormuş.
Aradıkları hükümdar kendileriymiş.
Yol boyunca aradıkları güç…
Bilgelik…
Cesaret…
Ve liderlik…
Aslında içlerinde varmış.
Bu eski hikâye yüzyıllardır anlatılır.
Çünkü insan da çoğu zaman kuşlar gibidir.
Mutluluğu başka şehirlerde arar.
Huzuru başka insanlarda arar.
Başarıyı başka kapılarda arar.
Oysa bazen uzun bir yolculuğun sonunda vardığı yer, başladığı yerden çok farklı değildir.
Farklı olan kendisidir.
Belki de hayatın en büyük sırlarından biri budur.
İnsan aradığı şeyi çoğu zaman dışarıda bulamaz.
Çünkü bazı cevaplar kitaplarda değil, insanın kendi içinde saklıdır.
Bazı kapılar dışarıya değil, içeriye açılır.
Ve bazen en uzun yolculuk, bir insanın kendi içine yaptığı yolculuktur.
Kuşlar Kaf Dağı’na bir hükümdar aramaya gitmişti.
Ama dönüşte kendilerini bulmuşlardı.
Belki de hepimizin hayatında bir Simurg vardır.
Ulaşmaya çalıştığımız bir hedef…
Bir hayal…
Bir mutluluk…
Ve belki de günün birinde anlarız ki;
Aradığımız şey, yol boyunca bizi değiştiren yolculuğun ta kendisidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- BÜYÜCÜNÜN DEĞİŞTİREMEDİĞİ YÜREK 17 Eylül 2026 Perşembe
- BEKLEMEK Mİ, HAYATI ERTELEMEK Mİ? 16 Eylül 2026 Çarşamba
- BİR İLMEKLE GELECEĞİ DOKUMAK: HEREKE HALISI YENİDEN DOĞABİLİR Mİ? 15 Eylül 2026 Salı
- AYNI KULÜBEYE 15 Eylül 2026 Salı
- KARNEYE YAZILMAYAN DERSLER 14 Eylül 2026 Pazartesi
- İĞNEDEN KORKAN ALTIN KOLLU ADAM 13 Eylül 2026 Pazar
- İnsan sahip olduklarıyla değil, bağ kurabildikleriyle zenginleşir 12 Eylül 2026 Cumartesi
- İKİ AĞACIN GÖLGESİNDE 10 Eylül 2026 Perşembe
- PEKİ NEDEN EKSİKSİN? 10 Eylül 2026 Perşembe
- SURDAN METROPOLE 09 Eylül 2026 Çarşamba