Kaza Değil, İhmaller Zinciri: Mavi Vatanda Yine Masumlar Öldü

02 Eylül 2026 08:45
Akdeniz’in ortasında, Girne ile Mersin (Taşucu) arasında sefer yapan 267 kişiyi taşıyan bir feribot alabora oldu; yine okyanus kadar derin bir acı ve akıl almaz ihmaller silsilesiyle yüz baş başa kaldık.

Kamuoyunda Girit veya Akdeniz açıklarındaki kazalarla simgeleşen o malum trajedi bir kez daha tekrar etti: Dalgalar masum hayatları yutarken, geride "Kaza değil, göstere göstere gelen bir ihmal" çığlığı kaldı.  

Her büyük faciadan sonra aynı soruları sormaktan, aynı yaraları sarmaktan yorulmadık mı?  

​Olay anında kurtulan yolcuların ifadeleri tüyler ürpertiyor: "Gemi su alıyordu, durumu görevlilere söyledik; 'Biz alışkınız, bu normaldir' dediler." Bir yolcu gemisinin pruvası çatlayıp su almaya başladığında, mürettebatın yolcuları tahliye etmek yerine tehlikeyi hafife alması, uyarıda bulunan masum insanları kaderine terk etmesi ve hatta tahliye anında kapıların kilitlenip görevlilerin önceden kaçtığı iddiaları, sıradan bir teknik arıza kavramıyla açıklanamaz.

Bir kazanın gerçekleşmesi için birden fazla halkanın kopması gerekir derler. Ama bizde o halkalar zaten hiç bağlanmıyor! Bakımı yapılmamış, gövde bütünlüğü riske atılmış, teknik yeterliliği şüpheli teknelerin ve ehliyetsiz yönetimlerin denizlerde yolcu taşımasına göz yummak "kader" değildir. Hava muhalefeti veya "gemi su aldı" bahanesinin arkasına sığınmak, o soğuk sularda can yeleksiz yaşam mücadelesi veren, boğularak can veren masum insanların ahını ortadan kaldırmaz.

Denizcilik kuralları kanla yazılmıştır. Ancak ne hikmetse, kâr hırsı, yetersiz denetimler ve "bir şey olmaz" zihniyeti insanca yaşama hakkının önüne geçiyor. Güvenli bir yolculuk umuduyla o gemiye binenlerin tek suçu, yetkililerin sorumluluklarını yerine getireceğine inanmaktı. 

​Kaptan ve mürettebatın gözaltına alınmış olması adalet arayışının ilk adımıdır. Fakat asıl hesap vermesi gerekenler, o çürük sistemin çarklarını işletenler, o gemilere denize elverişlilik raporu basan denetçiler ve insan hayatını bir bilet ücretine indirgeyen zihniyettir.  

​Yine ocaklar söndü, yine anneler, babalar, çocuklar denizin kıyısında gözyaşı döktü. Eğer bu son faciadan da ders alınmaz, ihmallerin hesabı yargı önünde en ağır şekilde sorulmazsa; bir sonraki felaketin tarihi sadece bir takvim yaprağı kadar uzağımızda duracaktır. Masumların kanı denize karıştı; artık süslü taziye mesajları değil, gerçek bir adalet ve sorumluluk istiyoruz.  

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X