SAHA KONUŞTU, CEVAP AĞIR OLDU
03 Ekim 2026 07:52

BELÇİKA-TÜRKİYE MİLLİ FUTBOL MAÇI SAHA KONUŞTU, CEVAP AĞIR OLDU

Futbolda bazen bir şutun ardından yalnızca kaleye bakmazsınız; o şuta gelinceye kadar kaç doğru iş yapıldığını düşünürsünüz.

Hicri Uluçay Tüm haberleri

Bazen de top ağlara gider, siz hâlâ rakibe o kadar rahat hazırlanma fırsatını neden verdiğinizi sorarsınız. Belçika karşısındaki 3–0’lık yenilginin ardından benim aklımda bu iki görüntü kaldı: Bir tarafta fırsatlarını değerlendiremeyen Türkiye, diğer tarafta maçın kaderine iki kez imzasını atan Kevin De Bruyne.

Maç öncesinde cevabı sahanın vermesini istemiştim. Saha konuştu. Cevap ağır oldu.

Fransa, İtalya ve Belçika… Üç maç, üç yenilgi. Atılan bir, yenilen sekiz gol. Bu toplamın karşısında insanın söyleyeceği sözleri dikkatle seçmesi gerekiyor. Oyuncuların emeğini yok saymak da yanlış, emeği sonuçtan ve oyunun eksiklerinden bağımsız değerlendirmek de.

Montella, İtalya karşılaşmasına göre ilk 11’de altı değişiklik yaptı. Uğurcan kaleye döndü; Abdülkerim, Ferdi, İsmail, Bartuğ ve Kerem başlangıç kadrosunda yer aldı. Böylesine geniş bir değişiklik, teknik adamın arayışını gösterir. Benim için asıl soru ise değişen isimlerin sahada birbirini tamamlayan bir takım oluşturup oluşturmadığıdır. Çünkü kadro kâğıdında yapılan her düzeltmenin oyunda bir karşılığı olmak zorunda.

Türkiye’nin fırsat bulamadığını söyleyemem. Arda’nın şutları, Merih’in devre bitmeden kaçırdığı pozisyon, karşılaşmanın belli bölümlerinde rakip kaleye taşıdığımız tehdit… Bunların hepsi var. Fakat fırsata ulaşmakla o fırsatı değerlendirmek arasında, bu seviyede puanların el değiştirdiği ince bir çizgi bulunuyor.

Arda’nın ayağından çıkan her topa umut bağlamak anlaşılır. Yine de bir takımın hücumu, en yetenekli oyuncusunun ne yapacağını beklemek üzerine kurulamaz. Ona pas seçeneği sunmak, ceza alanını doğru koşularla doldurmak, dönen topun peşinde olmak gerekir. Yetenek, çevresinde işleyen bir düzen bulduğunda daha fazla şey söyler.

De Bruyne’nin iki golünde büyük oyuncu kalitesi vardı. Bunu teslim etmekten kaçınmam. Ancak rakibin ustalığına hayran olmak, kendi savunmamızın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Böyle bir oyuncuya karşı müdahalenin zamanı, yaklaşmanın açısı, arkadaşına verilecek destek daha da önem kazanır. Tehlikeyi herkes biliyorsa, tedbirin de sahada görünmesi gerekir.

Üstelik Belçika da kusursuz oynamadı. Orta sahada boşluklar bıraktı, top kayıpları yaptı. Lukebakio’nun iki kez direğe takılması ise bizim verdiğimiz alanların başka bir göstergesiydi. Belçika’dan Walfoot’un değerlendirmesi de karşılıklı fırsatlara dikkat çekiyor; Lavia’nın oyuna girişiyle ev sahibinin orta saha dengesinin düzeldiğini belirtiyordu. Demek ki karşı tarafta da çözülmesi gereken bir mesele vardı. Teknik adamlık biraz da o meseleyi maç sürerken fark edip giderebilmektir.

Lukaku’nun sonradan girip üçüncü golü atmasıyla skor kesinleşti. Van Bommel, karşılaşmanın ardından De Bruyne ile Lukaku’nun diğer oyuncular üzerindeki olumlu etkisini anlattı. Ben bu açıklamada deneyimin takım arkadaşlarına nasıl aktarıldığını da önemsiyorum. Tecrübe, ihtiyaç duyulduğu anda oyuna yön verebildiği ölçüde değerlidir.

Montella ise oyuncularının sonuna kadar mücadele ettiğini söyledi; son pası, bitiriciliği ve önemli eksikleri vurguladı. Hakan, Kenan, Orkun ve Mert Müldür’ün yokluğunun etkisini elbette hesaba katmak gerekir. Fakat eksikleri konuşurken sahadaki takımın yapabileceklerini de tartışabilmeliyiz. Millî takımın çözüm üretme sorumluluğu, kadrosu eksildiğinde sona ermiyor.

Hocanın “A Ligi’nde oynamak ayrıcalıktır, ceza değildir” sözüne katılıyorum. Güçlü rakiplerle oynamak gelişmenin yollarından biridir. Ama deneyim kazandığımızı söyleyebilmek için sonraki maçta bir öncekinin hatasını daha az görmemiz gerekir. Öğrenmenin sahadaki ölçüsü budur.

Eleştiri konusunda da başka düşünüyorum. Oyuncuyu aşağılayan, kişiliğini hedef alan sözlere itiraz ederim. Buna karşılık yerleşimi, tercihleri, değişiklikleri ve sonuçları sorgulamak futbolun doğal parçasıdır. Geçmişte kazanılan başarılar değerlidir; bugünkü soruların cevaplanmasını gereksiz kılmaz.

Ben bu takımın yeniden ayağa kalkmasını istiyorum. Bunun için ne öfkeyle herkesi silmeye ne de her yenilginin ardından aynı açıklamalarla yetinmeye razıyım. İhtiyacımız olan, hangi sorunun nasıl çözüleceğini sahada görebilmek.

Liège’den puansız döndük. Şimdi mesele, bu geceden gerçekten bir şey öğrenerek dönüp dönmediğimiz.

Bunun cevabını da bir sonraki maçta arayacağım.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 03 Ekim 2026 08:04
BENZER HABERLER
X