GALATASARAY-SPORTİNG LİZBON MAÇI Lizbon’da Beş Dakikalık Umut, Doksan Dakikalık Ders
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nin yeni sezonuna Lizbon’da umutla başladı, fakat oyunun kırılma anlarını yönetemeyince sahadan ağır bir dersle ayrıldı.
Sarı-kırmızılılar, Gonçalo Inácio’nun 5. dakikada kendi kalesine attığı golle öne geçti; Sporting CP ise Geny Catamo, Luis Suárez ve Rodrigo Zalazar’ın golleriyle karşılaşmayı 3-1 kazandı. Skor tabelası bir deplasman yenilgisini gösterse de gecenin asıl hikâyesi, Galatasaray’ın iyi başladığı bir karşılaşmada üstünlüğü nasıl kaybettiği ve Avrupa futbolunun küçük hataları ne kadar acımasızca cezalandırdığıydı.
Okan Buruk, Osimhen, Lemina ve Singo gibi oyunun hem fiziksel hem de taktik dengesini değiştiren üç önemli oyuncusundan yoksun olarak sahaya çıktı. Uğurcan Çakır’ın önünde Sallai, Davinson Sánchez, Eren Elmalı ve Jakobs’tan oluşan savunma hattı yer alırken, Torreira ile Gabriel Sara merkezde; Sané, Yunus Akgün ve Barış Alper hücum hattında görev yaptı. En ileride ise Aleksey Batrakov vardı. Kâğıt üzerinde 4-2-3-1 görünen düzen, Galatasaray topa sahip olduğunda Batrakov’un geriye gelerek bağlantı kurduğu, Barış Alper’in zaman zaman merkeze koştuğu daha hareketli bir yapıya dönüşüyordu. Ancak bu hareketlilik, ilerleyen dakikalarda ceza sahasında hedef oyuncu eksikliğini de beraberinde getirdi.
Galatasaray maça cesur ve doğru başladı. Sporting’in geriden rahat çıkmasına izin vermedi, baskıyı topun kenara yöneldiği anlarda başlattı ve rakibini kendi sahasında hataya zorladı. Henüz 5. dakikada kullanılan uzun taçta Davinson Sánchez’in müdahalesi kaleci Rui Silva’yı zor durumda bıraktı. Dönen topu Lucas Torreira takip etti; kale çizgisinde yaşanan karambolde top Gonçalo Inácio’ya çarparak ağlara gitti. Gol, resmî kayıtlara Inácio’nun kendi kalesine attığı gol olarak geçti. Galatasaray’ın erken üstünlüğü tesadüf değildi; duran topun ilk hamlesinden sonra ikinci topun çevresinde kalmasının ve pozisyonu sonuna kadar takip etmesinin karşılığıydı.
Erken gol sarı-kırmızılılara yalnızca skor avantajı değil, oyunun psikolojik hâkimiyetini de verdi. Torreira ile Sara, Sporting’in merkezdeki ilk paslarını engellerken Sané ve Yunus iç koridorlara yaklaşarak rakip beklerin ileri çıkmasını sınırlandırdı. Galatasaray topa daha fazla sahip oluyor, sahaya doğru yayılıyor ve Lizbon tribünlerinin coşkusunu bir süreliğine sessizliğe dönüştürüyordu. Ne var ki Avrupa’nın büyük gecelerinde öne geçmek kadar, üstünlüğü büyütecek ikinci hamleyi yapmak da önemlidir. Galatasaray bunu başaramadı. Batrakov pas bağlantılarına yardım etmek için geriye geldiğinde ceza sahası boş kaldı; Barış Alper merkeze yöneldiğinde ise sol kanattaki genişlik kayboldu. Sarı-kırmızılı takım topu kullanıyor fakat Sporting savunmasını sürekli geriye koşturacak tehditleri üretemiyordu.
Sporting, ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra oyunun yönünü kanatlara çevirdi. Altimira ve Doumbia’nın merkezde kazandığı toplar, bekletilmeden Catamo ile Luís Guilherme’ye taşındı. Özellikle Catamo’nun sürati, Galatasaray’ın savunma hattını yana doğru genişlemeye zorladı. Sarı-kırmızılıların ön alan baskısı ilk pasla aşıldığında Torreira ile Sara’nın arkasında giderek büyüyen bir boşluk oluşmaya başladı. Sporting’in 27. dakikada Catamo ile bulduğu beraberlik golü, ev sahibinin oyuna yerleştiği bu bölümün doğal sonucuydu. Galatasaray maça iyi başlamış, fakat karşılaşmanın ritmi yükseldikçe savunma ile orta saha arasındaki mesafeleri koruyamamıştı.
İlk yarı 1-1 sona ererken ortaya çıkan tablo aslında açıktı: Galatasaray topa daha fazla sahipti, Sporting ise topu kazandığında kaleye daha hızlı ve daha doğrudan gidiyordu. Avrupa futbolunda topa sahip olma oranı bazen yanıltıcı bir üstünlük duygusu yaratır. Oysa gerçek kontrol, yalnızca topun kimde olduğu değil, top kaybedildiğinde rakibin ne kadar çabuk durdurulabildiğidir. Sporting daha az pasla daha fazla tehlike üretirken Galatasaray’ın hücumları giderek uzuyor, top kayıplarından sonraki dönüşleri ise zorlaşıyordu.
Maçın asıl kırılma noktası ikinci yarının başında yaşandı. Sporting soyunma odasından baskı çizgisini yükselterek ve ikili mücadelelerin şiddetini artırarak çıktı. Galatasaray ise ilk yarının başlangıcındaki kompakt yapısını koruyamadı. Doumbia’nın 54. dakikada savunma arkasına gönderdiği pas Luis Suárez’i Uğurcan’la karşı karşıya bıraktı. Jakobs ile Uğurcan’ın müdahalesinin ardından hakem penaltı noktasını gösterdi ve karar VAR incelemesi sonrasında değişmedi. Luis Suárez, 57. dakikada topu ağlara göndererek Sporting’i 2-1 öne geçirdi. Penaltının tartışması yapılabilir; ancak pozisyonun ortaya çıkış biçimi daha öğreticiydi. Galatasaray’ın iki merkez oyuncusu aynı anda topun önünde kalmış, savunma hattı tek bir dikine pasla savunmasız yakalanmıştı.
Okan Buruk, golden hemen sonra Sané’nin yerine Rafael Leão’yu oyuna aldı. Yetiştiği kulübe karşı sahaya çıkan Leão’nun sürati ve bire bir yeteneği, Galatasaray’ın açık alan ihtiyacına cevap verebilirdi. Fakat Sporting skor üstünlüğünü ele geçirdikten sonra merkezle savunma arasındaki boşlukları kapattı ve Leão’nun hızlanabileceği alanları daralttı. Üstelik Galatasaray bu değişikliğin etkisini görmeye fırsat bulamadan üçüncü golü yedi. Sallai’nin ceza sahasının kenarında yaptığı faulün ardından Rodrigo Zalazar, 63. dakikada kullandığı serbest vuruşu mükemmel bir şekilde üst köşeye gönderdi. Uğurcan’ın yapabileceği fazla bir şey yoktu. Zalazar’ın golü, Sporting’in gecedeki estetik imzası olurken Galatasaray’ın umutlarını da büyük ölçüde bitirdi.
Batrakov’un yerine Deniz Gül’ün alınması, ceza sahasına doğal bir santrfor yerleştirme arayışıydı; ancak bu hamle Sporting’in oyunun bütün kontrolünü ele geçirdiği dakikalarda geldi. Ev sahibi ekip savunma ile orta saha arasındaki mesafeleri kısalttı, topun hızını düşürdü ve Galatasaray’ı ceza sahasından uzak bölgelerde pas yapmaya zorladı. Son bölümde İlkay Gündoğan, Renato Nhaga ve Ugochukwu’nun oyuna girmesi de karşılaşmanın yönünü değiştiremedi. Sporting’in Altimira ile yakaladığı ve Uğurcan’ın kurtardığı fırsat, skorun 4-1’e dönüşmesinin de uzak olmadığını gösterdi.
Maç sonunda Galatasaray’ın yüzde 61’e ulaşan topa sahip olma oranı ve şutlarda 10-8 önde olması, ilk bakışta dengeli bir karşılaşmaya işaret edebilir. Fakat isabetli şutlarda Sporting’in 5-3 üstünlüğü, oyunun gerçeğini daha doğru anlatıyordu. Galatasaray daha fazla top kullandı; Sporting ise daha az hücumla daha yüksek tehdit üretti. Sarı-kırmızılıların sahip olduğu top çoğu zaman rakibin savunma bloğunun önünde dolaşırken, Sporting’in kazandığı her top Galatasaray kalesine doğru hızla yol aldı. Futbolun modern ölçüsü artık yalnızca topa sahip olmak değil, o topu nerede, hangi hızda ve hangi amaçla kullandığınızdır.
Sporting’de Catamo sürati ve bire birleriyle, Doumbia geçiş paslarıyla, Luis Suárez savunma arkasına yaptığı koşularla öne çıktı. Zalazar’ın serbest vuruşu ise maçın hafızalarda kalacak anıydı. Galatasaray’da Torreira ilk bölümdeki enerjisi ve gol pozisyonundaki takibiyle değerliydi; Uğurcan daha ağır bir skoru önleyen müdahaleler yaptı. Buna karşılık Sané, Yunus ve Batrakov’un hücum etkisi kısa bölümlerle sınırlı kaldı. Leão da oyuna girdikten sonra yeteneğini gösterebileceği geniş alanları bulamadı.
Bu yenilgi, uzun Şampiyonlar Ligi maratonunda elbette telafi edilebilir. Ancak Galatasaray’ın karşısına yeni olmayan bir Avrupa gerçeğini çıkardı: Deplasmanda iyi başlamak yetmiyor; rakibin baskı dalgasını soğutmak, oyunun temposunu gerektiğinde düşürmek ve savunma mesafelerini doksan dakika boyunca korumak gerekiyor. Osimhen’in yokluğu hücumdaki derinliği, Lemina’nın eksikliği orta sahanın fizik gücünü, Singo’nun yokluğu ise savunmanın dengesini ciddi biçimde etkiledi. Fakat bütün yenilgiyi eksiklere bağlamak, Lizbon gecesinin verdiği dersi küçültür.
Galatasaray, José Alvalade’de beş dakikada umut buldu; fakat kalan sürede o umudu bir oyun planına dönüştüremedi. Avrupa’da yıldızlar maç kazandırabilir, ancak düzeni olmayan bir takımın yıldızları da bir süre sonra kalabalığın içinde kaybolur. Lizbon’dan alınması gereken asıl ders budur: Topa sahip olmak başka, maça sahip olmak başkadır. Galatasaray’ın önündeki yol hâlâ açık; fakat o yolda ilerleyebilmesi için önce bu ikisi arasındaki farkı kapatması gerekiyor.