FORMUN GÜCÜ, AVRUPA’NIN HAFIZASI
16 Eylül 2026 20:38

BEŞİKTAŞ - MARSİLYA MAÇI FORMUN GÜCÜ, AVRUPA’NIN HAFIZASI

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’ne Marsilya karşısında başlıyor. Sonuçlar siyah-beyazlıları öne çıkarıyor; fakat Avrupa’da yalnızca iyi form değil, doğru oyun ve sakin kararlar kazanır.

Hicri Uluçay Tüm haberleri

28 Kasım 2007 gecesi Beşiktaş, İnönü Stadı’nda Marsilya’yı ağırlarken yakın tarihinin en ağır yenilgilerinden birinin izlerini taşıyordu. Liverpool deplasmanındaki 8-0’lık mağlubiyet henüz unutulmamıştı. Buna rağmen siyah-beyazlılar, Rodrigo Tello’nun serbest vuruştan attığı golle öne geçmiş, Taye Taiwo’nun beraberlik golüne karşılık 88. dakikada Bobo ile yeniden ayağa kalkmıştı. O 2-1’lik galibiyet, Avrupa futbolunun değişmez gerçeğini bir kez daha göstermişti: Bir önceki maçın acısı da başarısı da yeni gecenin sonucunu belirlemez. Son sözü, o gece sahada kalan cesaret ve oyun disiplini söyler.

Beşiktaş ile Marsilya, yaklaşık 19 yıl sonra yeniden İstanbul’da karşılaşacak. UEFA Avrupa Ligi lig aşamasının ilk haftasındaki mücadele, 17 Eylül Perşembe günü saat 22.00’de Tüpraş Stadyumu’nda başlayacak ve TRT 1’den yayımlanacak. Bu kez görünüm 2007’den farklı. Vincenzo Italiano yönetimindeki Beşiktaş, yükselen bir oyun ve güçlü sonuçlarla; Marsilya ise Fransa’da art arda yaşadığı yenilgilerin oluşturduğu baskıyla sahaya çıkacak. Ancak maçı yalnızca son haftaların puanlarına bakarak okumak, Avrupa futbolunun en eski tuzaklarından birine düşmek olur.

Siyah-beyazlılar bu sezon oynadığı 11 resmî maçın dokuzunu kazandı. Midtjylland, Hradec Kralove ve Kauno Zalgiris karşısında üç eleme turunu geçerek lig aşamasına ulaştı. Süper Lig’in ilk beş haftasında dört galibiyet alan Beşiktaş; Çorum FK karşısındaki 6-2’lik sonucun ardından Kadıköy’de Fenerbahçe’yi 2-1, son olarak Erzurumspor’u 3-0 mağlup etti. Tüpraş Stadyumu’nda oynadığı altı resmî karşılaşmanın tamamını kazanması ve bunların beşinde kalesini gole kapatması, takımın yalnızca hücum gücünü değil, iç sahadaki oyun güvenini de gösteriyor.

Italiano’nun Beşiktaş’ı topu rakip yarı alanda tutmaya, kaybedildiği yerde geri kazanmaya ve hücumu geniş alana yaymaya çalışıyor. Salih Özcan savunma ile orta saha arasındaki dengeyi kurarken, Orkun Kökçü pasın yönünü ve oyunun hızını belirliyor. Junior Olaitan’ın hareketliliği, Václav Černý’nin çizgideki üretimi ve Dusan Vlahovic’in ceza alanındaki varlığı, Beşiktaş’a birbirinden farklı hücum yolları sağlıyor. Erzurumspor karşılaşmasında cezası nedeniyle forma giyemeyen Vlahovic’in dönüşü, özellikle Marsilya savunmasının fiziksel gücüne karşı önemli olacak. Sırp santrfor yalnızca golü arayan oyuncu değil; uzun topları saklayarak orta sahayı hücuma taşıyacak, stoperleri meşgul ederek Orkun ve kanat oyuncularına alan açacak isimdir.

Beşiktaş’ın önemli eksiği ise Leandro Trossard olacak. Italiano, Belçikalı oyuncunun tendonundaki ağrı nedeniyle maç kadrosunda bulunmayacağını açıkladı. Trossard’ın yokluğu yalnızca bir oyuncu değişikliği anlamına gelmiyor; sol kanattaki pas bağlantısını, ceza alanına zamanında yapılan koşuları ve dar alandaki çözüm yeteneğini de etkiliyor. Yerine kim görev yaparsa yapsın, Beşiktaş’ın o kanatta genişliği koruması gerekiyor. İki kanat oyuncusu da sürekli merkeze yaklaşırsa Marsilya orta alanı daraltabilir ve Beşiktaş’ı kalabalığın içine sürükleyebilir. Italiano’nun maç öncesinde yaptığı “Topla iyi oynamalı ve rakibe alan vermemeliyiz” vurgusu da tam olarak bu dengeye işaret ediyor.

Marsilya’nın ligdeki durumu ise dikkat çekici. Bruno Genesio yönetimindeki Fransız ekibi sezona Strasbourg karşısında 4-0’lık etkileyici bir galibiyetle başladı. Ardından Monaco’ya 2-0, Paris FC’ye 3-2 ve Rennes’e 1-0 yenildi. Dört maç sonunda üç puanla 13. sırada bulunuyor. Üstelik İstanbul dönüşünden üç gün sonra Paris Saint-Germain’i ağırlayacak. Fransa’da Avrupa Ligi ile lig arasında nasıl bir öncelik kurulacağı tartışılıyor. Fakat bunu Beşiktaş adına bir rahatlık sebebi saymak doğru olmaz. Baskı altındaki takımlar bazen oyunlarını sadeleştirir, savunmayı geriye çeker ve sonuca hızlı hücumlarla gitmeye çalışır. Marsilya’nın İstanbul’da tercih edebileceği yol da bu olabilir.

Fransız temsilcisinin en tehlikeli oyuncusu Amine Gouiri. Ligde attığı dört golle takımın hücum yükünün büyük bölümünü taşıyor. Igor Paixão’nun sürati, Timothy Weah’nın sağ taraftaki çıkışları, Angel Gomes ile Amine Harit’in ara bölgelerdeki pas yeteneği, Marsilya’yı açık alanda tehlikeli hâle getiriyor. Orta sahanın merkezi ise Pierre-Emile Højbjerg’in deneyimine emanet. Geoffrey Kondogbia ve Tochukwu Nnadi’nin sakatlıkları, Marsilya’nın bu bölgedeki seçeneklerini azaltıyor. Bu nedenle Beşiktaş’ın Orkun Kökçü üzerinden Højbjerg’in çevresini işlemesi ve Marsilya’nın orta sahasını yana doğru koşturması, maçın önemli taktik başlıklarından biri olacak.

Karşılaşmanın ilk 20 dakikası büyük önem taşıyor. Tüpraş Stadyumu’nun coşkusu Beşiktaş’a güçlü bir başlangıç yaptırabilir; fakat aynı coşku, her topu bir an önce kaleye götürme telaşına dönüşmemeli. Marsilya’nın beklediği şey, Beşiktaş’ın aceleyle yerleşimini bozması ve beklerin arkasında geniş alanlar bırakmasıdır. Murillo ile sol bek aynı anda yükseldiğinde, Agbadou ve Emirhan Topçu’nun önündeki alanın Salih Özcan tarafından kapatılması gerekir. Aksi hâlde Paixão ve Weah, birkaç pasla Nübel’in kalesine yönelebilir. Beşiktaş baskı yapmalı; fakat bu baskı yalnızca koşarak değil, doğru mesafeleri koruyarak yapılmalı.

Duran toplar da gecenin belirleyici unsurlarından biri olabilir. Vlahovic, Agbadou ve Emirhan’ın hava üstünlüğü Beşiktaş’a önemli bir seçenek sunarken, Marsilya’da Aguerd, Højbjerg ve Egan-Riley benzer bir tehdit oluşturuyor. Kornerlerin ardından ceza alanı çevresinde toplanacak ikinci toplar, doğrudan kaleye gönderilen ilk ortalar kadar değerli olacaktır. Avrupa maçlarında büyük anlar bazen hazırlanmış bir hücumdan değil, savunmadan seken ve doğru yerde bekleyen oyuncunun önüne düşen tek bir toptan çıkar.

Bu karşılaşma, eski Marsilyalı Amir Murillo açısından da özel bir anlam taşıyor. Panamalı oyuncu eski takımına karşı görev yapacak; Marsilya’nın hücum alışkanlıklarını ve bazı oyuncularını yakından tanıyor. Ancak asıl önemli olan Murillo’nun geçmişi değil, Beşiktaş’ın bugünkü düzeni içinde üstleneceği sorumluluk olacak. Sağ kanatta Černý ile kuracağı bağlantı, hem hücum genişliğini sağlayacak hem de Marsilya’nın sol kanadını geriye doğru çalışmak zorunda bırakacaktır.

Kâğıt üzerindeki form Beşiktaş’ı öne çıkarıyor. Kadro kalitesi ve Avrupa geçmişi ise Marsilya’nın hafife alınamayacağını söylüyor. Bu nedenle siyah-beyazlıların rakibin kötü sonuçlarına değil, kendi oyununa güvenmesi gerekiyor. Gol erken gelirse ikinciyi ararken dengeyi kaybetmemeli; gol gecikirse tribünün sabırsızlığını sahaya taşımamalı. Çünkü lig aşamasındaki sekiz maçın her biri değerli, iç sahada alınacak üç puan ise daha da kıymetli.

Yaklaşık 19 yıl önce Bobo’nun 88. dakikadaki golü, İnönü’nün karanlık bir Avrupa gecesini aydınlatmıştı. Yarın başka oyuncular, başka teknik adamlar ve başka bir stat olacak. Fakat Beşiktaş’ın ihtiyacı değişmedi: cesaret, disiplin ve son düdüğe kadar süren inanç…

Dolmabahçe’de yarın yalnızca bir maç oynanmayacak; Beşiktaş’a, “Avrupa’ya gerçekten döndün mü?” diye sorulacak. Bu sorunun cevabını tribünün coşkusu değil, o coşkuyu akılla birleştiren doksan dakikalık oyun verecek.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 16 Eylül 2026 20:40
BENZER HABERLER
X