Kocaelispor 1-0 Samsunspor
07 Eylül 2026 00:05

Oyunu Samsunspor Oynadı, Zamanı Kocaelispor Kazandı Kocaelispor 1-0 Samsunspor

Futbol bazen doksan dakikanın tamamını kazanana değil, doksan dakikanın içindeki birkaç kıymetli saniyeye sahip çıkana teslim eder kendisini. Kocaelispor’un Samsunspor karşısında aldığı 1-0’lık galibiyet, tam da böyle bir maçın hikâyesiydi.

Hicri Uluçay Tüm haberleri

Samsunspor topa daha fazla dokundu, daha çok pas yaptı, daha fazla şut çekti ve Kocaelispor ceza sahasında daha uzun süre kaldı. Fakat futbolun tabelası, niceliğin değil, doğru anda gösterilen niteliğin kaydını tutuyordu. Samsunspor oyunun geniş alanlarına hâkim olurken Kocaelispor maçın en değerli iki anını ele geçirdi: Florian Ayé’nin sol ayağını ve Serhat Öztaşdelen’in ellerini…

İki şehir, iki liman, iki ayrı futbol hafızası aynı akşam Kocaeli Stadyumu’nda buluştu. Biri sanayinin vardiya düdüklerinden, diğeri Karadeniz’in liman sirenlerinden yükselen iki kent kulübü… Böyle karşılaşmalar yalnızca üç puan için oynanmaz; şehirlerin kendilerine dair inançları da sahaya çıkar. Tribün, takımından sadece galibiyet değil, kendi karakterinin yeşil zemindeki karşılığını görmek ister. Kocaelispor taraftarı da bu gece kusursuz bir futbol değil; mücadele eden, gerektiğinde acı çeken, fakat ayakta kalmayı bilen bir takım gördü.

Maçın ilk yarısında topun dili Samsunspor’un lehineydi. Konuk ekip 15 şut çekti, 22 kez rakip ceza sahasında topla buluştu ve 1,45 gol beklentisi üretti. Kocaelispor ise aynı bölümde yalnızca üç şutta ve altı ceza sahası dokunuşunda kaldı. Dokuzuncu dakikada Emre Kılınç önemli bir fırsatı değerlendiremedi, Tomasson’un vuruşu direkten döndü, Jarju karşısında ise Serhat kalesini kapattı. Rakamlar ilk yarının Samsunspor’a ait olduğunu söylüyordu; tabela ise futbolun rakamlara her zaman itaat etmediğini…

Kocaelispor’un golü 26. dakikada geldi. Agyei’nin indirdiği topu Gonçalo Sousa ceza sahasına taşıdı, savunmadan seken meşin yuvarlak Florian Ayé’nin önünde kaldı. Ayé, güçlü ayağı sağ olmasına rağmen sol ayağıyla yaptığı zarif vuruşla topu Okan Kocuk’un üzerinden ağlara gönderdi. Bu yalnızca güzel bir gol değildi. Sezonun ilk haftalarında santrforlarından gol bulamayan Kocaelispor’un, ilk kez başlangıç kadrosunda yer alan merkez forvetinden aldığı cevaptı. Bazen bir futbolcunun takıma yerleşmesi için onlarca pozisyona değil, kendisini anlatabileceği tek bir ana ihtiyacı vardır. Ayé o anı buldu ve kaçırmadı.

Samsunspor’un asıl problemi pozisyona girememek değildi. Aksine 19 şut çekti, bunların 13’ünü ceza sahası içinden kullandı ve üç büyük fırsat yakaladı. Fakat santrforsuzluğun bedeli tam da burada ortaya çıktı. Konuk takım pozisyonu buldu ama pozisyonun sonundaki futbolcuyu bulamadı. Ceza sahasına kadar işleyen düzen, son dokunuşta sahipsiz kaldı. Avrupa futbolunda yıllardır tartışılan “dokuz numarasız oyun”, topu rakip kaleye kadar taşıyabilir; fakat top kalenin önüne vardığında bazen yeniden gerçek bir dokuz numaraya ihtiyaç duyar.

Kocaelispor açısından ilk yarı, bir üstünlük hikâyesinden çok direnme hikâyesiydi. Ancak asıl önemli değişim devre arasında yaşandı. Selçuk İnan, Agyei ve Uğur Kaan Yıldız’ın yerine Makana Baku ile Mahamadou Susoho’yu oyuna aldı. Bu iki değişiklik, yalnız oyuncuları değil, maçın coğrafyasını da değiştirdi. İlk yarıda kendi ceza sahasının çevresine sıkışan Kocaelispor, ikinci yarıda rakibini topa sahip olduğu halde kaleden uzak tutmaya başladı. Samsunspor ikinci devrede yüzde 63 oranında topa sahipti; buna rağmen yalnızca dört şut çekebildi ve 0,15 gol beklentisinde kaldı. İlk yarıda 1,45 gol beklentisi üreten bir takımın ikinci yarıda 0,15’e gerilemesi, tesadüfle açıklanamaz.

Modern futbolda topa sahip olmak ile oyuna sahip olmak aynı şey değildir. Top sizde dolaşırken rakibiniz istediği yerleri kapatıyor, sizi tehlikesiz bölgelere yönlendiriyor ve kaleye yaklaştığınızda bütün geçitleri kapatıyorsa, gerçekte top sizde; oyun ise rakibinizdedir. Samsunspor ikinci yarıda topu taşıdı, Kocaelispor ise topun nereye gidebileceğine karar verdi. Yeşil-siyahlılar yalnızca savunmaya çekilmedi; savunmanın mesafelerini kısalttı, ikili mücadelelerde üstünlük kurdu ve kazandığı toplarla ikinci golü aradı. Baku ile Metehan’ın fırsatları değerlendirilebilse maçın son bölümü çok daha sakin geçebilirdi.

Bu nedenle galibiyetin görünmeyen sahiplerinden biri Selçuk İnan’dı. Maç önü değerlendirmelerinde bu karşılaşmanın temel sorusunu “Hangi teknik direktör zamanı daha iyi yönetecek?” diye kurmuştuk. Cevap, beklediğimiz gibi 60 ile 75. dakikalar arasında değil, devre arasındaki on beş dakikada geldi. Selçuk İnan ilk yarının rakamlarına teslim olmadı; onları okuyup oyunun şartlarını değiştirdi. Sezonun Adnan Süvari’nin adıyla oynanması düşünüldüğünde bunun ayrıca anlamlı bir tarafı var. Türk futboluna oyunun yalnızca yetenekle değil, fikirle de kazanılabileceğini öğreten Süvari’nin adını taşıyan bir sezonda, teknik adam müdahalesinin sonucu belirlemesi hoş bir tarihsel tesadüftü.

Elbette bütün taktik değerlendirmelerin üzerinde duran bir isim vardı: Serhat Öztaşdelen… Dört kurtarış yaptı; fakat sayılardan daha önemlisi, o kurtarışların yapıldığı anlardı. Kalecilik bazen doksan dakika boyunca topa dokunmadan bekleyip, bir saniye içinde bütün maçın kaderini omuzlamaktır. Serhat özellikle ilk yarıda takımının oyunda kalmasını sağladı. Ayé tabelayı yazdı, Serhat o tabelanın değişmesine izin vermedi. Bir galibiyetin iki imzası varsa biri forvetin ayağında, diğeri kalecinin eldivenindeydi.

Haidara da savunmanın sessiz kahramanıydı. Girdiği 11 mücadelenin 10’unu kazanırken beş uzaklaştırma yaptı. Show, savunmanın önündeki boşlukları kapatarak yedi kez topu takımına kazandırdı. Zoukrou soğukkanlı pasları ve doğru yer tutuşuyla savunma hattını ayakta tuttu. Ayé ise yalnızca gol atmadı; kazandığı hava topları ve ikili mücadelelerle takımın öne çıkabilmesi için nefes alanları oluşturdu. Kocaelispor’un galibiyeti bir yıldızın tek başına yazdığı hikâyeden çok, herkesin kendi cümlesini doğru yere koyduğu kolektif bir metindi.

Maç sonunda istatistik kâğıdına bakan biri Samsunspor’un nasıl kaybettiğini, yalnızca skora bakan biri ise Kocaelispor’un nasıl kazandığını anlamakta zorlanabilir. Samsunspor yüzde 56 topa sahip oldu, 549 pas yaptı, 19 şut çekti ve 1,59 gol beklentisi üretti. Kocaelispor ise dokuz şut ve 1,23 gol beklentisiyle oynadı. Ancak futbol, toplamların olduğu kadar bölümlerin de oyunudur. Samsunspor ilk yarının büyük kısmını kazandı; Kocaelispor gol anını, devre arasını ve ikinci yarının tamamındaki mekânsal kontrolü kazandı.

Bu galibiyet, Kocaelispor’u üst üste üçüncü kez sevindirdi ve dokuz puana taşıdı. Fakat puan tablosundan daha değerli olan, takımın farklı biçimlerde kazanabileceğini göstermesiydi. Önceki haftalarda son bölümlerde gelen gollerle ayağa kalkan Kocaelispor, bu defa erken bulduğu golü oyununu değiştirerek korudu. Büyük takımlar yalnızca iyi oynadıklarında kazananlar değildir; oyunun kendilerine iyi davranmadığı akşamlarda da bir çıkış yolu bulabilenlerdir.

Yine de bu galibiyetin sevinci, ilk yarıda verilen pozisyonları unutturmamalı. Her maçta direk, kaleci ve rakibin bitiricilik zaafı aynı anda yardıma gelmez. Kocaelispor bu karşılaşmadan üç puanın yanında ciddi bir uyarı da çıkarmalıdır: Savunma direnci kıymetlidir ama sürekli sınanırsa bir gün mutlaka kırılır. Galibiyetler sorunları örtebilir; gerçek gelişim ise kazanırken o sorunları görebilmektir.

Kocaeli Stadyumu’nda gecenin sonunda kazanan yalnızca daha çok koşan ya da daha fazla isteyen taraf değildi. Kendi kusurlarını maç devam ederken fark eden, oyunun ağırlık merkezini değiştiren ve sahip olduğu birkaç değerli anı rakibinden daha iyi kullanan taraf kazandı. Samsunspor topu taşıdı, şutları çekti, alanları dolaştı; fakat aradığı golü bulamadı. Kocaelispor ise oyunun tamamına hükmetmedi, hükmetmesi gereken anları seçti.

Çünkü futbol bazen doksan dakika boyunca konuşanların değil, doğru saniyede doğru sözü söyleyenlerin oyunudur. Bu gece son sözü Ayé’nin sol ayağı söyledi; altına imzayı da Serhat’ın elleri attı.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 07 Eylül 2026 03:13
BENZER HABERLER
X