Kocaeli’nin Çocukları ve Kocaelispor Gerçeği – 1. Bölüm
13 Ekim 2026 10:21

KİMSE MEMLEKETİNDE PEYGAMBER OLAMAZ MI? Kocaeli’nin Çocukları ve Kocaelispor Gerçeği – 1. Bölüm

Bir çocuk düşünün…Sabahın ayazında, henüz güneş doğmadan evinden çıkmış. Bir elinde futbol ayakkabıları, sırtında okul çantası. Annesi arkasından sesleniyor, babası işine gitmeden onu antrenmana yetiştirmeye çalışıyor.

Hicri Uluçay Tüm haberleri

Belki Derbent’in yeşil sahalarında, belki Gölcük’ün yağmurla ağırlaşmış çimlerinde, belki Gebze’nin, Körfez’in, İzmit’in mahalle aralarında başlamış futbol serüveni.

Hayali belli.

Bir gün Kocaelispor formasını giymek.

O yeşil-siyahlı formayla sahaya çıkmak, tribünlerden yükselen uğultunun arasında kendi şehrinin takımına hizmet etmek. Belki bir gün attığı golden sonra tribünlere koşup çocukluğunun geçtiği sokaklara selam göndermek…

Çocuk büyüyor. Yıllarca çalışıyor, birçok arkadaşını geride bırakıyor. Altyapı takımlarında oynuyor, antrenörlerinin dikkatini çekiyor, zaman zaman geleceğin yıldızları arasında gösteriliyor.

Derken profesyonel futbolun kapısına dayanıyor.

İşte hikâyenin en zor bölümü burada başlıyor.

Çünkü o kapının önünde yalnızca yetenek beklemiyor. Rekabet, para, beklenti, teknik direktör tercihleri ve profesyonel futbolun acımasız gerçekleri de bekliyor.

Bazıları içeri giriyor. Bazıları başka kulüplere gidiyor. Bazılarıysa çocukluk hayallerini futbol sahalarının kenarında bırakıyor.

Ve Kocaeli’de yıllardır aynı soru soruluyor:

Biz kendi çocuklarımızın değerini bilmiyor muyuz?

Halk arasında sıkça kullandığımız bir söz vardır: “Kimse memleketinde peygamber olamaz.”

Acaba Kocaeli futbolunun hikâyesi de biraz böyle mi?

Bu soruya cevap verebilmek için önce duygularımızı bir kenara bırakıp futbolun gerçeklerine bakmamız gerekiyor.

Kocaelispor, son on yılda Türk futbolunda pek az kulübün yaşayabileceği kadar çalkantılı bir yolculuktan geçti. Bölgesel Amatör Lig’den başlayarak profesyonel liglerin basamaklarını birer birer tırmandı ve 2025 yılında, tam 16 sezon aradan sonra Süper Lig’e döndü.

Bir zamanlar amatör ligde var olma mücadelesi veren kulüp, bugün Türkiye’nin en üst düzeyinde rekabet ediyor.

Bu başarıyı küçümsemek mümkün değil.

Ancak bu yükselişin altyapı üzerindeki etkilerini de görmemiz gerekiyor.

Bir kulüp sürekli lig değiştirirken, teknik direktörler değişirken, her sezonun hedefi bir üst lige çıkmak ya da bulunduğu ligde kalmak olurken genç oyunculara ne kadar sabır gösterebilir?

Şampiyonluk yarışındaki bir teknik direktör, on sekiz yaşındaki futbolcunun yapabileceği hatayı ne kadar göze alabilir?

Hele ki Kocaelispor gibi tribünleri sabırsız, taraftarı tutkulu, beklentileri yüksek bir kulüpte…

Bu soruların kolay cevapları yok.

Ama kolay cevaplarının olmaması, sorulmaması gerektiği anlamına da gelmiyor.

Kocaeli basınında yıllardır altyapıdan A takıma yeterince futbolcu kazandırılamadığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Bu eleştirilerin önemli bir bölümünü haklı buluyorum. Çünkü futbolcu yetiştirmekle yetiştirdiğiniz futbolcuya fırsat vermek aynı şey değildir.

Burada küçük ama önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırıyoruz.

Altyapıdan futbolcu çıkmaması başka, çıkan futbolcunun A takımda yeterince oynayamaması başka bir meseledir.

Nitekim Şubat 2025’te Kırklarelispor ile oynanan Türkiye Kupası karşılaşmasında Mikdat Çil, Mehmet Altaş ve Bünyamin Dalkılıç gibi gençler sahada fırsat buldu. Temmuz 2026’da ise altyapıdan on genç futbolcu A takımın hazırlık kampına davet edildi.

Arda Özyar ile uzun süreli profesyonel sözleşme imzalandı. Mert Akyüz de geçtiğimiz günlerde A takım antrenmanlarına katıldı.

Demek ki kapı tamamen kapalı değil.

Peki, bu kapıdan giren gençlerin kaçı içeride kalabiliyor?

Asıl üzerinde durmamız gereken mesele burada.

Bir futbolcuyu A takım kampına çağırmakla ona profesyonel sözleşme yapmak arasında fark vardır. Profesyonel sözleşme yapmakla lig maçında oynatmak arasında da fark vardır.

Ama en büyük fark, bir futbolcuya birkaç dakika şans vermekle onu yıllarca takımın parçası hâline getirmek arasındadır.

Genç bir futbolcunun profesyonel sözleşme imzalaması elbette başarıdır. Fakat onun gelişimini sürdürmesi, düzenli maç oynaması ve kariyerini profesyonel seviyede devam ettirebilmesi çok daha büyük başarıdır.

Bu nedenle altyapının başarısını yalnızca profesyonel sözleşme sayısıyla ölçemeyiz.

Futbolcunun oynadığı maçlara, aldığı süreye, gelişimine ve yıllar sonra hangi seviyede bulunduğuna da bakmalıyız.

Dünya futbolundaki araştırmalar da bize bunu gösteriyor.

Avrupa’nın önemli futbol akademilerinden Benfica, Ajax ve Athletic Bilbao yalnızca kendi A takımlarına oyuncu kazandırmakla değerlendirilmiyor. Yetiştirdikleri futbolcuların başka kulüplerde ulaştıkları profesyonel seviye de akademilerinin başarısının bir göstergesi kabul ediliyor.

Örneğin Benfica, uluslararası futbol araştırmalarında yetiştirdiği ve farklı ülkelerin profesyonel liglerinde oynayan futbolcuların sayısıyla öne çıkıyor.

Bu futbolcuların tamamı Benfica A takımında oynamıyor. Bir bölümü başka kulüplerde kariyerini sürdürüyor.

Buradan Kocaeli için çıkarılacak önemli bir ders var.

Bir kulübün yetiştirdiği futbolcunun başka takımda başarılı olması, mutlaka o kulübün başarısızlığı anlamına gelmez.

Hatta bazen tam tersidir.

Ancak yetiştirdiğiniz oyuncular başka kulüplerde başarılı olurken kendi A takımınız sürekli dışarıdan transfer yapıyorsa, bu kez başka sorular ortaya çıkar.

Oyuncuyu yeterince iyi değerlendiremedik mi?

Doğru zamanda fırsat veremedik mi?

Yoksa futbolcu başka kulüpte kendisine daha uygun bir gelişim ortamı mı buldu?

Bu soruların cevaplarını bulmadan kimseyi suçlayamayız.

Kocaeli’de son günlerde yaşanan Eymen Çavdar örneği de bu tartışmayı yeniden gündeme getirdi.

Gölcükspor altyapısında futbola başlayan genç futbolcunun Fenerbahçe’ye transfer olması, doğal olarak Kocaeli futbol kamuoyunda dikkat çekti.

Hemen aynı soru soruldu:

Kocaelispor bu çocuğu neden almadı?

Sorunun sorulmasını son derece doğal karşılıyorum.

Ancak Fenerbahçe’ye transfer olmak, bir futbolcunun ileride mutlaka Süper Lig yıldızı olacağını göstermez. Kocaelispor’un bir oyuncuyu tercih etmemesi de tek başına yanlış karar verdiğinin kanıtı değildir.

Bunu zaman gösterecek.

Önemli olan, oyuncunun kimler tarafından izlendiği, hangi ölçütlerle değerlendirildiği ve kararın nasıl verildiğidir.

Çünkü futbolcu seçimi yalnızca bugünkü yeteneği görmek değildir. O yeteneğin beş yıl sonra nereye ulaşabileceğini de öngörebilmektir.

İşte altyapı yönetiminin en zor tarafı budur.

Yıllarını futbol sahalarında geçirmiş biri olarak şunu söyleyebilirim: On beş yaşında takımın en iyisi olan bir çocuk, yirmi yaşına geldiğinde aynı seviyede olmayabilir. On beş yaşında fazla dikkat çekmeyen başka bir çocuk ise birkaç yıl sonra takımın vazgeçilmezi hâline gelebilir.

Futbolun böyle bir tarafı var.

İnsan gelişimi cetvelle ölçülmüyor.

Bir çocuğun fiziksel gelişimi erken tamamlanırken başka birinin gelişimi yıllar sonra hızlanabiliyor.

Üstelik yalnızca ayaklarının ne kadar iyi olduğu da yetmiyor.

Oyun zekâsı, çalışma disiplini, psikolojik dayanıklılığı, ailesinin desteği, antrenörünün yaklaşımı ve doğru zamanda bulduğu fırsatlar, yetenek kadar önemli hâle geliyor.

Bu nedenle genç futbolcu yetiştirmek, yalnızca iyi antrenman yaptırmak değildir.

Sabır isteyen, süreklilik isteyen, yıllarca aynı hedefe bağlı kalmayı gerektiren bir iştir.

Bir teknik direktörün altı ay sonra görevde olup olmayacağını bilmediği, yönetimlerin sık sık değiştiği, taraftarın her hafta galibiyet beklediği bir ortamda bu sürekliliği sağlamak kolay değil.

Fakat zor diye vazgeçersek, her sezon aynı tartışmayı yapmaya devam ederiz.

Kocaelispor’un yalnızca bugünkü puan cetveline değil, beş yıl sonraki kadrosuna da bakması gerekiyor.

Çünkü transferle takım kurabilirsiniz.

Ama yalnızca transferle futbolcu yetiştiremezsiniz.

Kocaeli’nin amatör kulüplerinde çalışan yüzlerce antrenörün, çocuklarını sabahın erken saatlerinde sahalara taşıyan ailelerin ve futbolcu olabilmek için yıllarını veren gençlerin emeğini düşününce bu meselenin yalnızca Kocaelispor yönetiminin sorunu olmadığını görüyorum.

Bu, bütün şehrin meselesidir.

Kocaelispor’un altyapısı ile Kocaeli’nin futbolcu yetiştiren amatör kulüpleri birbirinden ayrı düşünülemez.

Bir çocuğun Derbentspor’da, Hisareynspor’da, Gölcükspor’da ya da başka bir amatör kulüpte yetişmesiyle Kocaelispor akademisinde yetişmesi aynı şey değildir.

Ama her iki yolun da Kocaeli futboluna katkısı vardır.

Şehrin bütün futbol birikimini yalnızca Kocaelispor altyapısına indirgersek büyük resmi göremeyiz.

Bu nedenle araştırmamızın devamında Kocaeli’de yetişen ve başka şehirlerde profesyonel olan futbolcuların izini süreceğiz.

Kimler nerede futbola başladı?

Kimler Kocaelispor’un kapısından geçti?

Kimler başka kulüplerde gelişti?

Kimler profesyonel futbolun üst seviyelerine ulaştı?

Ve en önemlisi, bu oyuncuların hikâyelerinden Kocaeli futbolu ne öğrenebilir?

Bütün bunları Türkiye’nin diğer şehirleriyle ve dünyanın başarılı futbol akademileriyle karşılaştıracağız.

Çünkü amacım birilerini mahkûm etmek değil.

Amacım, Kocaeli futbolunun yıllardır konuştuğu bir meseleyi söylentilerden çıkarıp gerçeklerin üzerine oturtmak.

Belki araştırmanın sonunda Kocaelispor’un düşündüğümüzden daha fazla futbolcu yetiştirdiğini göreceğiz.

Belki de yetiştirdiği futbolculara yeterince fırsat vermediğini anlayacağız.

Belki her iki durumun da doğru olduğu dönemlerle karşılaşacağız.

Ama hangi sonuca ulaşırsak ulaşalım, elimizde gerçekler olacak.

Ve o zaman yıllardır tekrarladığımız sözü yeniden değerlendirebileceğiz.

Kimse memleketinde peygamber olamaz mı?

Yoksa biz, kendi memleketimizin çocuklarını tanımak için onların başka şehirlerde başarılı olmasını mı bekliyoruz?

Gelecek yazı: Kocaeli Futbolcu Yetiştiriyor, Peki Nereye Gönderiyor?

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 13 Ekim 2026 10:23
BENZER HABERLER
X