DEPLASMAN DEFTERİ
24 Ekim 2026 23:39

ALANYA’DAN DÖNEN ŞAPKALAR DEPLASMAN DEFTERİ

Alanya maçının ardından yayımlanan haberlerde gözüm şapkalara takıldı. Kocaelisporlu futbolcular, tribünden kendilerine atılan şapkaları başlarına geçirip poz vermişti. Doksan dakika boyunca onları alkışlayan eller, bu kez küçük bir hatıra uzatıyordu. Maç bitmişti ama futbolun insana dokunan tarafı hâlâ devam ediyordu.

Hicri Uluçay Tüm haberleri

Ben de bu kez tabelanın biraz dışına çıkmak istedim.

Kimin iyi oynadığını, hangi değişikliğin işe yaradığını, üç puanın nasıl kazanıldığını ayrıca değerlendirdim. Fakat bir deplasmanı yalnızca doksan dakikayla anlatınca, o maç için yola çıkan insanların hikâyesi eksik kalıyor. Hazırlıklar, yolculuklar, bekleyişler, karşılaşmalar… Sonunda hepsi, aralarına bir çizgi çekilmiş iki rakamın gölgesinde kayboluyor.

Oysa Alanya’daki 2-1’in çevresinde, anlatılmayı hak eden başka şeyler de vardı.

22 Ekim Perşembe günü Kocaelispor kafilesi Brunga Tesisleri’nden ayrılıp Sabiha Gökçen Havalimanı’na yöneldi. Açıklanan programda akşam Antalya’ya uçuş, ardından Alanya’ya geçiş ve Sunprime C-Lounge’da kamp vardı. Futbolcular için yolculuk, saatleri belirlenmiş bir çalışma düzeninin parçasıydı.

Aynı akşam taraftarlar da Alanya yoluna çıktı. Onların hazırlığında ilk on bire girmek ya da teknik heyetin gözüne girmek gibi bir mesele yoktu. İşten izin almak, yol parasını ayırmak, dönüşü ayarlamak gerekiyordu. Futbolun profesyonel tarafında seyahat bir görevdi; tribün tarafında ise insanın kendi isteğiyle üstlendiği bir zahmet.

Üstelik taraftar, deplasmandan getireceği sevinci peşin satın alamaz. Biletini alır, yola çıkar; gerisi biraz takımın ayağına, biraz da futbolun bildik huysuzluğuna kalır. Dönüşte üzülme ihtimalini bilerek gidilen bir yolculuktur bu. Buna rağmen her hafta yeniden valiz hazırlayan, atkısını boynuna dolayan insanlar bulunur.

Futbolun hesabını en çok burada yapmakta zorlanırım. Masrafı bellidir, yorgunluğu bellidir; insanın karşılığında ne bulacağı belli değildir. Yine de yolcu eksik olmaz.

Bu yolculuğun Antalya durağında, bütün o zahmetin arasına yerleşen güzel bir buluşma vardı. Antalyaspor’un taraftar grubu 07 Gençlik, Hodri Meydan üyelerini dernek binasında kahvaltıda ağırlamıştı. Geceyi yolda geçiren insanlar, sabah başka bir şehrin taraftarlarıyla aynı sofraya oturmuştu.

Sofranın menüsünden önce, kurulmuş olmasını önemsiyorum. Misafir beklenmiş, hazırlık yapılmış, gelenlere yer açılmıştı. Futbolda kardeşlik kelimesi sık kullanılır. Pankarta yazması kolaydır. Yoldan gelecek insanlar için erkenden kalkıp kahvaltı hazırlamak ise o kelimenin emek isteyen tarafıdır.

Benim aklımda böyle davranışlar kalır. Birbirine başarı dileyip ayrılan iki taraftar grubunun haberi, çoğu zaman büyük bir tartışmanın küçük bir köşesine bile sığamaz. Oysa futbolun yaşanmaya değer taraflarından biri tam da o sofradadır.

Takımın programında ise kamp ve maç saatini beklemek vardı. Alanya denince akla deniz, güneş, tatil gelir. Maça giden futbolcunun önünde rakibi ve yapacağı iş vardır. Turistin gezmeye geldiği şehirde o, sahaya çıkacağı saati bekler.

Futbolculuk geçmişimden dolayı bu ayrım bana hep tanıdık gelir. Aynı şehrin aynı sabahı, birine tatil günü, ötekine mesai olabilir. Üstelik futbolcunun mesaisi bittiğinde, yaptığı işi değerlendirmek isteyen birkaç bin gönüllü mutlaka bulunur. Dünyada herkesin işine bu kadar yakından ilgi gösterildiğini sanmıyorum.

Alanya gecesinde Kocaelisporlu futbolcular, o kalabalık değerlendirme kurulunun önüne üç puanla çıktı.

Son düdüğün ardından deplasman tribününe yöneldiler. Farklı araçlarla aynı şehre gelen insanlar, gecenin sonunda aynı sevincin içinde buluştu. Futbolcularla taraftarlar birlikte “Körfezim Bak İşte” bestesini söyledi. Ardından tribünden şapkalar atıldı, oyuncular onları başlarına geçirdi. Basına yansıyan paylaşımda kulübün teşekkürü de kısacıktı: “Şapkalar için teşekkürler.”

Bazen futbol, insanı uzun konuşma zahmetinden kurtarır.

O şapkalar benim gözümde tribünden sahaya gönderilmiş küçük bir teşekkürdü. Futbolcu da başına geçirerek karşılık veriyordu. Ne kürsü kurulmuştu ne uzun bir konuşma gerekiyordu. Taraftarın jesti, oyuncunun gülümsemesi ve birlikte verilen poz, anlatılmak isteneni taşıyordu.

Futbolcunun taraftara formasını vermesine alışkınım. Bu kez taraftar futbolcuyu giydirmişti.

Alanya deplasmanında Başkan Recep Durul da takımın yanındaydı. Maç sonrasında Nokta Gazetesi’ne yaptığı açıklamada taraftarın çektiği yola ve gösterdiği vefaya değinip galibiyeti Kocaeli’ye armağan etti. Söyledikleri arasında benim bu deftere almak istediğim bölüm buydu. Çünkü o uzun yolculuğun fark edilmesi de taraftar için kıymetlidir. Futbolcu şapkayı başına geçiriyor, başkan teşekkürünü dile getiriyordu; gecenin sonunda tribünün emeği karşılığını buluyordu.

Gecenin bir başka ayrıntısı da takım otobüsünden geldi. Çağdaş Kocaeli’nin haberine göre, Winnerlib adıyla futbol içerikleri hazırlayan İngiliz konuk, maçın ardından oyuncularla otobüste poz vermişti. Böylece deplasman hatırasına, başka bir ülkeden gelip bu futbol ortamını takip eden birinin yüzü de eklenmişti.

Bir kulübün tanınması için bazen uzun tanıtım cümleleri kurulur. Bazen de bir tribünün sesi, maç sonunda yaşanan bir sevinç, bir otobüs fotoğrafı başka insanların merakını uyandırır. Alanya gecesindeki bu küçük ayrıntıyı da o yüzden defterime aldım.

Açıklanan program, maçın ardından Alanya’da bir gece daha konaklayıp cumartesi günü dönmekti. Yolculuğun takvimdeki son satırı buydu. Gazete dilinde çoğu zaman birkaç kelime yeter: “Takım kente döndü.”

Fakat insanın aklındaki yolculuk, kente giriş tabelasında bitmez. Eve vardıktan sonra da bir görüntü, bir ses, küçük bir karşılaşma hatırlanır durur.

Benim aklımda şapkalar kaldı.

Alanya’dan alınan üç puanın puan cetvelinde yeri var. Antalya’da kurulan sofranın, tribünle birlikte söylenen bestenin, futbolcuların başındaki şapkaların ise öyle bir sütunu yok.

Ben onlara bu defterde yer ayırdım.

Bir gün o şapkalardan biri bir dolabın üstünde yeniden göze çarparsa, belki Alanya gecesi de hatırlanır. Skorun yanına gidilen yol, paylaşılan sofra, birlikte söylenen beste eklenir.

Futbolun hatırası bazen bir kupada, bazen bir fotoğrafta saklanır.

Bu kez bir şapkanın altında.

Güncelleme: 24 Ekim 2026 23:41
BENZER HABERLER
X