EYÜPSPOR - KOCAELİSPOR MAÇI BİR GOLDE DÖRT İMZA
Eyüpspor’da topu kim alsa maçı kurtarma sırası kendisine gelmiş gibi ileri atılıyordu. Televizyon başında birkaç kez “Ver şu topu!” dedim. Sonra bir pozisyonda gözümü toptan ayırıp yanındakilere baktım. İyi de kime versin? Arkadaşı pas alacak yere gelene kadar Kocaelisporlu oyuncu çoktan yetişmişti.
Beşinci dakikadaki golü bir de Agyei’nin gözünden düşünün. Susoho ceza yayının gerisinden vuruyor. O anda herkes topun nereye gittiğine bakarken Agyei kaleciden dönebileceği yeri kolluyor. Moldovan ilk vuruşu çıkarıyor, ikincisine yetişemiyor. Deplasmanda böyle erken öne geçmek elbette avantaj. Kocaelispor’un hakkını teslim edelim, o avantajı rakibin kendisine sunmasını beklemedi.
İlk golün hemen ardından Show sakatlanıp çıktı. Daha altıncı dakikada kenardan gelen Tayfur Bingöl’ün maça nasıl girdiğini anlamak için 28. dakikaya bakmak yeter. Tayfur başını kaldırıp uzun oynadı. Solda Baku topu Rivas’a bıraktı. Rivas’ın geriye çıkardığı pasa Berkan Kutlu ceza yayı üzerinden vurdu, top köşeye gitti. O hücumu bir daha seyretsem bu kez Berkan’ı izlerim. Top sol kanatta dolaşırken ceza sahasına erkenden girse belki de bir savunmacının yanında kaybolacaktı. Berkan yayın üzerinde kaldı. Rivas başını kaldırdığında orada bir arkadaşı vardı.
Gaziantep’te bir önceki akşam da geriden çıkışları konuşmuştuk. Orhan Ak, Kasımpaşa’dan yedikleri ilk golü anlatırken atağa kalktıkları sırada kaptırdıkları topa değinmişti. Eyüp’te Tayfur’un uzun pasını görünce bunu düşündüm. Baskı altındaki bir savunmacıdan her seferinde kısa oynamasını istiyoruz. Peki ilerideki arkadaşının ayağına uzaktan topu indirebiliyorsa? Baku’nun yanında Rivas, biraz gerisinde Berkan varsa? Tayfur’un bir pasla açtığı yolu üç arkadaşı tamamladı.
Selçuk İnan maçtan sonra özellikle ön alan baskısından memnun kaldığını söyledi. Benim ekranda gördüğüm de şuydu: Eyüpsporlu oyuncu ilk rakibini geçmek için uğraşırken yeşil-siyahlılar bir sonrakini karşılayacak zamanı buluyordu.
Mustafa Dalcı ise işin futbolcunun kafasında olup biten tarafına değindi. İki golü de basit bulduğunu, ilk golü yedikten sonra oyuncularının toparlanmakta zorlandığını anlattı. İkinci yarıda baskıyı öne taşımışlar, buldukları fırsatları değerlendirememişler. Benim ekranda gördüğüm o aceleciliğin bir tarafı da burada galiba. Golü telafi etmek isteyen oyuncu topu ayağına alınca takım arkadaşının koşusunu bekleyecek sabrı bulamıyordu.
Devrede Dalcı, Yusuf Barası ile David Costa’yı birlikte sahaya sürdü. İkinci yarının 68. dakikasında ise yine Baku soldan çevirdi, yine Agyei vurdu, Moldovan topu kornere çeldi. İki farkla öndeki Kocaelispor hâlâ aynı kanattan gol arıyordu.
Son düdükte benim aklım bir de Serhat’a gitti. 21 Nisan’da bu genç kalecinin bir gün millî takıma çağrılacağını yazmıştım. Cuma günü Belçika ve Fransa maçlarının aday kadrosunda adını okudum. Cumartesi günü gol yemeden sahadan ayrılışını izledim. Kocaelispor millî araya 19 puanla giriyor. Serhat’ın önündeyse, bu defa ay-yıldızlı formayı giymek için çıkacağı bir antrenman var.