İlmek İlmek Bir Medeniyet: “Hereke Halısı Dünyanın Zirvesidir, Ama Sahip Çıkmazsak Kaybederiz”
Kocaeli’nin tarihiyle, emeğiyle ve kültürüyle öne çıkan beldesi Hereke… Osmanlı’dan bugüne uzanan bir sanatın adı sadece halı değil; sabır, incelik ve ustalık… Her ilmeğinde bir hikâye, her deseninde bir miras saklı.
“Fark Yaratanlar” köşemizde ilki, Hereke halısının yaşayan temsilcilerinden, yaklaşık 40 yıldır aynı adreste bu geleneği sürdüren iş insanı Mehmet Emin Öztürk’ün konuğu olduk. Kapısını çaldığımız bu mütevazı evin aslında sadece bir ticaretin değil, bir kültürün izini sürdük. Öztürk, samimi anlatımıyla hem geçmişi hem bugünü hem de geleceğe dair kaygılarını içtenlikle paylaştı.
“Aslen Adıyamanlıyım ama ruhen de resmen de Herekeliyim”
Öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz Emin Bey. Sizi tanıyabilir miyiz? Hereke’de halı ticaretine giriş hikâyeniz nasıl başladı?
Mehmet Emin Öztürk:
“Aslen Adıyamanlıyım ama uzun yıllardır Kocaeli’deyim. Hatta şöyle söyleyeyim; fikren Kocaeliliyim, resmen de Herekeliyim. Çünkü hayatımın büyük bölümü burada geçti. Eşim Herekeli, Boşnak asıllı. Kendisi muhasebeciydi, biz de bu vesileyle tanıştık. Ben iktisat ve ekonomi mezunuyum.
Bu meslek aileden gelen bir iş değil, tamamen kendi girişimimle başladım. Hereke’ye geldikten sonra bu sektörün içine girdim ve zamanla bu iş hayatımızın merkezine oturdu. Yaklaşık 40 yıla yakındır aynı adresteyiz. Hem işimiz hem evimiz burada. Uzun yıllar ipek halı alım-satımı yaptık. Yani bu iş bizim için sadece bir meslek değil, yaşam biçimi oldu.”
“Hereke’de olmak bu işi hissetmek demektir”
Hereke’de yaşamak ve bu işi burada yapmak size ne kazandırdı?
Mehmet Emin Öztürk:
“Hereke bu işin kalbi. Burada sadece halı satmazsınız, bu işin ruhunu yaşarsınız. Dokumacıyı tanırsınız, ipliğin nasıl hazırlandığını bilirsiniz, desenlerin hikâyesini öğrenirsiniz. Bu da hem size hem müşteriye güven verir. Burada olmak bu işi gerçekten hissetmek demektir.”
“Dünyanın en kıymetli halısı Hereke halısıdır”
Hereke halısını diğer halılardan ayıran özellikler nelerdir?
Mehmet Emin Öztürk:
“Bunu çok net söylüyorum: Dünyanın en kıymetli halısı Hereke halısıdır. İpek halı zaten çok değerlidir ama Hereke ipeği zirvedir. İşçiliği, inceliği, kullanılan malzeme… Hepsi en üst seviyededir.
Yünde de durum aynıdır. Hereke yün halısı da dünyanın en kıymetli halıları arasındadır. Bazıları İran halısını örnek verir ama bizim halımızla kıyaslanamaz. Çünkü bizde sadece halı yok; tarih, sanat ve sabır var.”
“Bir halının arkasında yıllar var”
Mesleğiniz boyunca öğrendiğiniz en önemli ders ne oldu?
Mehmet Emin Öztürk:
“En önemli ders sabırdır. Çünkü bu iş aceleye gelmez. İpek böceğinden çıkan iplikle yapılan bir halıdan söz ediyoruz. O ipek, o ilmekler tek tek işleniyor. Bir dokumacı kızımız 1 metrekare halıyı yaklaşık bir yılda dokuyor.
Yani bir halıya baktığınızda aslında bir yılın emeğini görüyorsunuz. Bu yüzden Hereke halısı üretildiği gün bile antika değerindedir. Çünkü emek çok büyük, süreç çok zahmetlidir.”
“Maliyetler arttıkça üretim azaldı”
Sektörde bugün karşılaştığınız en büyük zorluklar neler?
Mehmet Emin Öztürk:
“En büyük sorun maliyet. İpek halı çok pahalı bir ürün. Hem üretici için hem alıcı için maliyet yüksek. Bu da doğal olarak üretimi azaltıyor. Eskiden çok daha fazla üretim vardı, şimdi bu sayı ciddi şekilde düştü.
Ama şu unutulmamalı; değeri hiç düşmedi. Hereke halısı hâlâ dünyanın en kıymetli halısıdır.”
“Talep var ama alım gücü belirleyici”
Bugün en çok hangi halılara talep var?
Mehmet Emin Öztürk:
“Talep hâlâ ipek halıya ama alım gücü belirleyici oluyor. Bu yüzden son yıllarda yün halıya da ciddi bir yönelim var. Hem daha ulaşılabilir hem de yine çok kaliteli. Özel siparişler de devam ediyor ama eskisi kadar yoğun değil.”
“Biz bu işi sadece ticaret olarak görmüyoruz”
Sizi diğer halı tüccarlarından ayıran fark nedir?
Mehmet Emin Öztürk:
“Biz bu işi ticaret olarak değil, miras olarak görüyoruz. Geleneksel desenleri, üretim tekniklerini değiştirmeden koruyoruz. Bu bizim en önemli farkımız. Çünkü bu işte esas olan sadakat; geçmişe sadakat.”
“Hereke halısı devletlerin hediyesidir”
Müşteri profiliniz kimlerden oluşuyor? Unutamadığınız bir anınız var mı?
Mehmet Emin Öztürk:
“Hereke halısı her kesime hitap eder ama özellikle devlet büyüklerine verilen en değerli hediyedir.
Yaklaşık 4-5 ay önce Papa Türkiye’ye geldiğinde kendisine Hereke ipek halısı hediye edildi. O halının hazırlanması yaklaşık 1,5 yıl sürdü. Bu bile aslında bu sanatın ne kadar emek istediğini gösterir.
1999 Marmara Depremi’nde ABD eski Başkanı Bill Clinton Kocaeli’ne geldiğinde de Hereke halısı takdim edildi. Bizde bulunan ‘bademli model’ halının birebir eşi kendisine verildi. Bu bizim için gurur verici bir anıdır. Dün de bugün de, Türkiye’ye gelen önemli misafirlere Hereke halısı verilir.”
“Dijitalleşmede istediğimiz yerde değiliz”
Dijitalleşme süreci sizi nasıl etkiledi?
Mehmet Emin Öztürk:
“Açık konuşmak gerekirse bu konuda biraz geride kaldık. Sosyal medya ve e-ticaret önemli ama bizim sektör hâlâ daha geleneksel. Bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerekiyor.”
“Gençler sabır gerektiren işlerden uzaklaşıyor”
Gençlerin bu mesleğe ilgisi nasıl?
Mehmet Emin Öztürk:
“Maalesef gençler bu işe çok ilgi göstermiyor. Çünkü bu iş sabır istiyor. Uzun süreçler gerektiriyor. Usta-çırak geleneği de bu yüzden zayıfladı. Bu da geleceğimiz açısından bir risk.”
“Osmanlı’dan gelen desenler aynen korunuyor”
Geleneksel üretimi nasıl sürdürüyor ve koruyorsunuz?
Mehmet Emin Öztürk:
“Hereke halısının kökeni Osmanlı’dır. Sümerbank fabrikası da bu geleneğin önemli bir parçasıdır. Osmanlı’dan bize kalan 6 temel desen var: Dağın Çiçeği, Çeşmi Bülbül, Sultan Ahmet, Topkapı, Lalezar ve Kafkas modeli.
Bu desenler ve renkler hiç değişmeden günümüze kadar geldi. Biz de bu geleneği aynen koruyoruz. Çünkü bu bizim kimliğimiz.”
“Tanıtımda eksik kaldık”
Hereke halısının yeniden dünya markası olması için neler yapılmalı?
Mehmet Emin Öztürk:
“En büyük eksik tanıtım. Açık konuşmak gerekirse bu konuda zayıf kaldık. Reklam yapamıyoruz. Bu noktada devlet desteği çok önemli. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek bekliyoruz. Siz basın mensupları da bu konuda önemli bir görev üstleniyorsunuz.”
“Bu gidişle daha da azalacak”
Geleceğe dair öngörünüz nedir?
Mehmet Emin Öztürk:
“Eğer bu şekilde devam ederse 10 yıl sonra üretim daha da azalır. Gençler bu işe yönelmezse bu sanat kaybolma riskiyle karşı karşıya kalır.”
“Bu sadece bir iş değil, bir miras”
Gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Mehmet Emin Öztürk:
“Bu halı Osmanlı’dan bize kalan bir miras. Biz bugüne kadar koruduk. Gençler de sahip çıkmalı. Bu sadece bir meslek değil; kültür, tarih ve emek demektir.”
“Evine halı alan, aslında bir yaşam biçimi seçer”
Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz mesaj nedir?
Mehmet Emin Öztürk:
“Şunu özellikle söylemek istiyorum; imkânı olan herkes evine makine yün halısı almak yerine Hereke yün halısını tercih etsin. Çünkü Hereke yün halısı doğaldır, toprak gibidir. Üzerine bastığınız zaman size huzur verir, sağlık verir.
Makine halısı ise sentetiktir, elektrik üretir. Ama Hereke halısı o elektriği alır, sizi rahatlatır. Yani evine halı alan kişi aslında bir yaşam biçimi seçer. Bizim halımız doğallığın, sağlığın ve huzurun temsilcisidir.”
Son Söz: İlmeklerde Saklı Bir Uyarı
Hereke’de yapılan bu sohbet, aslında sadece bir röportaj değil; bir uyarıydı. Mehmet Emin Öztürk’ün her cümlesinde aynı vurgu vardı: Değer büyük ama ilgi azalıyor.
Bir zamanlar sarayları süsleyen, devlet başkanlarına hediye edilen, dünyanın en kıymetli sanatlarından biri olarak kabul edilen Hereke halısı…
Bugün hâlâ zirvede ama geleceği, ona sahip çıkacak yeni nesillerin elinde.
Ve belki de en önemli soru şu:
Bu mirası yaşatacak ilmekleri kim atacak?