GALATASARAY-KOCAELİSPOR MAÇI İSTANBUL’DA GÜRÜLTÜYE KARŞI OYUN AKLI
Galatasaray’ın güçlü hücum hattına karşı Kocaelispor’un sağlam savunması; Portekiz dönüşünün yorgunluğuna karşı bir haftalık hazırlık; sarı-kırmızılı kulübü yakından tanıyan Selçuk İnan, Olcan Adın ve Umut Bulut… Kocaelispor, RAMS Park’a yalnızca direnmeye değil, kendi oyununu kabul ettirmeye gidiyor.
Büyük takımlarla oynanan maçlar çoğu zaman daha başlamadan tek taraflı bir hikâyeye dönüştürülür. Bir tarafta yıldızları, geniş kadrosu ve kalabalık tribünleriyle güçlü olan; diğer tarafta ise yalnızca mücadele ederek ayakta kalmaya çalışan takım vardır. Böyle anlatıldığında Kocaelispor’a düşen rol de doksan dakika savunma yapmak ve bir fırsat çıkarsa değerlendirmektir. Oysa futbol, bu kadar önceden yazılmış bir oyun değildir. Kocaelispor İstanbul’a üç maçlık galibiyet serisi, giderek oturan takım düzeni ve geçen sezon Galatasaray’a karşı oynadığı iki maçta da yenilmemiş olmanın güveniyle gidiyor. Bu nedenle pazar akşamının sorusu “Kocaelispor sürpriz yapabilir mi?” değil, “Kocaelispor kendi oyununu RAMS Park’ta ne kadar süre sürdürebilir?” olmalıdır.
Galatasaray ile Kocaelispor, 13 Eylül Pazar günü saat 20.00’de RAMS Park’ta karşılaşacak. Atilla Karaoğlan’ın yöneteceği mücadele öncesinde Galatasaray dört maçta 10 puanla ikinci, Kocaelispor ise 9 puanla üçüncü sırada bulunuyor. Galatasaray 12 gol atıp 6 gol yerken Kocaelispor 5 gol attı, kalesinde yalnızca 3 gol gördü. İki kulübün kadro gücü ve ekonomik imkânları arasında büyük fark olabilir; ancak ilk dört haftanın puan cetvelinde aralarındaki mesafe yalnızca bir puan. Bu da karşılaşmayı sıradan bir favori–deplasman takımı mücadelesinin ötesine taşıyor. Kocaelispor, İstanbul’da yalnızca puan aramayacak; ligin üst sıralarında geçici bir misafir olmadığını da göstermeye çalışacak.
Galatasaray’ın hücumu, Kocaelispor’un savunması
İlk dört haftanın rakamları iki takımın farklı özelliklerini açık biçimde ortaya koyuyor. Galatasaray maç başına üç gol atıyor fakat kalesini rakiplerine bütünüyle kapatabilmiş değil. Kocaelispor ise daha az gol üretiyor ancak savunmadaki düzeni sayesinde maçların içinde kalmayı başarıyor. Yeşil-siyahlılar ilk dört haftada yalnızca üç gol yiyerek bu alanda ligin en başarılı takımları arasına girdi; Amed Sportif Faaliyetler ve Samsunspor karşılaşmalarında kalesini gole kapattı.
Bir başka ilginç ayrıntı, atılan gollerin dağılımında görülüyor. Galatasaray’ın 12 lig golünün altısını Victor Osimhen kaydetti. Nijeryalı yıldız bunlara iki asist ekledi. Kocaelispor’un beş golü ise beş farklı oyuncudan geldi: Berkan Kutlu, Matej Maglica, Massadio Haidara, Metehan Altunbaş ve Florian Ayé. Kocaelispor’un gol sayısı yüksek değil; ancak gol yükünün farklı oyuncular tarafından paylaşılması rakip savunmanın işini zorlaştırıyor. Galatasaray yalnızca Ayé’ye önlem alarak Kocaelispor’un bütün hücum ihtimallerini ortadan kaldıramaz. Maglica ve Haidara’nın hava toplarındaki etkisi, Berkan’ın ceza alanına yaptığı koşular, Agyei’nin hızı ve Metehan’ın oyuna sonradan verdiği hareketlilik, Selçuk İnan’ın elindeki seçenekleri artırıyor. Amed, Konyaspor ve Samsunspor maçlarının kayıtları bu dağılımı gösteriyor.
Galatasaray’da Osimhen ve Mario Lemina’nın kasık bölgesinde ileri-orta derecede zorlanma ve kanama tespit edildi. Wilfried Singo’nun da tedavisi sürüyor. Üç oyuncunun Kocaelispor karşısında görev yapması beklenmiyor. Özellikle Osimhen’in yokluğu, Galatasaray’ın hücum gücü bakımından önemli. Çünkü sarı-kırmızılı takım yalnızca altı gol atan oyuncusundan değil, savunmayı geriye koşturan ve ceza alanında sürekli tehdit oluşturan santrforundan da yoksun kalacak. Bununla birlikte Kocaelispor, rakibinin hücum gücünün bütünüyle ortadan kalktığını düşünmemeli. Barış Alper Yılmaz’ın santrfora geçmesi; Yunus Akgün, Leroy Sané, Rafael Leão ve Aleksey Batrakov’un yer değiştirerek oynaması, Galatasaray’ı farklı bir hücum anlayışına taşıyabilir. Kocaelispor savunması, sahada olmayan Osimhen’i değil, sahada olacak oyuncuların hareketliliğini düşünmelidir. 
Biri Lizbon’dan, diğeri üç galibiyetten geliyor
Galatasaray çarşamba gecesi Şampiyonlar Ligi’nde Sporting karşısında erken öne geçtiği maçı 3-1 kaybetti. Okan Buruk, maçın ardından takımının ikinci golden sonra çabuk dağıldığını ve bunu düzeltmeleri gerektiğini söyledi. Sarı-kırmızılılar Kocaelispor hazırlıklarına cuma günü başlayabildi. Kocaelispor ise 6 Eylül’de oynadığı Samsunspor karşılaşmasının ardından bir haftalık çalışma ve dinlenme fırsatı buldu.
Ancak Avrupa dönüşü yorgunluğunu Kocaelispor adına kesin bir üstünlük olarak görmek doğru olmaz. Yenilginin ardından kendi sahasına çıkan Galatasaray’ın maça çok hızlı başlaması, ön alanda baskı kurması ve erken gol araması beklenebilir. Bu nedenle ilk 15-20 dakika karşılaşmanın yönünü belirleyebilir. Kocaelispor bu bölümde yalnızca rakip hücumları uzaklaştırmaya çalışırsa baskının artmasına izin verir. Savunmada doğru yerleşirken topu kazandığı anlarda sakin kalmalı, ilk pası doğru kullanmalı ve Galatasaray savunmasını geriye koşturmalıdır. Ev sahibi tribünlerinin sabırsızlanmasının yolu, oyunu yavaşlatmaktan değil; Galatasaray’a her top kaybında tehdit altında olduğunu hissettirmekten geçer.
Yeşil-siyah kulübede Galatasaray’ı tanıyan üç isim
Karşılaşmanın en ilginç yanlarından biri de Kocaelispor’un teknik ekibinde bulunuyor. Selçuk İnan ve Olcan Adın’ın ardından Umut Bulut’un da teknik kadroya katılmasıyla yeşil-siyahlı kulübede Galatasaray geçmişi bulunan üç önemli isim bir araya geldi. Selçuk İnan, Olcan Adın ve Umut Bulut yıllarca Galatasaray forması giydi; şampiyonluk baskısını, büyük maçların havasını ve sarı-kırmızılı tribünlerin takımdan ne beklediğini yaşayarak öğrendi. 
Elbette eski takımını tanımak, maçı kazandıran gizli bir bilgiye sahip olmak anlamına gelmez. Günümüz futbolunda takımların oyunları, oyuncu özellikleri ve duran top düzenleri zaten ayrıntılı biçimde çözümleniyor. Asıl önemli olan, Galatasaray’ın ve RAMS Park’ın maç içindeki ruh hâlini bilmektir. Selçuk İnan orta sahanın, Olcan Adın kanat oyununun, Umut Bulut ise santrfor hareketliliğinin içinden geliyor. Üçünün futbolculuk dönemlerinden taşıdığı farklı tecrübeler, Kocaelispor’un özellikle geçiş hücumları ve ceza alanına yapılacak koşular bakımından daha ayrıntılı bir plan hazırlamasına yardımcı olabilir.
Selçuk İnan, eski takımına karşı oynayacağı karşılaşmanın kendisi için duygusal ve özel olduğunu söylerken Kocaelispor açısından diğer maçlardan farklı görülmemesi gerektiğini belirtti. Bu, teknik adamlık sorumluluğuna uygun bir yaklaşım. Maç başladıktan sonra Selçuk İnan’ın geçmişte giydiği forma değil, bugün temsil ettiği kulüp önem kazanacak. Onun görevi eski günleri hatırlamak değil; Kocaelispor’un oyuncularına RAMS Park’ta doğru kararları aldırmak olacak.
Kocaelispor nasıl oynamalı?
Samsunspor karşısındaki kadro yapısı, Kocaelispor’un Galatasaray deplasmanında da üç stoperli düzeni tercih edebileceğini gösteriyor. Dijksteel, Zoukrou ve Maglica’nın öncelikli görevi savunma merkezini kapatmak; Uğur Kaan Yıldız ile Haidara’nın görevi ise kanatlarda rakibe kolay geçiş vermemek olacaktır. Ancak beşli savunma, bütün takımın ceza alanının önüne çekilmesi anlamına gelmemeli. Kocaelispor doksan dakika boyunca yalnızca kendi kalesini düşünürse Galatasaray’a sürekli hücum etme imkânı verir. Böylesine güçlü bir rakip karşısında iyi savunmanın şartlarından biri de zaman zaman topu tutmak ve oyunu rakip yarı alana taşıyabilmektir.
Merkezde Show ile Berkan Kutlu’nun konumları büyük önem taşıyor. Gabriel Sara ve Batrakov’un savunma ile orta saha arasındaki bölgede rahatça topla buluşması engellenmeli; Lucas Torreira’nın oyunu yönlendiren ilk paslarına baskı yapılmalıdır. Top kazanıldığında Ayé’nin duvar olması, Agyei’nin savunma arkasına koşması ve kanat oyuncularının hücuma destek vermesi gerekiyor. Her kazanılan topun gelişigüzel uzaklaştırılması, birkaç saniye sonra aynı baskının yeniden başlamasına yol açar. Kocaelispor’un çıkış pasları ne kadar temiz olursa savunmanın yükü de o kadar azalır.
Duran toplar da karşılaşmanın önemli silahlarından biri olabilir. Maglica ve Haidara’nın kafa golleri, Kocaelispor’un hava toplarında etkili olabileceğini gösterdi. Galatasaray deplasmanında kazanılacak her korner ve serbest vuruş dikkatle kullanılmalı. Böyle maçlarda üç ya da dört net gol fırsatı bulmak kolay değildir. Bu nedenle duran toplar, yalnızca ceza alanına gönderilecek gelişigüzel ortalar olarak değil, önceden çalışılmış hücumlar olarak görülmelidir.
Geçmiş cesaret verir, maçı bugünün oyuncuları oynar
Bu karşılaşma iki takım arasındaki 46’ncı resmî, ligdeki 43’üncü mücadele olacak. Geride kalan 45 resmî maçta Galatasaray 27, Kocaelispor 8 kez kazandı; 10 karşılaşma beraberlikle sonuçlandı. İstanbul’da oynanan 22 resmî maçta Kocaelispor dört galibiyet ve dört beraberlik elde etti. Geçen sezon İzmit’te Galatasaray’ı 1-0 mağlup eden yeşil-siyahlılar, RAMS Park’taki karşılaşmadan da 1-1’lik beraberlikle ayrıldı. Böylece rakibine geçen sezon iki maçta da yenilmedi.
Kocaelispor’un İstanbul’da aldığı 1996’daki 4-0 ve 2009’daki 5-2’lik galibiyetler de kulübün unutulmaz maçları arasında duruyor. Özellikle Taner Gülleri’nin dört gol attığı 5-2’lik karşılaşma, Türk futbol tarihinin en şaşırtıcı deplasman sonuçlarından biridir. Geçmiş sonuçlar yarının maçını kazandırmaz; ancak futbolculara bu deplasmanın aşılamayacak bir yer olmadığını hatırlatır. Tarihten alınması gereken şey aşırı güven değil, cesarettir.
Pazar akşamı Kocaelispor’un başarısını üç konu belirleyecek: Galatasaray’ın ilk baskısı karşısında soğukkanlı kalabilmek, kazanılan topları doğru kullanabilmek ve maç ilerledikçe mücadele gücünü koruyabilmek… Kocaelispor öne geçerse yalnızca geriye çekilmemeli; topu rakip kaleden mümkün olduğunca uzakta tutarak, gereksiz faullerden kaçınarak ve ikinci golü aramaya devam ederek oyunu tamamlamalıdır.
Karşılaşmanın favorisi kuşkusuz Galatasaray’dır. Fakat favori olmak, üç puanın maç oynanmadan kazanıldığı anlamına gelmez. Kocaelispor’un yapması gereken rakibinin adından çekinmek değil, gücüne saygı duyarak kendi planına bağlı kalmaktır. RAMS Park’ın gürültüsüne karşı koşmak kadar düşünmek, mücadele etmek kadar doğru yerde durmak, cesur olmak kadar akıllı oynamak gerekecek.
Çünkü böyle deplasmanlarda yalnızca yürek yetmez.
Yüreği yönetecek bir oyun aklı da gerekir.