Bizim Çocuklar Harika! Ferdi’nin Vizesi
Dün gece İstanbul’da bir şeyler değişti. Bunu hepimiz hissettik. Beşiktaş Park’ın o büyüleyici atmosferi, 45 bine yakın yüreğin tek bir ritimde attığı anlar, mehter takımının gösterisiyle taçlanan o coşku… Bunların hiçbiri tesadüf değildi. Türkiye Futbol Federasyonu’nun koltuklara bıraktığı bayraklar, taraftarın maç öncesi söylediği marşlar, hepsi bir bütünün parçalarıydı. Ve bu bütünün tamamlayıcı parçası, 53. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun o muhteşem vuruşuydu.
Şimdi geriye saralım filmi. 53. dakika. Arda Güler sağ kanatta topu aldı. Bu çocuk, daha 20’sinde bile değil ama öyle bir pas kesti ki ceza sahasının içine, adeta “Ben buradayım, ben bu işin en iyilerinden olacağım” dedi. Top havada süzülürken Ferdi Kadıoğlu, sol bekte başlayıp adeta bir forvet gibi ceza sahasına koştu. Topu kontrol etti, kaleciyle karşı karşıya kaldı. O an statta bir sessizlik oldu. Sonra o vuruş geldi. Altıpasın önünden, düzgün, soğukkanlı, plase… Fileler havalandı. Beşiktaş Park yıkıldı adeta. Ama bu sadece bir gol değildi. Bu, bu takımın bir hedefe ne kadar kilitlendiğinin, bu oyuncuların ne kadar büyük bir karaktere sahip olduğunun ispatıydı.
Ferdi Kadıoğlu… Adından sıkça söz ettiren, hem milli takımda hem de kulübünde gösterdiği performansla her geçen gün değerine değer katan bir oyuncu. Ama dün gece yaptığı şey, sadece bir gol atmaktan ibaret değildi. O, maçın başından sonuna kadar sahanın her yerinde koştu, savunmaya yardım etti, hücuma destek verdi, top kaybetmedi, gerektiğinde sert girdi, gerektiğinde oyunu yönlendirdi. Ve en önemlisi, büyük anlarda sahneye çıkmasını bildi. İşte gerçek yıldız budur. Sadece parlayan değil, gerektiğinde ateşi yakan.
Arda Güler… Bu çocuk için ne söylesek az. Henüz 20 yaşında. Ama sahadaki olgunluğu, topu kullanışı, o pas tercihleri, birçok 30 yaşındaki futbolcuda olmayan bir futbol zekâsına sahip olduğunu gösteriyor. Dün geceki asist, onun vizyonunun ne kadar geniş olduğunun bir göstergesiydi. Sağ kanattan öyle bir pas kesti ki, topun nereye gideceğini sadece Arda ve Ferdi biliyordu. Rumen savunması ise o pası ancak ağlar havalandıktan sonra anlayabildi. Bu çocuk, Avrupa'nın en büyük kulüplerinde forma giyiyor ve dün gece bunun nedenini bir kez daha ispatladı.
Kenan Yıldız… 61. dakikada Ferdi’nin pasında topla buluştu, sol çaprazdan vurdu ve top üst direğe çarparak auta gitti. Gol olsaydı belki maç daha rahat bitecekti. Ama olmadı. Önemli olan ise Kenan’ın o anki isteği, cesareti ve vuruşundaki kaliteydi. Direkten dönen bir top, onun ne kadar gol düşünen bir oyuncu olduğunu gösterdi. Bu üç genç yıldız, dün gece sadece maçı kazanmadı; aynı zamanda bu takımın geleceğinin ne kadar parlak olduğunu da tüm Türkiye’ye gösterdi.
Peki ya savunma? Uğurcan Çakır kalede canavar gibiydi. Samet Akaydın ve Abdülkerim Bardakcı, Rumen forvetlere adeta geçit vermedi. Mert Müldür, sağ kanatta hem savunmada hem hücumda gece gündüz çalıştı. İsmail Yüksek, orta sahada Hakan Çalhanoğlu ile birlikte oyunu yönlendirdi, gerektiğinde sert müdahalelerle rakibin ritmini bozdu. Barış Alper Yılmaz ise yine enerjisiyle, koşkanlığıyla rakibi yıprattı. Kerem Aktürkoğlu da elinden geleni yaptı. Bu bir takım oyunuydu. Ferdi attı ama herkes terledi, herkes savaştı. İşte bu yüzden kazandık.
Romanya ile 27. randevuydu bu. 103 yıllık tarihimizin en çok karşılaştığımız rakibi. 27 maçta 6 galibiyet, 14 mağlubiyet, 7 beraberlik. Gol hesabı ise 25’e 49. İstatistikler ortada. Ama dün gece bu istatistiklere bakıp da korkan yoktu. Çünkü bu takım, sahaya çıktığında rakibine değil, kendi oyununa bakan bir anlayışa sahip. Vincenzo Montella’nın elinde bu takım gerçekten bir kimlik kazanmaya başladı. Her oyuncu ne yapacağını biliyor. Sistem oturmuş durumda. Eksikler var mı? Elbette. Ama bu takım, eksiklerine rağmen kazanmasını biliyor. İşte asıl önemli olan da bu.
Tribünlere bir bakalım. T.C. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji eski bakanı Bursa Milletvekili Mustafa Varank, TFF Onursal Başkanı Şenes Erzik, TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, eski başkanlar Servet Yardımcı ve Nihat Özdemir, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ… Ve daha niceleri. Sporun ve siyasetin önemli isimleri bir araya gelmiş, milli takımı yalnız bırakmamıştı. Ama asıl sürpriz, Rumen futbolunun efsane isimlerinin tribünde olmasıydı. Gheorghe Hagi, Gheorghe Popescu, Adrian Ilie… Galatasaray’da ve Beşiktaş’ta forma giymiş, Türk futbol severlerin yakından tanıdığı bu efsaneler, maçı birlikte izledi. Onlar da gördü ki, bu gece İstanbul’da bir şeyler değişiyor. Türk futbolu, yeni bir nesil çıkarıyor ve bu nesil, onların da saygısını kazanacak bir futbol oynuyor.
Mehter takımı çaldı, tribünler coştu. Koltuklara bırakılan bayraklarla stat kırmızı-beyaza büründü. 4.5 yıl sonra Beşiktaş Park’ta bir milli maç heyecanı yaşanıyordu. Son olarak 1 Eylül 2021’de Karadağ ile oynanmıştı bu statta ve 2-2’lik beraberlikle bitmişti. Ama dün gece farklıydı. Dün gece bu stat, adeta bir kale gibiydi. Rumenler ne yaptılarsa bu kaleden geçemedi. 77. dakikada Mihaila’nın direkten dönen şutu, belki de Romanya’nın en net pozisyonuydu. Ama o top direkten döndü. Ve o direk, adeta “Bu gece buradan geçilmez” dedi.
Şimdi sırada ne var? Final. 31 Mart 2026 Salı günü, deplasmanda. Rakip, Slovakya ile Kosova arasındaki eşleşmenin galibi. Kim geleceği henüz belli değil. Ama şu kesin: Kim gelirse gelsin, bu takım ona göre hazırlanacak. Çünkü Vincenzo Montella ve ekibi, her maça ayrı bir hazırlıkla geliyor. Rumen maçına nasıl hazırlandılarsa, finale de öyle hazırlanacaklar. Ve kazanan, 2026 FIFA Dünya Kupası’na gidecek.
Dünya Kupası… İşte o büyük hedef. 2002’den sonra hasretini çektiğimiz o büyük organizasyon. 2002’de Kore ve Japonya’da elde ettiğimiz o muhteşem üçüncülük, hâlâ hafızalarımızda. O günden sonra bir türlü Dünya Kupası’na katılamadık. Şimdi ise kapıya dayandık. Bir maç uzaktayız. 90 dakika. Belki uzatmalar. Belki penaltılar. Ama sonuçta bir maç. Ve bu takım, dün gece gösterdi ki o bir maçı kazanacak güce sahip.
Ama şu da unutulmamalı: Bu takımın başarısı sadece sahadaki 11 oyuncuyla sınırlı değil. Yedek kulübesindeki oyuncular, teknik ekip, yöneticiler, taraftarlar, kısacası bu milletin her bir ferdi, bu başarının bir parçası. İrfan Can Kahveci’nin son dakikada sahneye çıkıp mücadele etmesi, Orkun Kökçü’nün oyuna girip takımı rahatlatması, Ozan Kabak’ın savunmaya katkı sağlaması… Hepsi önemliydi. Bu bir ekip işi. Ve bu ekip, kenetlenmiş durumda.
A Millî Takımımız, Romanya maçıyla birlikte tarihindeki 648. müsabakaya çıkmış oldu. 103 yıllık tarihinde 361’i resmî, 287’si özel toplam 648 maç oynayıp, 256 galibiyet, 151 beraberlik ve 241 yenilgi yaşadı. 896 gol attı, 926 gol yedi. Bu istatistikler, tarihimizin bir özeti. Ama dün gece, bu tarihe yeni ve parlak bir sayfa eklendi. Romanya gibi köklü bir rakibi eleyerek finale yükselmek, bu takımın ne kadar büyük bir iş başardığının göstergesi.
Ve şimdi, 31 Mart’a kadar bekleyeceğiz. Slovakya ile Kosova’nın kimin finale yükseleceğini göreceğiz. Ardından deplasmanda oynanacak o dev final. Kazanan, Dünya Kupası’na gidecek. Kaybeden ise hasretine bir yıl daha ekleyecek. Ama bu takım, dün gece gösterdi ki kaybetmeyi düşünmüyor. Kazanmayı düşünüyor. Ferdi’nin golüyle başlayan bu hikâye, umarım finalde alınacak bir galibiyetle taçlanır.
Son söz: Futbol, sahada kazanılır. Ama o sahadaki mücadeleyi anlamlı kılan, arkadaki o inançtır. Dün gece o inanç yeniden filizlendi. Beşiktaş Park’ta atılan o gol, sadece bir gol değildi; bir milletin Dünya Kupası hasretine atılan imzaydı. Ferdi Kadıoğlu’nun ayağından çıkan o top, 53. dakikada ağlarla buluştuğunda, aslında bir neslin değiştiğini, yeni bir dönemin başladığını hepimize gösterdi.
Hadi bakalım çocuklar, sırada final var. Dünya Kupası yolunuz açık olsun. Bu millet sizinle gurur duyuyor. Ve biliyoruz ki siz, o finalde de aynı yüreği ortaya koyacaksınız. Çünkü siz, bu formanın neyi temsil ettiğini biliyorsunuz. Ve siz, o formayı terlettiğiniz her an, milyonların kalbinde taht kuruyorsunuz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Sanayicinin başkanı mı geliyor? 18 Eylül 2026 Cuma
- Raylar Kartepe'ye Ulaştı 16 Eylül 2026 Çarşamba
- Kazanılan Saygı 14 Eylül 2026 Pazartesi
- İzmit Belediyesi’ne Uzanan Bir Dostluk ve Hizmet Sevdası 12 Eylül 2026 Cumartesi
- Körfez Coştu! 07 Eylül 2026 Pazartesi
- Darıca 1934’ten 3. Lig Yürüyüşü 31 Ağustos 2026 Pazartesi
- İlk Üç Puanın Tadı Başka! 25 Ağustos 2026 Salı
- Şimdi Silkelenme Vakti! 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- Körfez Süper Lig'deki İkinci Yılına "Merhaba" Diyor! 15 Ağustos 2026 Cumartesi
- Başiskele’nin Güzel İşler Millet Bahçesi 13 Ağustos 2026 Perşembe