Hayallerim, Aşkım ve Yapay Zeka... Hayallerim, Aşkım ve Yapay Zeka...
Yüksek lisans yapmak düşüncesi bende henüz ikinci sınıfta belirmişti... Daha doğrusu doktorayı tamamlamak düşüncesiydi o ama gülmesinler diye soranlara “yüksek yapacağım ya” diyordum... O zaman YDS var, lisedeki hazırlık okumalar, gözü kapalı geçilen muafiyet sınavları İngilizce bildiğim anlamına gelmiyormuş, onu öğreniyorum... Sınıf arkadaşlarımın çoğu kariyer hedeflerini belirlemiş, ben de belirledim ama onların planlarında YDS yok... Sözün özü, herkes başladı, ben kaldım... Pek hoş bir his değildir, mutlaka bilenler olacaktır... Yeni Tiyatro Dergisinde yazdığım yazılar hariç, mesleğime ilişkin ne yapacağımla ilgili en ufak bir fikrimin olmadığı bir zaman dilimi... Kasveti yeterince anlaşıldıysa, tünelin sonundaki ışığa geçiyorum...
Bol bol dizi izlediğim, hatta dizi izlemeyi iyiden iyiye bir işe çevirdiğim bir dönemdi... Neden aklıma düştü, nereden esti bilmiyorum, belki izlenecek bir şey kalmadığından müzikal izlemenin çok iyi bir fikir olduğunu düşündüm birden... Sever miyim, bilmiyordum doğrusu... Fakat teknik olarak en sevdiğim tür olması gerekiyordu, liseden müzik, üniversiteden dramatik yazarlık mezunuydum... Daha uygun bir tür olamaz... Ben, şahsen, bir anlatı türü olsam; müzikal oluyorum farkındasınız değil mi? Muhteşem klasikler, biraz daha yeni dönem eserler derken, ben gerçekten müzikalmişim, müzikal değilsem de onun en yakın arkadaşıymışım onu öğreniyorum... Müzikallerin, insanı kandıran, dolandıran, umutla dolduran pembe yalanı, ışıl ışıl dünyası beni ele geçiriyor...
Yüksek lisans için gerekli dil yeterliliklerini sağlamamla, her daim evim Kocaeli Üniversitesi, Sahne Sanatları Bölümümüzün, Dramatik Sanatlar Yüksek Lisans Programının öğrenci almaya başlaması aynı zamanlara tekabül ediyor, böylece hayattaki planıma yaklaşıyorum... Müzikal, hafif türdür, pek ciddiye alınmaz, çok Amerikalıdır, fazla ithaldir... Yani kimse öğrencim keşke müzikal çalışsa, ne kadar da lazım diye düşünmez... İlk etapta Sema Hocam da düşünmedi... Ancak neyse ki kendisi, insanlara kulak vermek, küçümsemeden dinlemek, karşıdan gelen reddedilesi öneriyi bile kestirip atmayıp birkaç kez daha düşünmek üzere alıp yanında eve götürmek gibi harika özelliklerle donanmış mükemmel bir hocadır... Birkaç gün sonra bu talebim tekrar konuşulmak üzere masaya tekrar kondu...
Müzikaller, hafiftir. Mesajı, söylemi genellikle basittir... Amerikalıdır diyorum ya, Amerikan Rüyası’nın ambalajıdır klasik müzikaller... Elbette tiyatro ve müzik ilişkisi Amerika’da ortaya çıkmıyor ancak en karakteristik örnekler Broadway’de veriliyor, Hollywood geniş kitlelere yayıyor, kuralları da onlar koyuyor böylece... Müzikal dediğin büyük olasılıkla umutlu bitecek... Salondan çıkan seyircinin Amerikan Rüyası’ndan en ufak bir kuşkusu olmayacak, bugün değilse de, bir gün tıpkı o başroldeki dışlanmış, sevilmemiş, beceriksiz, fakir, yeteneği henüz keşfedilmemiş o kişi gibi, bir gün fark edileceğine dair bir umutla gidecek evine...
Harika değil mi?
Bence öyle! Neyse, müzikal meselesi bir teze dönüştü, yüksek lisansı bitirirken yanıma kaldı fakat benim aklım müzikal yazmakta... Müzikli bir oyun denedim, sahneledik de hatta... Ama müzikal bir başka... O günü bekliyorum... Bekliyordum... Şimdi çılgın projemden söz ediyorum... Bu fikrimden ötürü meslektaşlarım beni kınayacak belki ama ben bir hayalimi, bir şekilde denemenin, gerekirse başarısız olmanın eşiğinde pek heyecanlı duruyorum... Hem ne demiş Samuel Beckett: “Dene, yenil, bir daha dene, daha iyi yenil...” Neredeyse her gün alıntılıyorum bu lafı galiba... Deneme cesaretini nereden alıyorsak, ona sıkı sıkı tutunmalıyız çünkü...
Bugün bir denemeye, gerçekten deneysel bir çalışmaya başladım... Bunları da size bu yüzden anlattım... Müzikal, bir yazarın tek başına yazabileceği bir şey değil... Yani benim istediğim, şarkıları duymadan, kağıdın üstünde öylece bırakmak değil... Ben onları duymak da istiyorum... Eğer bir gün böyle düşüneceğimi bilsem, müziği belki de “o kadar” bırakmazdım... Fakat neyse ki, kafamı duvarlara vurmama gerek yok çünkü hiçbir zaman sözlerimi besteleyecek kadar müzisyen olmamıştım...
Bir gençlik müzikali tasarlıyorum, 10 yılı geçti, zihnimde yeri sağlam, beraber yaşayıp gidiyoruz... Acelem yok, yazmıyorum, bir iki şarkısının sözleri hazır gibi, ne olacağını biliyorum ama oturup bir türlü yazmıyorum... Çünkü biliyorum ki, kontrol etmeme izin verecek bir müzisyen bulamayacağım, bir müzisyene böyle bir saygısızlık yapmaya da hakkım yok zaten... Sanatçıların birlikte çalışmasında birden fazla parametre devreye giriyor sanki... Bir ara tiyatro ve muhteşem kollektivizmini de konuşalım isterim bu arada...
Ben bu çeyrek müzikalimi, bu kez yazıyorum dostlar ve bu konuda sevgili yapay zekayla bir deney yapmaya girişiyorum... Şimdilik bir şarkılık deneme yaptık... Ve ilerlemeye açık bir başlangıç yaptığımızı, çıkan ürün karşısında umutlanıp heveslendiğimi söylemek isterim... Başta delice korktuğum, çevreyle ilişkili kaygıları paylaştığım için dertlerimi çok spesifik ifade ederek, tek atışlık iletişimler kurmaya gayret ettiğim yapay zekayı bir ortaklığa davet ettim, haliyle kabul etti... Bu bir deney benim için, bilimsel bir kaygı da denebilir... Yapay zekanın mesleğimde gözü var mı, onu da test edeceğim... Tamamladığımızda prömiyerimize bekleriz...
Bu hafta iki meselem vardı; biri bu... Drama, dramaturji ve yapay zeka ile ilgili bazı deneysel çalışmalarımın çıktısını merak ederseniz haber verin! Teknolojik gelişmelerin çılgınca hızlandığı bir çağın mensubu ve bu gelişmeleri çoğu zaman biraz fazla yakından takip etmiş biri olarak, galiba bu denemeyi yapmasam çok içimde kalacaktı... Bakalım neler olacak diyorum ve tekrar görüşene kadar, herkese müzikal neşesi diliyorum!
Sevgi-ler!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kaç Kez Yeniden Başlayabiliriz ve Sıfırlanmak Üzerine Notlar 31 Ekim 2026 Cumartesi
- Beklemeyi Beklerken 24 Ekim 2026 Cumartesi
- Tiyatronun Çöpçüsü, Hatıra İstifçisi 17 Ekim 2026 Cumartesi
- Eşyaların Hafızası ve Bir Yazarlık Egzersizi 10 Ekim 2026 Cumartesi
- Bir İşe Yarar mı? 08 Ekim 2026 Perşembe
- Yanlış Yerlerdeki Yalnızlıklarımız 01 Ekim 2026 Perşembe
- Dramatik İhtimaller, Aşklar, Yanılgılar 20 Eylül 2026 Pazar
- Elveda ve Bütün O Seyir Zevki İçin Teşekkürler... 09 Eylül 2026 Çarşamba
- Biraz Soruna İhtiyacımız Var ya da Yazarın Alet Çantası 19 Ağustos 2026 Çarşamba
- Bir Yol Bulmak ya da Bir Yol Açmak... 11 Temmuz 2026 Cumartesi