Harry Potter, Yeni Snape ve Temsilin Dramaturjisi Üzerine Düşünce Kırıntıları Harry Potter, Yeni Snape ve Temsilin Dramaturjisi Üzerine Düşünce Kırıntıları
Harry Potter, hayatımın bir dönemi... Artık görüşmediğim arkadaşlar veya eski sevgililer ya da kapısından geçmediğim kurumlar için de aynı şeyi hissediyorum. Bir yandan Harry Potter okurken ve izlerken bir yandan büyüdüm, dolayısıyla hayatımın bazı kilometre taşlarının yanında yöresinde duruyor Harry Potter... Ondan kelimeler öğrendim, ondan kelime uydurmayı öğrendim, ondan fantastik bir dünyanın sert rekabetini öğrendim... Ben Harry Potter’dan bir şeyler öğrendim ve buna biraz vefa göstermek isterim...
Snape ve Snape’i canlandıran siyahi oyuncuyu dramaturjik açıdan konuşalım istedim bugün. Henüz izlemedim ancak izlediğimde hızlıca kabullenebileceğimi sanmıyorum. Yanlış anlaşılmasın, Snape’i bir kadın oynasaydı bunu da hızlıca kabullenmezdim... Bunun üzerine düşünürken, her yere bir kadın karakter, her yere bir eşcinsel karakter, her yere bir siyahi karakter ekleme tutkusunun hiç hoşuma gitmediğini fark ettim... Pozitif ayrımcılığın gerekliliğini savunuyorum, bu da yanlış anlaşılmasın. Tarih boyu görmezden gelinenlerin, temsiliyetini çok daha coşkulu desteklememiz gerektiğini ben de düşünüyorum. Burada anlaşalım, sorun bu değil çünkü... Dezavantajlı hale getirilmiş her grubun, kesimin değil, her insanın dramatik evrenlerde temsiliyetini bulması gerektiğini düşünüyorum... Sorun asla bu değil...
Sorun, pozitif ayrımcılığın, bu ait olmadığı evrene adeta zorla eklemeler yapmanın daha zedeleyici olması... Harry Potter’dan yepyeni bir öykü çıkarabiliriz, Hogwarts içinde yeni sözler söyleyebiliriz, yeni karakterlerle arzu ettiğimiz mesajı verebiliriz. Hogwarts’ın klasikleşmiş haliyle Rowling’den bağımsız bir miras olduğunu da düşünebiliriz. Ama Snape bir karakter... Bir geçmişi, hırsları, hedefleri, tutkuları olan bir karakter, üstelik de anlatının çoğunluğunda bir zorba... Yani siyahi bir karakter olsun diye, zorbayı siyahi göstermek de ırkçı değil mi? Uzaktan bakınca böyle görünüyor bana...
Bazen kadın karakterleri de böyle kullanıyorlar ve dramaturjik altyapıyı kurmadan, şurada da bir kadın olsun diye yapıyorlar ya... Bu daha cinsiyetçi geliyor bana... Yani bir aksiyon filminde, kadın yok demesinler diye, işlevsizce süs gibi koyulan bir kadın karakter beni hiç kadın olmamasından daha çok rahatsız ediyor doğrusu...
Shakespeare’in dünyası geliyor işte tam burada... Güçlü ve beyaz erkeklerin dünyası... Bilir bilmez zamanlarımda, henüz okula girmemişken, edebiyat sevdası yolumu Shakespeare’e çıkardığında bir özdeşlik sorunu yaşadığımı anımsıyorum... 17 yaşımın duygularını aktaracağım size, bunlarla ilgili çok daha uzun düşündüm sonra... Hamlet’i seviyorum ama Ophelia’ya bir türlü yer bulamıyorum... Var ama bir yere kadar var sanki... “Biri” gibi değil tam, eksik ne bulamıyorum fakat Ophelia’nın varlığında bir eksik var ondan eminim... Desdemona geliyor sonra, onda da bir eksiklik var... Adını koyamadığım bir boşluk var kadın karakterlerde, anlayamıyorum.
Onların, o dünyada kadın olarak varlıklarının sınırlı ve hatta “gereksiz” olduğunu fark etmek için çok daha fazla okumam gerekti. Buna katılacak değilim, Shakespeare metinlerindeki bu boşluğun postdramatik yeniden yazımlara muhteşem bir fırsat sağladığını da düşünüyorum, yalnız o dünyada kadın, tetikleyici bir olay olarak, işleri karıştırmak için var çoğunlukla... Shakespeare’den kadın hakları savunuculuğu beklemeyeceğim, kendisinin bu konudaki bakışını çok farklı yerlerden yorumlayan, son derece farklı uçlarda çok çalışma ve kurgu okudum/izledim. İyi bir dramaturjik çalışma, Ophelia’yı parlatır, Desdemona’yı şahlandırır... Buna da kabul... Yalnız hikaye o değil galiba... Öykünün şirazesini kaydırmaya hakkımız var, işim bu zaten fakat fazla kaydırdığımızda artık onun Othello olduğunu iddia etmemeliyiz gibi geliyor...
Harry Potter’ın dünyası, bugünün kurallarıyla eski kalıyor olabilir. Tüm kazanımları için de çok mutluyum dünyanın... Bunları konuşabiliyor olmamız bile bir kazanım, çok değil 10-15 sene önce, bu fikrin uygulanmasını bırakın, düşünülmesi bile neredeyse imkansızdı... Yalnız, “öyle olsun diye”, “tepki çekmesin diye”, “duyarlı desinler diye” yapılırsa bu, tüm kazanımlara daha büyük haksızlık değil mi? Ben bazen bu zoraki eklemelerde bir feminist olarak, çağrılmadığımız bir yere zorla gidiyormuşuz gibi hissediyorum da, ondan belki...
Snape, kitapta öyle tanımlandığı için değil... Snape’in ten renginin çok önemli olduğunu da düşünmüyorum... Yalnız Snape’in ten rengini o evren içinde tek başına değiştiriyorsak mesela, tüm kötü yanlarını da düşünürsek, bu daha ırkçı bir şey olmuyor mu? İzledikten sonra tekrar konuşur muyuz? Harry Potter gerçekten hayatımın yoldaşı gibi... Okumayı, izlemeyi, konsollarda oyunlarını oynamayı, üstünde resmi, fotoğrafı olan nesneleri toplamayı çok sevdiğim, hayatımın bir döneminde “after all this time? Always!” repliğini mutlaka dövme seçkime ekletmeyi planlayacak kadar sevdiğim, keşke benim de patronusum olsa diye içimden geçirdiğim, müziğini duyunca bile heyecanlandığım bir seri...
İhtimal, belki böyle daha iyi olmuştur... Organik bir şekilde eklenebildiyse, iyi çalışıldıysa şerhini düşelim, olabilir... Fakat klasikleşmiş anlatılar, oyuncu seçiminden çok daha detaylı çalışmalarla buraya evrilebilirler... Bir oyuncu seçimiyle ne eşitlik sağlanır, ne de bir arpa boyu yol gidilir... Görüntü önemli elbette ama anlamı çalışmak gerek, mesajın peşine düşmek gerek bence...
Siz ne dersiniz? Ben izledikten sonra tekrar dönmek istiyorum bu meseleye... Ama şimdilik düşündüklerimi de paylaşmadan edemedim... Şimdilik görüşmek üzere diyelim, umarım önyargıdır ve izleyince ne de güzel yapmışlar derim... Çocukluk anılarıyla kurduğumuz bağ bir başka oluyor malum...
Sevgi-ler!
- Toplam 1 yorum
Şermin 08:02 - 30 Mart 2026
Yerel bir sitede böyle kaliteli yazılar nasıl oluyor?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kaç Kez Yeniden Başlayabiliriz ve Sıfırlanmak Üzerine Notlar 31 Ekim 2026 Cumartesi
- Beklemeyi Beklerken 24 Ekim 2026 Cumartesi
- Tiyatronun Çöpçüsü, Hatıra İstifçisi 17 Ekim 2026 Cumartesi
- Eşyaların Hafızası ve Bir Yazarlık Egzersizi 10 Ekim 2026 Cumartesi
- Bir İşe Yarar mı? 08 Ekim 2026 Perşembe
- Yanlış Yerlerdeki Yalnızlıklarımız 01 Ekim 2026 Perşembe
- Dramatik İhtimaller, Aşklar, Yanılgılar 20 Eylül 2026 Pazar
- Elveda ve Bütün O Seyir Zevki İçin Teşekkürler... 09 Eylül 2026 Çarşamba
- Biraz Soruna İhtiyacımız Var ya da Yazarın Alet Çantası 19 Ağustos 2026 Çarşamba
- Bir Yol Bulmak ya da Bir Yol Açmak... 11 Temmuz 2026 Cumartesi