Bir Yol Bulmak ya da Bir Yol Açmak... Bir Yol Bulmak ya da Bir Yol Açmak...
11 Temmuz 2026
16:11
Son iki senedir en baskın duygum bu... Bir yol bulmak... Bildiğim yoldan çıkınca elim ayağıma dolaştı çünkü... Yolunuzda mısınız, yolunuzda mutlu musunuz, yol iyi mi? Kendi yolculuğuma dönüp baktığımda, yazdığım her şeyde kendini gösteren bir tema var... Yolda olmak... Hikayelerin tümü varış noktasında bitiyor, sıkışmışlıklarla ilgileniyor, karakterimi bir an önce yola çıkacağı bir yere taşımaya çalışıyorum. En sıkışmış olana bile, kapıdan çıkabilme cesareti verip, canını dışarıya atıyorum deyim yerindeyse...
Yolları, yolculuğu bu kadar seven biri için ne kadar az yolculuk ettiğimi düşünüyorum zaman zaman... Hikayeler mutlaka bir yolla başlıyor, mutlaka duymuşsunuzdur, kime ait olduğu tartışmalı şu söz: “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” Benim her zaman görebileceğim bir yerde tuttuğum müthiş yazarlık tüyosu ise Beliz Güçbilmez’den: “Geçmişte bir şey olur, gölgesi bugüne düşer.” Hocanın Zaman, Zemin, Zuhur kitabını da özellikle tiyatroseverlere önerip devam edelim...
Her zaman aklımda tuttuğum bazı yazarlık tüyoları var, zamanla paylaşırım sizinle de, eğer isterseniz... Dürrenmatt ve Çehov da favorilerimden, yazma yolu gösteren yazarları bir başka seviyorum doğrusu... Onlardaki bu paylaşımcılık gözlerimi dolduruyor... Tabii ki tüm yazarlık kitaplarını okusan yazar olabilir misin, orası tartışmalı ama bildiklerini saklamamaları yine de takdire şayan bence...
Yazarlık eğitimine başladığımda, yani henüz reşit olmuşken, dünyadaki dertlerim şu an bakınca bana bile hafif görünen bir noktadayken, kendi hikayemi hiç yazılabilir bulmazdım... Oysa insanın en iyi malzemesinin kendisi olduğunu öğretmek için ciddi çaba harcıyordu Sema Hocam... Fakat o malzeme bana hiç ilginç gelmiyordu... İstediği yollara girebilmiş, planladıklarını gerçekleştirebilmiş, ülke standartlarında bayağı iyi bir aileye sahip bir kız çocuğuydum... Kendi hikayem, yeterince çatışma doğurmuyordu bence... Çatışmayı, kocaman hayal ediyor, hayatımın çatışmalarını beğenmiyordum doğrusu...
O zaman, hemen büyük şeyler anlatma telaşesine giriyor insan... Değil mi ki kabuğunu beğenmiyorsun, o zaman başka kabuklara öyküneceksin... Sahip olmadığın dertleri kalemine takmaya çalışmanın pek iyi sonuç verdiğini hiç görmedim... Bilmediğin bir yeri öğrenmek başka, anlatmak başka çünkü... Kurgulamak başka, başkasından dert devşirmek başka...
Yerleşemeyen bir kızı anlatmaya başladım geçen hafta... Yaşıt değiliz, hayatı aynı yerinden yaşamıyoruz, sınavlarımız çok farklı... Bir tek ortak bir şey koydum ona kendimle, çello... Çello, eğer sevmiyorsanız, taşıyacağınız yüklerin, o yüklerin taşıdıkça ağırlaşmasının bir sembolü benim için çünkü... O yüzden kızcağızın eline de tutuşturdum çelloyu... Onun benden daha iyi bir ilişki kurması için uğraşacağım...
Kendi yazarlık serüvenim, denemekten duyduğum heyecanla beliriyor zihnimde... Neyi seviyorum yazmakla ilgili en çok, bunu bazen düşünüyorum... Başlarken, okula girerken, kendimi daha doğru ifade etmenin bir yolu gibi geliyordu, sözlü iletişimden kaçıp sığındığım bir yerdi... Sonra sonra çenem düştü, yazmak biraz kenara itildi, konuşmaktan yazmaya fırsat bulamadığım anlar oldu... Şimdi bakınca yazmak gerçekten beni ayakta tutuyor... Bir dünya kurmak, bir dünyayı analiz etmek benim için güzel bir kaçış rampası oluyor her zaman...
Bilmediğin bir yeri keşfetmenin harika bir yolu, düşünmediğin şeyleri düşünebilmek için müthiş bir fırsat, tanımadıklarınla bağ kurmak için iyi deneme... Geçtiğimiz hafta, hala çilesini çektiğim genç Sevgi’nin okumaktan keyif alacağı bir şeyi hiç yazmadığımı fark ettim... Çocuk olan için yazdım, büyük olan için yazdım... O aradaki boynu bükük kaldı... Ait olmadığın bir yaş grubu için yazarken çocukluk ya da gençlik anılarına başvurmak, günceli kaçırmana neden olur... O yüzden anılarımla değil, o günden bugüne kaybetmediğim kalıcı duygularla çıktım yola...
Birkaç yazıda bir, bir yere davet ediyorsun demezseniz eğer sizi bu kez de Yaz’ın öyküsüne davet edeceğim... Kendisi aşağıya bırakacağım linkte ikamet ediyor, hayatı öğrenmeye çalışıyor... Ben hala öğrenemediğim için ona ne kadar yol gösterebilirim bilmiyorum, deneyeceğiz gibi görünüyor...
Bir de çocuk kitabım var sandıkta... Bir ara da ondan söz ederim belki... Giderek daha yakın tanışıyoruz ne dersiniz? Bulduğum ve bildiğim yolu kaybetmişken, aradığım yeni yollarda eşliğinize şimdiden minnettarım...
Yaz’ı merak edenlerin kendisiyle tanışabileceği link şöyle, bu yaştan sonra Wattpad’de yazmıyor da demezsiniz artık... Wattpad’e erişim Türkiye’de sınırlı olduğu için, ulaşabilenler için yine de linki bırakayım istedim...
Yaz, Kendi Sınırında: https://www.wattpad.com/story/413479702-yaz-kendi-sınırında
Tekrar görüşene dek,
Sevgi-ler!
Yaz, Kendi Sınırında: https://www.wattpad.com/story/413479702-yaz-kendi-sınırında
Tekrar görüşene dek,
Sevgi-ler!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Elveda ve Bütün O Seyir Zevki İçin Teşekkürler... 09 Eylül 2026 Çarşamba
- Biraz Soruna İhtiyacımız Var ya da Yazarın Alet Çantası 19 Ağustos 2026 Çarşamba
- Müziği Bırakmak, Sonsuza Kadar! 03 Temmuz 2026 Cuma
- Telif Hakkı Romantik Bir Mesele Değil 29 Haziran 2026 Pazartesi
- Ama Arkadaşlar İyidir! 26 Haziran 2026 Cuma
- Yanılmalar, Biraz da Beren Saat... 19 Haziran 2026 Cuma
- Bir Billboard'a Minik Bir Borcum Var; Ödüyorum! 15 Haziran 2026 Pazartesi
- Şaşaalı Travmalar ve Paylaşım Kültürümüz 07 Haziran 2026 Pazar
- Harikalar Diyarını Nedense Terk Eden Onur Ünlü 31 Mayıs 2026 Pazar
- Büyük Romulus 24 Mayıs 2026 Pazar