Ahkâm Köşesi Şehir Tiyatroları, Özlem, Bellek ve Küheylan

15 Şubat 2026 21:07
Bu sabah, bir anda hissettiğim melankolik duygunun adı hasret... Önünden gelip geçmek sayılmaz elbette, bir dizi sağlık sorununun peş peşe eklenmesiyle, herhalde bir buçuk senedir Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda oyun izleyemedim...

Ne kadar özlediğimi hissedince, belki içinde, kulisinde değil ama bu şehirde sahne sanatları eğitimi alırken, mutlaka yanında yöresinde büyüdüğüm KBBŞT’ye olan hislerimden söz edeyim istedim biraz... Öyle ya, bu his öylesine çöreklenmiş olamaz içime... Bir amacı olmalı, belki de paylaşmak gerekiyordur...

Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nin, Süleyman Demirel’in gelişiyle açıldığını anımsıyorum ancak yaşım bazı şeylere engel oluyor, o efsanevi Hamlet’i izleyememiştim mesela... Benim hikayeye dahil oluşum herhalde 2003-2004’lere tekabül ediyor, ayrılmaz bir bağ kuruşumuz ise kuşkusuz 2007’ye dayanıyor... Deprem sonrası muhteşem anılarımı da sıkıştırayım tabii araya, sadece tiyatro değil, bina da anı dolu... Yaşıtım İzmitliler Okay Temiz’i müzisyen kimliğinin dışında da anımsarlar herhalde...

En sevdiğini bile romantize etmenin, haddinden fazla yüceltmenin iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum, iyi bir fikirse de dürüst değil... Zaten hangi ödenekli tiyatro müthiş bir istikrarla, hiç yalpalamadan ilerleyebilir bilemiyorum, ilerlemeye, büyümeye dair değil mi bu sendelemeler?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın benim bugün sandıktan çıkarmak istediğim oyunu Küheylan... Bir oyun izlersin, hayatın değişir ya... Hah, o oyun benim için Küheylan... Yıllar içinde çok düşündüm, ne kadarı nostaljik bir his, ne kadarı oyunun niteliğiyle ilgili diye... Bilirsiniz, bazen uzun zaman geçer ve pek o kadar iyi olmayan bir şey bile iyi anlatılır, ortalama bir güzellik efsaneye dönüşür... Eskide kalan güzelleşir, nostalji kandırır, nostalji, iyi yalancıdır... Neyse ki yazıyla kurulan ilişki böyle anlarda imdada yetişiyor. 21-22 yaşındayken, Küheylan’la ilgili bir yazı yazmıştım. Etkilendiğim açık bir yazı bu; bu, hafızanın oyunu, nostaljinin büyüsü gerçekten olamaz...

Bunca zaman sonra, galiba izlediğim en iyi oyunlar listesi yapmaya kalkışsam; Küheylan hatırı sayılır bir yerlerde duracak... Yunus Emre Bozdoğan’ın rejisi de, Behlüldane Tor’un dekor tasarımı da, Funda Çebi’nin kostüm tasarımının Cafer Yiğiter’in ışık tasarımıyla birlikteliği de gerçekten eşine az rastladığım bir atmosfer yaratıyordu. Elbette en başta Fatih Sevdi’nin şiir gibi performansını anmadan geçmemeli... Tüm kadro ve her anı çok güzel kaldı bu oyunun aklımda... Keşke, bugün tekrar izlemek mümkün olsa... Ama herkes aynı yaşta olacak... Tiyatronun büyüsü, tam da bu değil mi? Galiba 9-10 kez izledim Küheylan’ı, okuyabilirim, hatırlamaya çalışabilirim ama o tekrarlanamaz... İzlediğim 9-10 performansla birlikte, o anda birlikte izlediğim 500’er kişiyle benim zihnimde, aramızda bir sır gibi...

Biraz ürkütücü, üzücü elbette; suya yazı yazmak mı oluyor diye de düşünülür, tartışılır ya... Bence değil, bunca lafı, tam da bunu söylemek için ettim aslında... Tiyatronun anlık oluşu, aksiliği dahil her şeyiyle biricik oluşu, bana tiyatroyu başka bir şeyle kıyaslamanın gülünç olduğunu düşündüren şey olmuştur her zaman. Tiyatro eskir mi diye düşünüyorum bazen, konuşuyoruz da aramızda itiraf edelim! Hep müthiş bir rahatlık ve güven içindeyim yalnız, tiyatro kendine bir yol bulur, sızacak bir yer bulur, gerektiği kadar güncellenir, her zaman devam eder yoluna... Çok klasiktir ya; “Macbeth hiç biter mi, iktidar hırsı bitti mi ki?”

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarına kavuştuğumda garip hissedeceğim, hayatımda ilk kez bu kadar uzun ara verdim, olsun sağlık olsun diyeceğiz... Fakat kavuşma, bir vuslat hissi veriyor, bir de heyecanlandırıyor bu gerçek...

Tüm aşkımı tek seferde dökmeyeyim ortalara, daha konuşuruz... Ben şimdilik, herkesin mesleğine aşık olacak kadar şanslı olmasını dileyeyip, mesleğinden uzak kalanlara, kalmak zorunda kalanlara da sıkıca sarılayım en iyisi... Kocaeli seyircisi, haberiniz olsun bu arada, tiyatro çevrelerinde sizin süperliğiniz de konuşulur sık sık...

Sevgi-ler!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X