OTOKRASİ Mİ DEMOKRASİ Mİ? OTOKRASİ Mİ DEMOKRASİ Mİ?
Bu hafta içerisinde Ankara’da yapılan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi nedeniyle 28 Haziran ila 10 Temmuz tarihleri arasında alınan tedbirlere baktığınızda otoriter rejimin provalarının yapıldığını ne yazık ki gördük.
Diyeceksiniz ki, yine hayal görmeye başladın. Şimdi tek tek buralara nasıl geldiğimizi örnekler ile anlatacağım. Ankara Valiliği önce açık ve kapalı alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşü, miting, basın açıklaması, oturma eylemi, protesto, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma, afiş ve pankart asma etkinliklerini yasakladı.
Zirve güzergahındaki çok sayıda cadde ve bulvar belirli gün ve saatlerde araç trafiğine kapatıldı. Bu cadde ve sokaklardaki park edilmiş araçların kaldırılması istendi. Ankara’yı bilenler bilir bu alan o kadar büyüktü ki, Zirvenin yapılacağı hafta Ankara’daki tüm kamu kurum ve kuruluşları tatil edilmek zorunda kalınmıştır.
Yine bu güzergahlarda motokurye faaliyetleri durduruldu. Valilikten özel izin alınmadıkça Ankara hava sahasında tüm drone uçuşları yasaklandı. Fransa Cumhurbaşkanı’nın sabah koşusu yapacağı alanlar yayaya bile yasaklandı.
Yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım yasakların yanında NATO Zirvesine katılan Devlet ve Hükümet Başkanlarının göz zevkini bozması muhtemel alanlarda geçiş güzergahları tamamen kapatıldı.
Diğer yandan demokrasilerde hiçbir hukuk sisteminde olmayan, hukukun temel ilkelerine aykırı olarak önleyici tedbirler kapsamında binlerce kişi tutuklandı ve cezaevine atıldı.
Bu tedbirlerin amacı, Zirveye Katılan Devlet ve Hükümet Başkanlarının güvenliğini sağlamak, kamu düzenini korumak ve ulaşım ile güvenlik operasyonlarının aksamadan yürütülmesini temin etmek olarak açıklandı.
Değerli okuyucular NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesinin ilki 1957 yılında Paris’te yapılmıştır. 36. Zirve de geçtiğimiz hafta ülkemizde yapıldı. 28-29 Haziran 2004 tarihinde İstanbul’da yapılan Zirve de içinde olmak üzere hiçbir Zirve’de bu kadar aşırı ve olağanüstü tedbirler alınmamıştır.
Bu anlattıklarımı bir tarafa koyarak şimdi dikkatlerinizi Silivri’ye çekmek istiyorum. Silivri’de mahkemeler kendi seyrinde yürürken birdenbire heyet tavır değiştirerek savcının örgüt lideri olarak tanımladığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve iki arkadaşının savunmalarının süresini kısıtladı.
Yalancı itirafçıların ithamları ile 2000 yıl hapis istenen 3000 sayfalık iddianame ile hakkında 143 suçlama yapılan Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarını 8 saat içerisinde savunmalarını yapmaya zorlamak, bırakın demokratik ülkelerdeki yargılama sistemini, ihtilal dönemlerindeki sıkıyönetim mahkemelerinde bile yapılmadı.
Tüm bunlara bir hakimin kararı ile Ana Muhalefet Partisi CHP’nin başına mutlak butlan kararı ile partiyi 13 yıl kitleyen adeta AK Parti’yi iktidarda tutmak için projelendirilen birinin tekrar getirilmesini, Anayasa Mahkemesi kararlarına ilk derece mahkemelerinin uymamasını, seçimler ile ilgili tek yetkili olan Yüksek Seçim Kurulu kararlarını sulh hukuk hakiminin yok saymasını, tek hakimin kararı ile muhalif siyasilerin hapse atılmasını, hak arayan işçilerin güvenlik kuvvetlerince hırpalanmasını eklediğinizde hangi noktaya geldiğimizi, nereye doğru gittiğimizi anlamak için kâhin olmaya gerek yoktur.
Bunları bir tarafa bırakarak NATO Zirvesi’nde yenen yemeklerin, liderlerin yürüyüşlerinin, giyilen kıyafetlerin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump’ın samimi pozlarının konuşulması bana cambaza bak sözlerini hatırlattı.
Tüm bunların karşısında halka umut veren ve halkın umudu olan Özgür Özel’in başında bulunduğu CHP’ye yapılan operasyon ile CHP’lileri ve toplumsal muhalefete siyasi muhalefete dönüştüren CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’i parti içi mücadelenin içini çekilmesi ve enerjilerini bu yönde harcama çabalarına izin verilmemesi önemlidir.
Her zaman söylediğim gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP’yi mutlak butlancılardan kurtarmaya çalışırken, diğer büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti elden çıkabilir. Bu durum ancak demokrasiye dönülmesi ile engellenir. Günün anlam ve önemine daha iyi yansıtabilmek için bir fıkra ile yazımı sonlandıracağım.
Bir bankta hem konuşup hem gülüşen iki kişinin yanına yaklaşan kalabalık ne yaptıklarını sormuş, içlerinden biri ülkenin sorunlarına çare bulduklarını onun için güldüklerini çarenin de “muhalefete mensup herkesi büyük bir cezaevine kapatıp yanlarına bir eşek koymak” olduğunu söylemiş. Kalabalık eşeğin niye cezaevine konulduğunu merakla sorunca, bankta oturanlardan biri diğerine dönerek “Bunlar eşeği merak ederler demedin mi?” Demiş.
Benden söylemesi...!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- ADAM HAKLI 10 Eylül 2026 Perşembe
- ESKİ TÜRKİYE YENİ TÜRKİYE 04 Eylül 2026 Cuma
- TATLI SU KURNAZLARI 27 Ağustos 2026 Perşembe
- TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE ÇERÇEVE YASA 20 Ağustos 2026 Perşembe
- GERÇEKLERİ SÖYLEMEK BU KADAR MI ZOR? 13 Ağustos 2026 Perşembe
- HIRSIZLIK YAPMADIKLARI İÇİN Mİ TUTUKLANIYORLAR? 06 Ağustos 2026 Perşembe
- GİZLİ TANIKTAN SANIĞA 29 Temmuz 2026 Çarşamba
- CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NDEN AYRILIK VAKTİ GELDİ 23 Temmuz 2026 Perşembe
- AK-MATİK 16 Temmuz 2026 Perşembe
- CHP’NİN GENEL MÜDÜRÜ KEMAL KILIÇDAROĞLU 03 Temmuz 2026 Cuma