ESKİ TÜRKİYE YENİ TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE YENİ TÜRKİYE
AK Parti iktidara geldiği 2002 Kasım ayından itibaren devleti küçültmeyi hedeflemiş, bu uygulamaya 2004 Mart yerel seçimler sonrasında kazandıkları tüm belediyelerde devam etmişlerdir.
Bununla da yetinmeyen AK Parti iktidarı, 2005 yılının sonlarında çıkardıkları ‘Norm Kadro’ yönetmeliği ile tüm ülkede kamu kurum kuruluşları ile mahalli idarelerde bakım, onarım ve temizlik gibi işlerde çalışan personel sayısını azaltmaya gitmiş, bu hizmetlerin yapılması için de ‘taşeron işçiliği’ diye bir sistem yaratmıştır.
Personel sayısında azalmaya giderken diğer yandan da devlet kurumlarının elinde bulunan araç parkında da azalmaya gidilmiş, eskiyen araçlar yerine yenisi alınmamış, özellikle bakım ve onarımları yapılmayarak adeta hurdaya çıkması için katkı sağlamıştır. Bu araçlar yerine de ihtiyaç halinde kiralama yoluna gidilmiştir.
Devleti küçültmeyi hedeflemiş olan AK Parti iktidarı, yangın ve afetlere karşı hazır durumda olması gereken kamu kurum ve kuruluşlarında da bu uygulamayı yapması, olaylara anında müdahale edilmesini önlemiş, son günlerde görüldüğü gibi sel ve orman yangınlarında insanlarımızı çaresiz kalmasına neden olmuştur.
Tasarruf amacı ile halkın doğrudan hizmet aldığı, anında müdahale gerektiren bu işlerde kısıtlamalara giden AK Parti iktidarı, itibardan tasarruf olmaz anlayışı ile diğer yandan makam araçları, makam uçakları ve yazlık, kışlık saraylar ile tasarruf yaptıklarının yüzlerce, binlerce katı harcamalar yapmıştır.
AK Parti yetkililerinin ‘Eski Türkiye’ diye adlandırıldığı dönemlerde, Orman İşletme Müdürlükleri kendi bölgelerinde özellikle orman köylüsünden1 Nisan-1 Aralık tarihleri arasında köyün bulunduğu bölgedeki ormanda çalıştırmak üzere işçi alarak orman içerisindeki işleri yaptırmanın yanında yangın çıkmasında etkili olan yanıcı çalı, çırpıyı ve otları temizlettirirlerdi. Ani parlamalarda da anında müdahale edilirdi.
Yine Eski Türkiye’de Orman Genel Müdürlüğü denetimlerinde bir kamu kuruluşu olan Türk Hava Kurumu uçakları yangına karşı hazır bekletilir, bu uçakların bir kısmı yangın çıkması olası bölgelerde denetim uçuşları yapar, yangın çıkması durumunda karadan ve havadan anında müdahale ederlerdi.
Ayrıca eski Türkiye’de, yangın, sel ve doğal afetlerde askeri birliklerden yararlanabilmesi için düzenleyen EMASYA Protokolü’nü iptal edilerek düzenli, eğitimli ve disiplinli bir teşkilatın gücünden de yararlanılmaması bu olaylardaki can ve mal kaybını artırmıştır.
Eski Türkiye’de yoğun yağışların olduğu yerlerde dere yatakları taşmadan bölgede bulunan Köy Hizmetleri (YSE, TOPRAKSU, TOPRAK İSKAN), Karayolları, DSİ ekipleri makinaları ile müdahale eder, dere yataklarını genişletir, köprü ve menfez ağızlarını temizler, selin vereceği zararı asgariye indirirlerdi.
Bunları yaparken de amirlerinden, müdürlerinden, bakanlarından, başbakandan veya Cumhurbaşkanı’ndan herhangi bir talimatı beklemeden, yerel yöneticilerle irtibata geçerek anında müdahale ederlerdi. Olayın aciliyetine göre irtibata geçmeden de müdahale edilirdi. Bütün bu kurumlarda çalışan en uçtaki yetkili personelin görev tanımı içerisinde bu konularda her türlü yetkisini ve bilgisini kullanma iradesi vardı.
Eski Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşlarında en baştaki yöneticiden en uçtaki yöneticiye kadar görev tanımları kesin çizgilerle belirtilir, bu görevlilerde afet anında müdahaleleri anında yaparlar ve yaptırırlardı. Müdahale için herhangi bir talimat beklemezlerdi.
Bir başka deyişle eski Türkiye’de Orman İşletme, Köy Hizmetleri, Karayolları ve DSİ Şeflerinde bulunan yetki ve sorumluluk, bugünkü sistemde bakanlarda dahi yoktur. Parlamenter sistemden vazgeçip, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçen ülkemizde, ülkenin yönetimi içte kifayetsiz danışmanların elinde, dışta da Amerika Birleşik Devleteler Başkanı Donald Trump’un dümen suyunda sağa sola savrulmaktadır.
Bu model, afetlerde halkın kafasına çay fırlatan, kamu kurum ve kuruluşlarını bile bizden ve bizden olmayan diye ayrıştıran, kendi partisine oy vermeyenleri ötekileştiren, büyük afetlerde bile milleti bütünleştiremeyen, dışta ise devamlı verip bir şey alamayan, Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ile milletimizi karşı karşıya bırakmıştır.
Bir araya geldiğinde her türlü dış güçlere karşı mücadeleyi başarmış bu millet, partili Cumhurbaşkanı sistemi ile ayrışma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bir de bunlara Cumhur İttifakı’nın sistemden aldığı güç ile siyasi muhaliflere yaptığı yargısal müdahaleleri, seçimde kaybettiği belediyeleri yargı baskısı ile ele geçirmeyi eklediğinizde ayrışma daha da artmaktadır. Asıl beka sorunu, bu sistemin devam etmesi durumunda yaşanacağını tahmin etmek artık zor değildir.
Dün, bu sistemin gelmesi için oy verenler bile bugünleri gördükten sonra bu sistemin ülkeyi bir felakete doğru götürdüğünü anlamış ve büyük bir pişmanlık içerisinde olduğu, kamuoyu yoklamalarından anlaşılmaktadır.
Bunun içindir ki milletin büyük bir bölümü, umut olarak gördüğü Özgür Özel ve arkadaşlarının, partileri butlancılar tarafından partisi işgal edilmesi üzerine Yeni Parti kurmasını istemiş, bina yok denilince buluruz demiş, otobüs yok denilince alırız demiş, para yok diyenlere de veririz demiştir.
Ne yazık ki, bu sistemin mimarlarından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Butlan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sistemin ülkeyi getirdiği durumdan bihaber, bu sistemi daha da güçlendirmek için aklınca yeni anayasa ve yasa önerilerinde bulunmaktadırlar.
Milletimizin yapısına uymayan, demokrasi ile bir alakası olmayan bu alamet sistemden bir an önce kurtulmak için milletin önüne seçim sandığının bir an önce konulması gerekmektedir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- ADAM HAKLI 10 Eylül 2026 Perşembe
- TATLI SU KURNAZLARI 27 Ağustos 2026 Perşembe
- TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE ÇERÇEVE YASA 20 Ağustos 2026 Perşembe
- GERÇEKLERİ SÖYLEMEK BU KADAR MI ZOR? 13 Ağustos 2026 Perşembe
- HIRSIZLIK YAPMADIKLARI İÇİN Mİ TUTUKLANIYORLAR? 06 Ağustos 2026 Perşembe
- GİZLİ TANIKTAN SANIĞA 29 Temmuz 2026 Çarşamba
- CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NDEN AYRILIK VAKTİ GELDİ 23 Temmuz 2026 Perşembe
- AK-MATİK 16 Temmuz 2026 Perşembe
- OTOKRASİ Mİ DEMOKRASİ Mİ? 10 Temmuz 2026 Cuma
- CHP’NİN GENEL MÜDÜRÜ KEMAL KILIÇDAROĞLU 03 Temmuz 2026 Cuma