KÜÇÜK BİR KAÇAMAK KÜÇÜK BİR KAÇAMAK
Dede dostum Servet Alparslan’la çok sık birlikte oluruz. Artvin’i, Borçka’yı, çocukluğumuzu anlatırız sohbetlerimizde. Futbol, politika, günlük yaşam da konu başlıklarımız olur kuşkusuz. Diyeceğim o ki yaşamın içinde ne varsa sohbetlerimizde de o var.
Sarımsaklı’daki eski dostlarımdan Hüseyin Uzunoğlu;
“Abi buradaki arkadaşlar seni özlemişler, gel artık” deyip duruyordu ya, ben de Servet’e;
“Gider miyiz?” dedim.
Küçük birer el çantası hazırlayıp Servet’in arabasıyla yola çıktık. Paraya kıyıp paralı otoyola girdiğimizde ikindi saatlerinde Sarımsaklı’daydık.
Yaz kalabalığı yoktu Sarımsaklı’da. Özellikle bu tarihleri seçmiştik zaten. Hüseyin ve diğer arkadaşlar akşam yemeği için plaj kafelerinin birini seçmişler, kendi emekleriyle muhteşem bir sofra hazırlamışlardı. Yıllardır tanıdığım insanlardı ama yıllardır da gidememiştim. Nasıl bir muhabbet anlatamam. Sakin bir deniz, gün batımından sonra iyice görünen Midilli’nin ışıkları derken, sohbetin, gülmelerin doruklarında dolaştık. Sarımsaklı’nın seçkin otellerinden biri olan Acem Otel’de ayrılmış olan odalarımızda rahat bir uyku çektik. Ertesi gün küçük bir Ayvalık turu derken ikinci akşamımızı da Sarımsaklı’da geçirdik.
İkinci durağımız Kuşadası olacaktı, öyle de oldu. Kuşadası’nda da bir arkadaşımız, bir dostumuz vardı; Tümer Altunkaya. Kahvesini içtik, bahçesinden üzüm, erik topladık, Tümer Altunkaya ile bir kez daha gittik Artvin’e.
Son durağımız Didim.
Önce Yusuf Toraman’a uğradık. Zaten bir gece kalacağımız için zamanımızı iyi değerlendirmeliydik. Sonra Durmuş Ali Yalnız ağabeyimizle buluştuk. İzmit’i, Kocaelispor’u konuştuk biraz, biraz da politika yaptık tahmin edeceğiniz gibi.
Yıllar önce, genç bir polis memuruyken İzmit’te tanımıştım Nazmiye’yi. Sonraki yıllarda Artvin’e tayini çıkmıştı, Şavşat’ta görev yapmıştı derken bu dönemde Didim’de görevli. Didim’e gidip de Nazmiye’ye uğramamak olmazdı. Delidolu bir genç kızlığın sonrasında evlendi, çok tatlı iki de oğlu var şimdilerde. Nazmiye’yle, neredeyse bebekliğini bildiğim, okuyup avukat olmuş yeğeni Melis’le birlikte yedik akşam yemeğimizi.
Gördünüz işte “kaçamak” dediğim bu kadar. İki gece Sarımsaklı, bir gece Kuşadası ve bir gece de Didim. Kısa gibi görünen, upuzun bir dört gün bizim için.
Epeyce yol gidip geldik de, yol boyunca ettiğimiz sohbetlerin içeriğini de anlatmayım isterseniz…
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- ATATÜRK’TEN GÜNÜMÜZE UÇMAK 04 Kasım 2026 Çarşamba
- GÜLE GÜLE KEKÊ MİN 30 Ekim 2026 Cuma
- BU BAYRAMI YOK EDEMEYECEKSİNİZ!.. 29 Ekim 2026 Perşembe
- ANLAMADIĞIM İŞLER 23 Ekim 2026 Cuma
- TEK ADAYLI MI?,, 20 Ekim 2026 Salı
- TARİHTEN BİR NOT 17 Ekim 2026 Cumartesi
- HEP EKSİKLİĞİNİ YAŞADIK 14 Ekim 2026 Çarşamba
- DÜNYA NASIL KURTULACAK? 12 Ekim 2026 Pazartesi
- PİRANHA ÖKÜZÜ ÖYKÜSÜ 09 Ekim 2026 Cuma
- WİLLİAM JAMES SİDİS ADINI BİLMEZDİM 08 Ekim 2026 Perşembe