Çınar Kadın
Kadriye Yıldız Akcan

Yaşamın içinde kadın hikayeleri 9 Yaşamın içinde kadın hikayeleri 9

11 Haziran 2026 16:59
Alt katını kullanmadığımız iki katlı bir evdi bizimkisi. Tuvaleti balkondaydı, mutfağında dolap yoktu. Siyah taşlı tezgâhı vardı, fayans bile yoktu. Tabakları dizdiğimiz rafa annem "sergen" derdi. Alüminyum tencerelerde pişen yemeklerin, küçük tüpte demlediğimiz çayın tadı bambaşkaydı.

Salonun penceresinden caddeyi görürdüm. Divan örtüleri işlemeliydi. Öğle namazını kıldıktan sonra Cevriye Abla gelirdi. Bahçe kapısının sesinden geldiğini anlardık. Nefesi sarımsak kokardı; tansiyonu çıkmasın diye sarımsak yutardı. Annem de ona hamur kızartması yapardı. Çayın yanına zeytin, kek koyardı. Kek hamurunu biraz koyultunca kurabiye olur der, üzerine şeker serperdi. Babaannem çok severdi. Biber kızartmasını az kavurduğunda anneme, "Gelin, ne güzel olmuş," derdi. Ne güzel komşuydun Cevriye Abla... Bir çay içer, "Uğraşma Fatma, şimdi uğraşma, akşama da yemek kalsın," derdi.


Balkonumuz dayanıksızdı. Demirleri paslı, merdivenleri eskimiş taşlardandı. Her inişimde düşer, dizimi vururdum. Babaannem hemen zeytinle soğanı ezer, dizime bağlardı. Sabaha kadar yataklar o kokuyla dolardı.


Sokakta oynamak korkusuzdu o zamanlar. Uzak mahallelerden çocuklar gelir, top oynar, ip atlardık. Bir de Japon ipi vardı; üç kişiyle oynanırdı. Mahallede Memiş Ağa diye biri vardı. Boş arsasında oynamamıza izin vermez, topumuzu keserdi. Biz de gizlice giderdik. Huysuz bir yaşlıydı işte.


Mahallenin komşuları bahçelerinde her gün bir araya gelir, saatlerce sohbet ederdi. Yazları büyük avlulu bahçemizde annemle babaannem yün diderdi. Hiç sevmezdim o işi, tüylerinden korkardım. Yataklar boşaltılır, didilir, sopalarla dövülür, sonra yeniden dikilirdi.


Evimiz çok kalabalıktı. Halalarım, amcamlar eksik olmazdı. Annem durmadan bulaşık yıkar, çamaşır yıkardı. Misafir çocukları bazen divana işerdi. Neredeyse her gün çamaşır kazanı kaynardı. Annem kocaman örtüleri elleriyle sıkar, kuruturdu. Ah anacığım... Boşuna yırtmadın o kollarını, o tendonlarını.


Yazları kimse tatile gitmezdi. Köye gider, anneannemlere yardım ederdik. Mis gibi havada meyve toplar, kışlık hazırlardık. Şimdi düşünüyorum da insanlar o kadar işi nasıl yapıyordu? Yorulmuyorlar mıydı, yoksa enerjimiz mi çoktu?


Bazen deniz kenarındaki ya da başka şehirlerdeki akrabalarımıza giderdik, bazen onlar bize gelirdi. Şimdilerde sosyal medyada takip ettiğim hala ve dayı çocuklarıyla o zamanlar mektuplaşırdık. Mektupların kenarlarına maniler yazar, renkli kalemlerle çiçekler, böcekler çizerdim.


Şimdi aramadığımız, haberini almadığımız arkadaşlarımız, dostlarımız vardı o zamanlar. İlişkiler daha sıcaktı. Çat kapı giderdik evlerine. Sofrada ne varsa paylaşılırdı. Sevgiler gerçekti, özlemler gerçekti, dostluklar sahte değildi.


Bazen geçmişi özlemek, aslında eşyaları ya da evleri değil; insanların birbirine ayırdığı zamanı, emeği ve sevgiyi özlemektir. Benim çocukluğum da işte biraz böyleydi.

YORUMLAR
  • Toplam 3 yorum
Zemine 23:33 - 14 Haziran 2026

Geçmişe götür dü bizi yazınız Kadriye abla cım öğünler daha güzel di

0 Beğenmedim
Çetin 16:45 - 14 Haziran 2026

Yazınızla geçmişi yad ettik. Okul günlerimizi, mahalle oyunlarımızı, gençlik heyecanlarımızı vede köy düğünlerimizi anımsadık. Güzel yaşanmışlıklardı vesselam. Tebrikler

0 Beğenmedim
Arzu çalık 14:14 - 14 Haziran 2026

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X