Bayram Geliyor... Bayram Geliyor...
Çünkü eski bayramlarda insan yalnızca bayramı yaşamazdı; ailesinin sevgisinin içinde büyürdü.
Bizim evde bayram günler öncesinden başlardı. Annemin ayak sesleri bile değişirdi sanki. Ev başka kokardı o günlerde. Sabun kokusuna karışan çamaşırlar yeni silinmiş camlardan içeri süzülen güneş, mutfaktan gelen tereyağı kokusu… Hâlâ gözümü kapattığımda çocukluğumun evi bütün sıcaklığıyla karşıma çıkar.
Temizlik dediğin öylesine yapılmazdı bizde.
Annem perdeleri indirirken bile yüzünde ayrı bir heyecan olurdu. Dantel örtüler sandıktan çıkarılır, koltukların yönü değişir, camlar öyle silinirdi ki sabah güneşi eve başka doğardı. Babam bazen “Bu ev zaten temiz.” derdi ama annem yine de en ulaşılmaz köşelerdeki tozu bulurdu.
Şimdi düşünüyorum da…
Kadınlar evi temizlemiyormuş aslında; bayrama sevgi hazırlıyormuş.
Mutfak ise başlı başına bir bayram masalıydı.
Sarma tencereleri dizilir, ıspanaklı böreklerin üstü yumurta sarısıyla parlatılırdı. Baklava tepsisi açıldığında evin içine yayılan o koku… Bir çocuğun mutluluğu bazen sadece şerbet sesiymiş meğer.
Annem yorulurdu belki ama hiç şikâyet ettiğini hatırlamıyorum.ayqklarına masaj yaparfık bi ağrı kesici içerim der. Yüzünde hep tatlı bir telaş olurdu. Arada alnındaki teri siler, sonra dönüp bize bakıp gülümserdi. İşte şimdi en çok o gülüşü özlüyorum.
Bayram sabahları ise bambaşka bir huzurdu.
Daha hava yeni aydınlanırken uyanırdık. Ev sessiz ama kalp gibi canlı olurdu. Babam bayram namazına hazırlanırken çıkardığı o hafif sesleri bile dün gibi hatırlıyorum. Tıraş kolonyasının kokusu koridora yayılırdı. Ayakkabısının sesi kapıdan çıkınca annem hemen mutfağa yönelirdi.
Babam camideyken biz yeniden küçük bir telaşa girerdik. Çay demlenir, kahvaltılık tabakları hazırlanır, son kez toz alınırdı. Sanki babamla birlikte eve bayramın kendisi gelecekmiş gibi…
Ve gerçekten öyle olurdu.
Kapı açılırdı.
Babam içeri girerdi. Yüzünde o sakin bayram huzuru… bemim küçük erkek kardeşlerimle birlikte eve girdiklerinde sanki bütün ev nefes alırdı. Sonra eller öpülürdü. Babam başımızı okşardı. O küçücük anlar insanın ömrüne yetermiş, büyüyünce anlıyor insan.
Ben bayramlıklarımı giymek için sabırsızlanırdım. Kardeşim ise uykusunu bölmek istemez biraz daha yatardı. Annem ona kızar gibi yapar ama kıyamazdı.
Ev sonra yavaş yavaş dolmaya başlardı. Kapı hiç susmazdı. Kolonya kokusu, şeker kâseleri, gelen misafirlerin sesi, büyüklerin kahkahaları… Herkes birbirine gerçekten vakit ayırırdı o zamanlar. Kimsenin elinde telefon yoktu ama herkes birbirinin yüzüne bakardı.
İl dışındaki kuzenlerden gelen bayram kartlarını günlerce saklardım ben. O kartların üzerinde sadece yazı değil, özlem olurdu. Şimdi bir mesaj geliyor saniyesinde ama hiçbirinin içinde o eski sıcaklık yok.
Bayramın ilk günleri evden çıkamazdık pek. Çünkü misafire hizmet etmek gerekirdi. Çay taşırdık, tatlı uzatırdık, büyüklerin sohbetini dinlerdik. O zaman sıkılırdık belki ama şimdi dönüp bakınca anlıyorum; aile dediğin şey aynı sofrada geçirilen o uzun saatlermiş.
Sonra dördüncü günler gelirdi…
Köy yolları, çarşı kalabalığı, gençlik heyecanı, arkadaş buluşmaları… İçimiz kıpır kıpır olurdu. Hayat daha yavaş ama daha doluydu sanki.
Şimdi bayram geliyor yine…
Ama ne annemin mutfaktaki sesi var ne babamın bayram namazından dönüşü. Evler hâlâ temiz belki ama o eski ruh yok artık.
Çünkü bazı insanlar gidince, evin ışığı da biraz onlarla gidiyor.
Ve insan büyüdükçe şunu anlıyor:
Meğer bayramı bayram yapan şey yeni kıyafetler, tatlılar ya da kalabalık sofralar değilmiş…
Anneyle babanın aynı evde oluşuymuş.
İnsanın kendini hâlâ çocuk hissedebilmesiymiş.
- Toplam 4 yorum
Ruhan Odabaş 23:01 - 25 Mayıs 2026
Kalemine sağlık Kadriye kardeşim.
Serap 12:37 - 25 Mayıs 2026
Harikasınız kaleminize yüreğinize sağlık
Gülşen 16:41 - 24 Mayıs 2026
Muhteşemsin Kadriye hocam ne de güzel yazmışsınız, gözlerim doldu .
Ayhan 12:20 - 24 Mayıs 2026
İyi bayramlar ablacım
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ben de bir zamanlar çocuktum… 21 Ağustos 2026 Cuma
- Ertelediğimiz Şey Hayat Değil, Kendimiz Yaşamak… 23 Haziran 2026 Salı
- Yaşamın içinde kadın hikayeleri 9 11 Haziran 2026 Perşembe
- Kıymet Neyle Ölçülür? 02 Haziran 2026 Salı
- Bazı insanlar dünyaya şanslı gelir… 19 Mayıs 2026 Salı
- Adı Sevda’ydı… 04 Mayıs 2026 Pazartesi
- Aceleyle başlıyoruz güne… 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Bazı kadınlar vardır… 20 Nisan 2026 Pazartesi
- Buraya bir mutluluk bırakıyorum… 13 Nisan 2026 Pazartesi
- Yaşamın İçinde Kadın Hikayeleri 2 05 Nisan 2026 Pazar