Kendimce... Yazılar
Hicri Uluçay

HAZİRAN GELDİ; YOLA ÇIKMA ZAMANI

01 Haziran 2026 07:49
Dün sabah milyonlarca insan yeniden yollara düştü.Fakat bu kez mesele sadece dönüş yolculuğu değil. Asıl merak edilmesi gereken, geride bırakılan dokuz günün insana ne kattığı. Bavullar toplanıp kapılar kapanırken, bayramdan geriye kaç güzel hatıra, kaç içten sohbet, kaç değerli farkındalık kaldı?

Dokuz günlük tatilin ardından hayat yeniden hızlanacak. Alarm saatleri çalacak, ofisler dolacak, kepenkler açılacak. Ancak mesele sadece işe dönmek değil; insanın kendine dönüp yeniden harekete geçebilmesi.

Bayramlar bu yüzden kıymetlidir.

İnsana kısa bir mola verir.

Nefes aldırır.

Durup düşünme fırsatı sunar.

Kimi anne babasının elini öper.

Kimi yıllardır görmediği akrabasıyla hasret giderir.

Kimi bir mezar taşının başında geçmişi anar.

Kimi çocuklarının kahkahasında huzur bulur.

Ve fark eder ki hayat, çoğu zaman peşinden koştuklarımızda değil; gözden kaçırdığımız anlarda saklıdır.

Dokuz gün boyunca sofralar kuruldu, çaylar içildi, yollar aşıldı, hatıralar paylaşıldı.

Belki de bazı kırgınlıklar onarıldı.

Şimdi yeniden işe koyulma vakti.

Ama umarım sadece bedenlerimiz dönmez.

Bayramın kalbimize bıraktığı güzelliklerden birkaçını da yanımızda taşırız:

Biraz daha sabır.

Biraz daha anlayış.

Biraz daha teşekkür.

Biraz daha hâl hatır.

Çünkü hayatı güzelleştiren büyük başarılar değil, küçük inceliklerdir.

Haziran da böyledir.

Sıradan bir ay gibi görünür.

Oysa yılın tam ortasında durur ve sessizce, bir köşe yazısının yanında yer alan fotoğrafımıza bakar gibi sorar:

Ocakta kurduğumuz hayallerin neresindeyiz?

Neyi başardık?

Neyi erteledik?

Neyi ihmal ettik?

Ve en önemlisi, nasıl bir insan olduk?

Çünkü hayatın en önemli yarışı başkalarıyla değil, insanın kendisiyle yaptığı yolculuktur.

Bugün 1 Haziran Pazartesi.

Bayram tatili geride kaldı.

Birçoğumuz şu an iş yerinde, ofisinde ya da evindeki çalışma masasının başında kahvesini yudumlarken yeni haftaya hazırlanıyor.

Belki gelen e-postalara göz atıyor, belki yapılacaklar listesini düzenliyor, belki de tatilin ardından yeniden tempoya alışmaya çalışıyor.

İşte tam da böyle sabahlarda insan, kısa bir durup kendine bakma fırsatı bulabilir.

Çünkü yeni bir aya başlamanın en güzel yanı, geçmiş birkaç günü değil, önümüzde duran günleri düşünmektir.

Yarın sabah milyonlarca insan işinin başına geçecek.

Bilgisayarını açacak.

Kepengini kaldıracak.

İş önlüğünü giyecek.

Hayatın içine karışacak.

Ama keşke herkes evden çıkmadan önce kendine şu soruyu sorsa:

"Bu yeni aya nasıl bir insan olarak başlamak istiyorum?"

Bu sorunun cevabı maaş bordrolarında, banka hesaplarında ya da makam odalarında değil.

Aynada saklı.

Çünkü yeni başlangıçlar takvimde değil, insanın içinde başlar.

Haziran geldi.

Bayram bitti.

Yollar kalabalıklaşacak.

Hayat hızlanacak.

Ama unutmayalım:

Bazen insanın kaderini değiştiren şey yeni bir yıl ya da yeni bir ay değildir.

Bazen sıradan görünen bir pazartesi sabahıdır.

Ve belki de bugün, birileri için tam da öyle bir sabah olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X