NEHRİ GEÇERKEN TAŞLARI HİSSETMEK.
Fakat hayatın kendisi buna pek izin vermez.
Çünkü hayat, baştan sona aydınlatılmış bir cadde değil; çoğu zaman sisler içindeki bir patikadır.
Eski Çin bilgelerinden birinin söylediği gibi:
“Taşları hissederek nehri geçmelisiniz.”
Bu söz ilk bakışta sade görünür. Oysa içinde insan ömrünü anlatan büyük bir hakikat saklıdır.
Çocuk yürümeyi öğrenirken önce bütün denge kurallarını öğrenmez.
Ayağa kalkar.
Düşer.
Yeniden kalkar.
Yürümeyi yürüyerek öğrenir.
Bir çiftçi baharın başında tohumu toprağa atarken o yılın nasıl geçeceğini bilemez.
Yağmur zamanında yağacak mı?
Kuraklık olacak mı?
Mahsul bereketli olacak mı?
Bunların hiçbirinden emin değildir.
Ama tohumu yine de eker.
Çünkü bilir ki ekilmeyen tohumun filiz verme ihtimali yoktur.
Hayatın en büyük yanılgılarından biri, açıklığın eylemden önce geleceğini sanmaktır.
Oysa çoğu zaman açıklık sonradan gelir.
İnsan önce yürür, sonra yolu tanır.
Önce çalışır, sonra ustalaşır.
Önce mücadele eder, sonra tecrübe kazanır.
Bugün dönüp baktığımızda başarılı insanların hayatlarında ortak bir özellik görürüz.
Hiçbiri bütün şartlar oluşsun diye beklememiştir.
Hiçbiri önündeki sis tamamen dağılsın diye oturmamıştır.
Onlar ilk adımı atmışlardır.
Yolun geri kalanını ise yürüdükçe görmüşlerdir.
Futbolda da böyledir.
Bir altyapı hocası elindeki on yaşındaki çocuğa baktığında onun yıllar sonra nasıl bir futbolcu olacağını bilemez.
Ama çalışmaya başlar.
Antrenman yapar.
Emek verir.
Çocuk da her gün biraz daha gelişir.
Sonuç baştan belli değildir.
Ama emek olmadan sonuç da yoktur.
Aslında hayatın birçok alanında bizi durduran şey başarısızlık korkusu değil, belirsizlik korkusudur.
Her şeyi görmek isteriz.
Her şeyi bilmek isteriz.
Oysa bazen yapılması gereken tek şey, ayağımızın altındaki ilk taşı hissetmektir.
Sonrasını bir sonraki adım gösterir.
Çünkü nehirler haritalarla değil, adımlarla geçilir.
Hayat da öyle…
Yolun tamamını görmek zorunda değilsiniz.
Bazen sadece ilk taşı hissetmeniz yeterlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- BÜYÜCÜNÜN DEĞİŞTİREMEDİĞİ YÜREK 17 Eylül 2026 Perşembe
- BEKLEMEK Mİ, HAYATI ERTELEMEK Mİ? 16 Eylül 2026 Çarşamba
- BİR İLMEKLE GELECEĞİ DOKUMAK: HEREKE HALISI YENİDEN DOĞABİLİR Mİ? 15 Eylül 2026 Salı
- AYNI KULÜBEYE 15 Eylül 2026 Salı
- KARNEYE YAZILMAYAN DERSLER 14 Eylül 2026 Pazartesi
- İĞNEDEN KORKAN ALTIN KOLLU ADAM 13 Eylül 2026 Pazar
- İnsan sahip olduklarıyla değil, bağ kurabildikleriyle zenginleşir 12 Eylül 2026 Cumartesi
- İKİ AĞACIN GÖLGESİNDE 10 Eylül 2026 Perşembe
- PEKİ NEDEN EKSİKSİN? 10 Eylül 2026 Perşembe
- SURDAN METROPOLE 09 Eylül 2026 Çarşamba