Kendimce... Yazılar
Hicri Uluçay

İNSAN YAŞ ALARAK DEĞİL, VAZGEÇEREK YAŞLANIR İNSAN YAŞ ALARAK DEĞİL, VAZGEÇEREK YAŞLANIR

26 Temmuz 2026 23:37
Takvim yaprakları her gün bir gün eksilir. Aynaya baktığımızda saçlarımız biraz daha beyazlar, yüzümüzde yeni çizgiler belirir. Çoğu insan bunları yaşlanmanın işareti sanır. Oysa insanı gerçekten yaşlandıran şey yıllar değildir; umutlarını, merakını ve hedeflerini yitirmesidir.

Louis Pasteur, kuduz aşısını geliştirdiğinde altmış yaşındaydı. İnsanlığa umut veren o büyük keşif, gençlik yıllarında değil; ömrünün olgunluk döneminde geldi.

Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’ni yetmiş yaşını aşmışken tamamladı. Seksen altı yaşında ise ustalığının zirvesi kabul edilen Selimiye Camii’ni insanlığa armağan etti. Demek ki bazı eserler gençliğin gücüyle değil, yılların biriktirdiği akıl ve tecrübeyle yükseliyor.

Galileo, gökyüzünü incelemekten yetmişli yaşlarında da vazgeçmedi. Ayın çizimlerini yaparken gözleri gökyüzündeydi. Goethe ise ömrünün son yılında Faust’u tamamladı. Charlie Chaplin, yetmiş altı yaşında hâlâ kamera arkasında insanları güldürmenin yollarını arıyordu.

Bu örneklerin ortak noktası yaşları değildir.

Ortak noktaları, hayatla kurdukları bağı hiç koparmamış olmalarıdır.

Bugün birçok insan kırk yaşına geldiğinde “Artık benden geçti.” demeye başlıyor. Oysa bazen bedenden önce zihin yoruluyor. Ayaklardan önce hayaller duruyor. Takvim ilerlemeden önce umutlar yaşlanıyor.

Gerçek ihtiyarlık işte o gün başlıyor.

Çünkü gençlik yalnızca biyolojik bir dönem değildir. Gençlik; yeni bir kitap açabilmektir. Bilmediğin bir konuyu öğrenmeye istek duymaktır. Bir ağaca bakıp hayran kalabilmektir. Bir çocuğun gülüşünde geleceği görebilmektir. Yeni dostluklara, yeni fikirlere ve yeni başlangıçlara açık kalabilmektir.

Bilim de bunu söylüyor. İnsan beyni, öğrenmeye ve üretmeye devam ettiği sürece yeni sinir bağlantıları kurabiliyor. Merak duygusu canlı kaldıkça zihin de canlı kalıyor. Hareket eden beden kadar, çalışan zihin de yaşlanmaya direniyor.

Bu yüzden emeklilik, çalışmayı bırakmak olabilir; ama üretmeyi bırakmak değildir. Yaş almak kaçınılmazdır. Vazgeçmek ise bir tercihtir.

Hayat, yüksek bir dağa tırmanmaya benzer. Zirveye yaklaştıkça nefesiniz biraz daralabilir. Adımlarınız yavaşlayabilir. Fakat aynı zamanda görüş alanınız genişler. Gençken göremediğiniz vadileri, yılların ardından daha net görmeye başlarsınız. Tecrübe, zamanın insana verdiği en kıymetli armağandır.

Toplum olarak belki de en büyük yanılgımız, yaşlılığı yalnızca güç kaybı olarak görmemizdir. Oysa yaş, doğru değerlendirildiğinde bilgelik demektir. Sabır demektir. İnsanı olgunlaştıran uzun bir yolculuğun meyvesidir.

İnsan, takvimin söylediği kadar yaşlı değildir.

İnsan, umut ettiği kadar gençtir.

Yeni bir hedef koyabildiği kadar gençtir.

Yeni bir şey öğrenebildiği kadar gençtir.

Heyecan duyabildiği kadar gençtir.

Ve güzelliği görebildiği kadar hayattadır.

Takvim yalnızca yılları sayar.

Hayat ise yürümeye devam edenleri hatırlar.

Belki de bu yüzden insan, saçları beyazladığında değil; hayallerini toprağa gömdüğü gün yaşlanır.

Çünkü gerçek gençlik, doğum tarihine değil; yüreğin hâlâ atmak istediği yarınlara yazılır.

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Mehmet uluçay 14:01 - 30 Temmuz 2026

Çok güzel . Elinize sağlık

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X