Hicri Uluçay: “İnsan kendi yarattığı korkularının esiridir.”
28 Mart 2026
23:10
Tuğlalar, Duvarlar ve Zihnin Görmediği KapılarBazı duvarlar vardır…Taştan değildir. Ama en sert kayadan daha ağır, en yüksek surdan daha aşılmazdır.
Ve çoğu zaman o duvarları biz öreriz.
Fark etmeden…
Bir tuğla “ya olmazsa” koyarız,
Bir tuğla “ya başarısız olursam”,
Bir tuğla “ya insanlar ne derse…”
Sonra bir bakarız ki;
karşımızda aşılması imkânsız gibi görünen bir duvar yükselmiş.
Oysa gerçek şudur:
Duvar dışımızda değil, içimizdedir.
Hayat, çoğu zaman dış koşullarla değil,
onları nasıl yorumladığımızla şekillenir.
Aynı sahada iki futbolcu düşünün…
Biri top ayağına geldiğinde “ya kaybedersem” diye düşünür,
diğeri “bu benim anım” der.
Biri korkusunun esiri olur,
diğeri o korkuyu yakıt yapar.
Fark, yetenek değil…
Fark, zihnin kurduğu duvarlardır.
Resimdeki adam gibi…
Başlangıçta küçük bir engel vardır.
Bel hizasında bir duvar…
Geçilebilir.
Aşılabilir.
Belki sadece biraz cesaret ister.
Ama adam bekler…
Düşünür…
Şüphe eder…
Korkar…
Ve o bekledikçe duvar büyür.
Zaman geçtikçe tuğlalar çoğalır.
Bir süre sonra artık sadece bir duvar değil,
bir hapishanedir.
Ve en acı gerçek şudur:
O hapishanenin mimarı da, gardiyanı da kendisidir.
1900’lü yılların başında yapılan bir deneyde,
pireler bir cam kavanoza konur.
Kavanozun kapağı kapatılır.
Pireler zıplar…
Ama her seferinde kapağa çarpar.
Bir süre sonra daha alçak zıplamayı öğrenirler.
Sonra kapak açılır…
Ama hiçbir pire dışarı çıkamaz.
Çünkü artık zihinlerindeki kapak,
gerçek kapağın yerini almıştır.
İnsanın en büyük esareti işte budur.
Gerçek olmayan sınırların,
gerçek hayatını belirlemesi…
Kimse sana “yapamazsın” demeden önce,
sen kendine söylersin bunu.
Kimse seni durdurmadan önce,
sen durursun.
Ve en acısı…
Gerçek olmayan korkular için,
gerçek fırsatları kaçırırsın.
Oysa korku yok edilmesi gereken bir düşman değildir.
Korku…
doğru kullanıldığında pusuladır.
Ama yanlış yönetildiğinde,
zincire dönüşür.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu:
Benim önümde gerçekten bir duvar mı var,
yoksa sadece zihnimin bana çizdiği bir sınır mı?
Ve belki de bu yazıyı okuyan biri olarak sen…
Resimdeki adam değilsin.
Duvarı izleyen kişisin.
Fark eden…
Gören…
Ve belki de ilk tuğlayı yerinden oynatacak olan…
Çünkü insan…
kendi yarattığı korkuların esiri olabilir,
ama aynı zamanda
o duvarları yıkacak tek güçtür.
Cumartesi’nin notu:
Bugün bir tuğla kaldır…
Yarın o duvar zaten yok olacak.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- SARAYIN KAPISI, ŞEHRİN HAFIZASI 04 Kasım 2026 Çarşamba
- FİNAL BİLETİ HAKEMİN CEBİNDE 03 Kasım 2026 Salı
- BOŞUNA MI? 02 Kasım 2026 Pazartesi
- AYAĞINA TAKILAN HAYAT 01 Kasım 2026 Pazar
- MANTIĞIN SINIRINDA, OLANAKSIZIN KIYISINDA 30 Ekim 2026 Cuma
- KAF DAĞI’NIN ARDINDAKİ KUŞ 30 Ekim 2026 Cuma
- BİR SANAT DEVRİNE!.. 29 Ekim 2026 Perşembe
- BİR İMPARATOR GELDİ, BİR KÖŞK KALDI 27 Ekim 2026 Salı
- HERKES GİTTİ, KALECİ KALDI! 26 Ekim 2026 Pazartesi
- BEKLEDİĞİMİZ KUŞ NEDEN GELMİYOR? 26 Ekim 2026 Pazartesi