Kendimce... Yazılar
Hicri Uluçay

HAYATIN EN PAHALI ŞEYİ BEDAVA OLANDIR HAYATIN EN PAHALI ŞEYİ BEDAVA OLANDIR

02 Haziran 2026 02:47
Anadolu’da yaşlı insanların sık söylediği bir söz vardır:“Evlat, kıymetini kaybetmeden anlayamazsın.”Çocukken bu söz pek bir şey ifade etmez.

Çünkü insan elindekilerin hep var olacağını zanneder.

Sağlığın hep yerinde kalacağını…

Anne babasının hep yanında olacağını…

Dostlarının hep aynı masada oturacağını…

Çocukluğunun hiç bitmeyeceğini…

Ve zamanın hiç tükenmeyeceğini düşünür.

Sonra yıllar geçer.

Hayat yavaş yavaş öğretmeye başlar.

Önce takvim değişir.

Ardından insanlar.

Sonra şehirler.

Bir bakarsınız çocukluğunuzun geçtiği sokaktan yıllardır geçmemişsiniz.

Bir zamanlar her gün gördüğünüz insanlar artık sadece eski fotoğraflarda kalmış.

Ve insan o günlerde fark eder ki, hayatın en değerli şeyleri aslında hiç para vermeden sahip olduklarımızmış.

Bir sabah ağrısız uyanabilmek…

Annenin sesini duyabilmek…

Babanın nasihatlerinden sıkılabilmek…

Bir dostun kapıyı çalmadan içeri girebilmesi…

Akşam eve döndüğünde seni bekleyen insanların olması…

Bunların hiçbirinin fiyat etiketi yoktur.

Bu yüzden gençken onların değerini anlayamayız.

Çünkü insan çoğu zaman bedel ödediği şeyleri kıymetli sanır.

Oysa hayat tam tersini öğretir.

Parayla ev satın alabilirsiniz.

Ama yuva satın alamazsınız.

Parayla saat satın alabilirsiniz.

Ama zaman satın alamazsınız.

Parayla ilaç satın alabilirsiniz.

Ama sağlık satın alamazsınız.

Parayla kalabalıklar oluşturabilirsiniz.

Ama dostluk satın alamazsınız.

İnsan yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyor.

Eskiden başarı dediğimiz şeylerin bir kısmı anlamını yitiriyor.

Yerini daha sade şeyler alıyor.

Bir fincan çay.

Bir dost sohbeti.

Bir bayram sabahı.

Bir torunun kahkahası.

Bir annenin duası.

Bir babanın gururla bakışı.

Belki de bu yüzden yaşlı insanların gözleri geçmişten bahsederken parlar.

Çünkü onlar hayatın gerçek muhasebesini yapmıştır.

Ve bilirler ki en büyük zenginlik banka hesaplarında değil, hatıralarda birikir.

Geçtiğimiz bayram günlerinde yollar doldu.

İnsanlar kilometrelerce yol yaptı.

Kimi annesinin elini öpmek için…

Kimi babasının mezarına gitmek için…

Kimi yıllardır görmediği dostuyla bir çay içebilmek için…

Aslında herkes aynı şeyin peşindeydi.

Parayla satın alınamayan şeylerin…

Çünkü insan ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar başarılı olursa olsun, dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.

Sevilmek istiyor.

Hatırlanmak istiyor.

Değer görmek istiyor.

Ve bunların hiçbirini marketten satın alamıyor.

Hayatın en büyük ironisi de burada saklı.

İnsan gençken para kazanmak için zamanını harcıyor.

Yaş aldığında ise zaman kazanabilmek için parasını harcıyor.

Sonunda anlıyor ki, hayatın en pahalı şeyleri aslında bedava olanlarmış.

Bir dostun omzuna dokunabilmek.

Bir evladın “iyi ki varsın” demesi.

Bir annenin duasını almak.

Bir babanın hayırla anılması.

Bir sabah sağlıklı uyanmak.

Ve akşam başını yastığa koyduğunda vicdanının rahat olması…

Bunların fiyatı yoktur.

Çünkü bazı şeyler değerlidir.

Bazı şeyler kıymetlidir.

Ama bazı şeyler vardır ki…

Onlar paha biçilemez.

Ve insan bunu çoğu zaman ancak yaş aldığında öğrenir.

Belki de hayatın bize vermeye çalıştığı en büyük ders budur:

En pahalı şeyler, bedava olanlardır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X