Kendimce... Yazılar
Hicri Uluçay

YAŞANMIŞ HİKAYELER BEKLENTİNİN SOĞUĞU

24 Mayıs 2026 00:00
Gece…Sibirya steplerinde kışın en sert yüzünü gösterdiği gecelerden biri.Ay gökyüzünde solgun bir tanık, rüzgâr ise sanki görünmeyen bir düşman gibi toprağın üzerinde dolaşıyor.Soğuk… sadece teni değil, düşünceleri bile donduran bir soğuk.

Ve o gecede bir asker…

Nöbette.

Dimdik.

Sessiz.

Alışkın.

Çünkü bu ilk değil.

O, bundan daha soğuk gecelerde de durmuştu.
Rüzgârı yüzüne yemiş, ayazı ciğerine çekmişti.

Ve hiçbirinde şikâyet etmemişti.

Komutan geliyor.

Geceyi denetliyor.

Askeri görüyor.

Bir an duruyor.

“Üşümüyor musun?” diye soruyor.

Asker, alışılmış bir sakinlikle cevap veriyor:

“Hayır komutanım.”

Komutan bir an bakıyor.

Belki içinden bir merhamet geçiyor…
Belki sadece o anlık bir refleks…

“Olmaz,” diyor.
“Bu soğukta… sana battaniye göndereyim.”

İşte her şey o anda değişiyor.

Soğuk değişmiyor.
Gece değişmiyor.

Ama asker değişiyor.

Çünkü artık yalnız değil.

Artık…
beklentisi var.

Komutan dönüyor.

Karargaha giriyor.

Gece akıyor.

Gündem değişiyor.
Konuşmalar, emirler, hesaplar…

Ve o söz…
sessizce bir köşede unutuluyor.

Ama nöbetteki asker…

unutmuyor.

Artık rüzgâr aynı değil.

Aynı sertlikte esiyor ama daha fazla hissediliyor.

Soğuk aynı soğuk…
ama daha derin işliyor.

Çünkü artık beden değil, zihin üşüyor.

Asker bekliyor.

“Birazdan gelir…” diyor.

“Az sonra gelir…”

Zaman geçiyor.

Gece uzuyor.

Ama battaniye gelmiyor.

Ve işte o an…

insanın en kırılgan hali başlıyor.

Çünkü insan, yokluğa değil…
beklentinin boşa çıkmasına yenilir.

Asker artık sadece üşümüyor.

Bekliyor.

Her geçen dakika, umudu biraz daha inceliyor.

Her esen rüzgâr, sadece bedenini değil, içindeki o bekleyişi de donduruyor.

Ve bir noktadan sonra…

direnç kırılıyor.

Sabah oluyor.

Güneş doğuyor ama geç kalmış bir tanık gibi.

Komutan dışarı çıkıyor.

Bir an…
bir şey hatırlıyor.

“Battaniye…”

Koşuyorlar.

Ama bazı gecelerin sabahı, bir şeyi geri getirmez.

Asker…

yerinde.

Nöbette.

Ama artık üşümüyor.

Çünkü donmuş.

Asıl Hikâye Burada

Bu bir soğuk hikâyesi değil.

Bu…
beklentinin hikâyesi.

İnsan, yoklukla baş edebilir.

Ama umut verilip geri alınan yerde…
kırılır.

Çünkü beklenti, insanın içine kurduğu bir sıcaklıktır.

Ve o sıcaklık söndüğünde…
dışarıdaki soğuk iki kat hissedilir.

Hayatın En Sessiz Gerçeği

Bazen bir söz söylersin.

“Yaparım” dersin.
“Gönderirim” dersin.

Ve unutursun.

Ama o söz…

bir başkasının gecesine dönüşür.

Ve belki de hayatın en ağır derslerinden biri şudur:

İnsan, yokluktan değil… yarım bırakılan sözlerden üşür.

O asker…

soğuktan değil,
beklentiden dondu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X