PAZARI KAYBETMEK EN BÜYÜK RİSK
23 Ağustos 2026 15:52

ASLANTAŞ'TAN KRİTİK UYARI: PAZARI KAYBETMEK EN BÜYÜK RİSK

Gebze Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, Bloomberg HT'de Alara Akgün'ün sunduğu Fokus programının canlı yayın konuğu oldu.

Ziya Ulaş Tüm haberleri

Sanayinin mevcut görünümünden finansmana erişime, ihracat pazarlarındaki daralmadan yüksek üretim maliyetlerine kadar iş dünyasının gündemindeki başlıkları değerlendiren Aslantaş, “Biz bir pazarı kaybettiğimizde bunu yeniden kazanmak için çok daha fazla zaman ve bedel ödememiz gerekiyor. Belki de o pazara bir daha girememe riskimiz var” uyarısında bulundu.

Türkiye sanayisinin mevcut durumunu değerlendiren Aslantaş, ihracatın önemli bölümünün Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirildiğine dikkat çekerek Avrupa ekonomilerindeki daralmanın Türkiye’deki üreticilere doğrudan yansıdığını belirtti. Avrupa’dan gelen siparişlerde düşüş yaşandığını ifade eden Aslantaş, bu durumun sanayi üretimini olumsuz etkilediğini söyledi. Küresel rekabetin de giderek sertleştiğine işaret eden Aslantaş, sanayicinin hem dış talepteki daralma hem de artan maliyetlerle aynı anda mücadele ettiğini vurguladı.

“Pazarı kaybetmek en büyük risklerden biri”

Özellikle emek yoğun sektörlerde işçilik ve kira maliyetlerinin geldiği seviyenin işletmeler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Aslantaş, ihracatçıların uzun vadeli döviz bazlı anlaşmalarına karşılık maliyetlerin beklenenin üzerinde artmasının fiyat avantajını zayıflattığını kaydetti.

Aslantaş, ihracat pazarlarının korunmasının kritik önemde olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

“Biz bir pazarı kaybettiğimizde bunu yeniden kazanmak için çok daha fazla zaman ve bedel ödememiz gerekiyor. Belki de o pazara bir daha girememe riskimiz var.”

Aslantaş’ın bu sözleri, Türk sanayicisinin bugün karşı karşıya olduğu en hayati tehlikenin altını çiziyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, korumacılığın arttığı ve her ülkenin kendi sanayisini koruma yarışına girdiği bir dönemde, mevcut pazarları kaybetmek telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. GTO’nun son dönemde Kanada, Başkurdistan, Çin Shandong gibi yeni pazarlara açılma çabaları, işte tam da bu riski dengelemeye yönelik stratejik hamlelerdir.

“Firmalar finanslarını doğru yönetmeli”

Programda sanayici ve KOBİ’lere yönelik teşvik ve finansman desteklerini de değerlendiren Aslantaş, kamu desteklerinin sürdürülmesinin önemli olduğunu ancak işletmelerin yalnızca teşvik ve kredilere bağlı bir finansal yapı kurmaması gerektiğini söyledi. Özellikle ithalatı ikame edecek ürünlerin üretimine yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini belirten Aslantaş, bu yaklaşımın hem kaynakların yurt içinde kalmasını hem de ihracat yoluyla döviz girdisinin artırılmasını sağlayabileceğini ifade etti.

Aslantaş, “Teşvikler ve destekler her zaman devam etmeyebilir. Asıl olan firmalarımızın finans gücünü çok güçlü tutmalarıdır. Finansınız güçlü ise fırtınalı havalarda gemiyi limana daha rahat vardırabilirsiniz” değerlendirmesinde bulundu.

Desteklerde “borcu yoktur” kriterine eleştiri

KGF ve Nefes Kredisi gibi finansman mekanizmalarının işletmelere erişimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aslantaş, desteklerin özellikle finansmana gerçekten ihtiyaç duyan işletmelere ulaşması gerektiğini söyledi.

Aslantaş, SGK ve vergi borcu bulunan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak farklı bir model önerdiklerini belirterek, “‘Borcu yoktur’ yazısını getirin demek yerine, ‘Ne kadar borcunuz var?’ denilsin. Kredi doğrudan oraya aktarılsın ve işletmenin eli rahatlasın” dedi. Bu öneriyi TOBB nezdinde de dile getirdiğini belirten Aslantaş, finansman desteklerinin kriterlerinin ihtiyacı bulunan işletmelerin daha etkin yararlanabileceği şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.

Aslantaş’ın bu önerisi, KOBİ’lerin en büyük sorunlarından birine parmak basıyor. Mevcut sistemde “borcu yoktur” belgesi, zaten mali sıkıntı yaşayan işletmelerin desteklere erişimini engelliyor. Önerilen model, borcun doğrudan krediden kapatılmasıyla işletmenin nefes almasını sağlayacak ve kaynakların amacına uygun kullanılmasına imkân tanıyacaktır.

Yüksek faiz yatırımı durduruyor

Orta Vadeli Program’a ilişkin beklentilerini de paylaşan Aslantaş, üretim ve yatırımlar açısından faiz ve enflasyonun kritik başlıklar olduğunu vurguladı. Yüksek finansman maliyetlerinin yeni yatırımların önündeki temel engellerden biri haline geldiğini ifade eden Aslantaş, “Faiz oranları makul bir seviyeye düşmeden üreticilerimizin ve sanayicilerimizin bu maliyeti yüksek kredilerle yatırım yapmaları mümkün gözükmüyor” dedi.

Faiz ve enflasyonist ortamda ciddi bir iyileşmeye ihtiyaç bulunduğunu belirten Aslantaş, aksi durumda işletmeler açısından yalnızca yeni yatırım yapmanın değil, mevcut yapıyı korumanın da giderek zorlaşacağına dikkat çekti.

Gebze sanayisindeki yatırım eğilimini de değerlendiren Aslantaş, mevcut ekonomik koşullar ve küresel belirsizlikler nedeniyle büyük ölçekli firmaların yeni yatırım kararlarında daha temkinli hareket ettiğini söyledi. Firmaların önemli bölümünün yeni yatırım yapmak yerine mevcut üretim ve finansal yapılarını koruyarak yeni döneme hazırlanmayı tercih ettiğini belirten Aslantaş, Avrupa’daki sipariş düşüşlerinin bu eğilimi güçlendirdiğini, bazı işletmeler açısından küçülme baskısı oluşturduğunu ifade etti.

Gebze’de firma kapanışlarında olağanüstü tablo yok

Türkiye genelindeki işletme kapanışlarının sorulması üzerine Gebze Ticaret Odası verilerini değerlendiren Aslantaş, bölgede olağan dışı bir firma kapanışı görülmediğini ifade etti. GTO bünyesinde yaklaşık 29 bin üye bulunduğunu belirten Aslantaş, firma açılış ve kapanışlarının geçmiş yıllardaki ortalamalara yakın seyrettiğini, Gebze bölgesinin mevcut süreçten firma kapanışları bakımından ciddi ölçüde etkilenmediğini söyledi.

Bu veri, Gebze sanayisinin dayanıklılığını ve üretim ekosisteminin sağlamlığını gösteriyor. Türkiye genelinde işletme kapanışları konuşulurken Gebze’nin bu tablodan görece az etkilenmesi, bölgenin çeşitlendirilmiş sanayi yapısının, güçlü tedarik zincirlerinin ve GTO’nun üyelere sunduğu destek mekanizmalarının bir sonucudur.

“Made in EU” tehdidi ve küresel yatırımlar

Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yaklaşımını değerlendiren Aslantaş, küresel ekonomide korumacı politikaların güçlendiğine dikkat çekti. Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımıyla kendi sanayisini ve üretimini yeniden Avrupa’ya çekmeye yönelik güçlü bir irade ortaya koyduğunu, ABD’de de benzer politikaların izlendiğini ifade etti.

Türkiye’deki işçilik maliyetlerinin geçmişte sağladığı avantajın zayıflamasının da yabancı yatırımların kararlarında etkili olabileceğini belirten Aslantaş, şirketlerin daha avantajlı üretim merkezlerine yönelme veya yatırımlarını yeniden Avrupa’ya taşıma eğilimi gösterebileceğini kaydetti.

ABD pazarına açılan kapı

Programda Gebze Ticaret Odası’nın TABA/AmCham ile yürüttüğü çalışmalara da değinen Aslantaş, ABD pazarına açılmak isteyen GTO üyelerinin doğru bilgiye ve tecrübeye doğrudan ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. ABD’ye mal veya hizmet satmanın yalnızca ürün sahibi olmakla mümkün olmadığını; pazarın yapısının, müşteri profilinin, mevzuatın ve ticari dinamiklerin doğru bilinmesi gerektiğini vurgulayan Aslantaş, TABA/AmCham ile gerçekleştirilecek iş birliği kapsamında üyelerin bu alandaki tecrübeli isimlerle doğrudan buluşturulacağını belirtti.

“İhracatı artırmanın yolu katma değeri yüksek üretimden geçiyor”

Programın sonunda Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü nasıl koruyabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aslantaş, çözümün düşük maliyet üzerinden rekabet etmek değil, katma değeri yüksek ürün üretmek olduğunu vurguladı.

Herkesin üretebildiği ürünlerle küresel rekabette öne çıkmanın giderek zorlaştığını ifade eden Aslantaş, “İhracatımızı artırabilmemizin çözümü katma değeri yüksek ürün üretmek. Her gün yeni inovasyonlar geliştirerek ön planda olmamız gerekiyor” dedi. Aslantaş ayrıca sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için yeşil dönüşümün tamamlanması ve verimliliğin üretimin merkezine alınması gerektiğini belirterek, Türkiye sanayisinin küresel pazarlardaki geleceğinin inovasyon, dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim ekseninde şekilleneceğini kaydetti.

Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş’ın Bloomberg HT çıkarması, Türk sanayisinin nabzını tutan en kapsamlı değerlendirmelerden biri oldu. Aslantaş, sadece Gebze’nin değil, tüm Türkiye sanayisinin karşı karşıya olduğu riskleri ve fırsatları masaya yatırdı. “Pazarı kaybetme” uyarısı, bugünün değil, yarının en büyük tehdidine işaret ediyor. GTO’nun son dönemde uluslararası iş birliklerine, yeşil ve dijital dönüşüme, yeni pazar arayışlarına verdiği önem, işte bu riskin farkında olmanın bir sonucudur.

Aslantaş’ın finansman desteklerinde “borcu yoktur” kriterine getirdiği eleştiri ve önerdiği alternatif model, KOBİ’lerin sesi olma görevini ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor. Ayrıca, “Made in EU” tehdidi karşısında katma değerli üretim ve inovasyon çağrısı, Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini koruması için hayati önem taşıyor.

Gebze’nin İSO 500’de 68 firmayla zirvede olduğu, 29 bin üyeye ulaştığı ve Türkiye sanayisinin kalbi konumunda bulunduğu düşünüldüğünde, Aslantaş’ın bu çıkarması sadece bir röportaj değil, aynı zamanda bir yol haritasıdır.

Objektif Kocaeli Gazetesi olarak, Başkan Abdurrahman Aslantaş’ın Bloomberg HT’deki bu kapsamlı ve isabetli değerlendirmelerini takdirle karşılıyoruz. Sanayicimizin sesini ulusal platforma taşıyan, sorunları tespit eden ve çözüm önerileri sunan bu vizyoner yaklaşım, Gebze’nin ve Türkiye’nin geleceği için umut vericidir. Pazar kaybetme riskine karşı atılacak her adım, ülke ekonomisine yapılacak en değerli yatırımdır.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 23 Ağustos 2026 16:00
BENZER HABERLER
X